Home / GÜNDEM / İranlı Mültecileri Şimdide Türkiye’den Gönderilme Korkusu Sardı

İranlı Mültecileri Şimdide Türkiye’den Gönderilme Korkusu Sardı

VanHaber – İranlı kadın hakları müdafaa edicisi Meryem Şeriatmadari’nin Eylül ayı başında Türk yetkililer tarafından gözaltına alınması, Türkiye’de yaşayan İranlı sığınmacılarla, bu sığınmacıların himaye altında tutulduklarına ait kaygı ve iddiaları körükledi.

Meryem Şeriatmadari, 2017 seneninde İran’da kadınlara uygulanan başörtüsü zorunluluğuna karşı protesto eylemleri tertip eden “Devrim Sokağı Kızları” hareketinin bir parçasıydı. “Toplum içinde başörtüsü takmayı reddederek yozlaşmayı teşvik ettiği” gerekçesiyle ülkesinde bir sene mapus cezasına çarptırılan Şariatmadari, 2018’de İran’dan kaçarak Türkiye’ye sığınmıştı.

Meryem Şeriatmadari, İran’da kadınlara uygulanan başörtüsü zorunluluğuna karşı protesto eylemleri tertip eden “Devrim Sokağı Kızları” hareketinin bir parçasıydı.

7 Eylül’de Denizli’de ikamet dokümanının müddetinin dolduğu gerekçesiyle Türk polisi tarafından gözaltına alınan Şeriatmadari, hudut dışı edilmek üzere muhacirlik yetkililerine teslim edilmişti.

Gözaltına alınan Şeriatmadari’nin hudut dışı edilmesi vaziyetinde İran’da cezalandırılabileceğini vurgulayan bir takım İranlı ve Türk kadın hakları müdafaa edicileri, sosyal medya üzerinden geniş kapsamı geniş bir kampanya başlattı.

Şeriatmadari, gözaltına alındıktan bir gün sonra, Türkiye’yi 30 gün içinde ayrılması koşuluyla serbest bırakıldı.

Radio Farda’ya konuşan Şeriatmadari, “Sosyal medya desteği olmasaydı sınır dışı dokümanımı imza atmaya zorlanacaktım ve sonucum belirsiz olacaktı” diye konuştu.

Merkezi Maryland eyaletinde bulunan ve İran asıllı Amerikan yurttaşlarının oluşturduğu demokrasi yanlısı bir kuruluş olan İran’da Demokrasi İçin Milli Birlik (NUFDI) Türkiye’nin, baskıcı rejimden kaçan İranlı politik sığınmacılara hane sahipliği yaptığına dikkat çekiyor.

Legal statü

Birleşmiş Milletler Sığınmacılar Yüksek Komiserliği (UNHCR), 2019 senesi Kasım ayı verilerine göre Türkiye’de takriben 39 bin İranlı sığınmacı yaşıyor.
Ancak Türkiye, Avrupa Konseyi azası olan ülkelerin yurttaşlarına mülteci statüsü tanıma zorunluluğu getiren Cenevre Sözleşmesi üzerinde coğrafi kısıtlama uyguluyor. Bu uygulama uyarınca Avrupa ülkesi yurttaşı olmayanlar, beynelmilel mülteciler hukuku dahilinde savunma altına alınmıyor.

UNHCR’ın Türkiye Sözcüsü Selin Ünal, Amerika’nın Sesi’ne gönderdiği elektronik postada, “Türkiye’de uluslararası savunma beklentisi içinde olan yabancılar, hangi ülkeden geldiklerine bakılmaksızın, uluslararası savunma müracaatı yapanlar olarak kayıt altına alınıyor” dedi.

UNHCR, 2018 yılı Eylül ayına kadar İranlı mültecilerin müracaatlarını ve bu kişilerin üçüncü ülkelere transfer edilmesi sürecini hızlandırdı. O vakitten bu yana müracaatlar, Göç İdaresi Genel Müdürlüğü tarafından incelendi.

Göç İdaresi Genel Müdürlüğü verilerine göre geçen yıl 3.588 İran yurttaşı, Türkiye’de uluslararası savunma müracaatında bulundu.

Bazı uzmanlar, Türkiye’nin Cenevre Sözleşmesi’ne coğrafi kısıtlama uygulamasının, Türkiye’de sığınma müracaatı yapan İran yurttaşlarının rizikolu koşullar altında yaşamak zorunda bırakılması mananına geldiğini kaydediyor.
Demokrasileri Savunma Vakfı Türkiye Programı Direktörü ve daha önceki milletvekili Aykan Erdemir, Amerika’nın Sesi’ne yaptığı izahta, “Sığınmacı statüsünün sağladığı legal savunmadan yoksun olan, kaderleri Tahran ile Ankara arasındaki ikili ilişkilerde yaşanan iniş-çıkışlara bağlı olan İranlılar daimi hudut dışı edilme korkusu içinde yaşıyor” diye konuştu.

Bu ay tertip eden Türkiye-İran Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi toplantısına dikkat çeken Erdemir, iki ülke arasındaki ilişkilerin derinleşmesinin “Türkiye’de yaşayan İranlı muhalifler üzerinde daha fazla baskı uygulanması” mananına geldiğini kaydediyor.

Türkiye’deki İran istihbaratı

İranlı sığınmacılar, Türkiye’den hudut dışı edilme korkusunun gittikçe daha da büyümesinin yanı sıra İran rejimine bağlı Devrim Muhafızları’nın yurtdışındaki gözetleme faaliyetlerinden de tedirgin.

Bir takım uzmanlar, İran yurttaşlarının Türkiye’de vize olmadan 90 gün kalabilmesi hasebiyle İran istihbarat yetkililerinin Türkiye’ye girip muhaliflerle alakalı casusluk faaliyetleri yürütebileceğini öne sürüyor.

İstanbul’da yaşayan İran politikası uzmanı basın mensubu Savaş Porgham, Amerika’nın Sesi’ne, “Vize zorunluluğu olmaması, İran istihbarat yetkililerinin resmi pasaportlarını ibraz etmeden, sıradan pasaportlarla Türkiye’ye giriş yapmasına olanak tanıyor. Bu vaziyet, Devrim Muhafızları bünyesindeki elit yabancı operasyonlar birimi Kudüs Gücü’nün Türkiye’deki faaliyetlerini arttırması mananına geliyor” şeklinde konuştu.

Güvenlik kaygısı hasebiyle soyadını vermeyi reddeden İranlı kadın Raha, İranlı casusların, kendisi gibi Van’da yaşayan politik muhalifler ile ilgili casusluk faaliyetleri yürüttüğüne inanıyor.

Raha, “Korku ve güvensizlik hissi gün geçtikçe artıyor. İranlı sivil polislerin gölgesini, Van’ın kasvetli sokaklarında aramızda dolaştığını hissediyorum. Bizi taciz etmekten, kaçırmaya kadar her şeyi yapabilirler” diyor ve “Araş Şoa-Şarg’ın gündüz gözü acayip şekilde kaçırılması bunun açık örneği” şeklinde ilave ediyor.

İranlı gazeteci Araş Şoa-Şarg, 2017 yılında “yalan haber yaymak ve müsaadesiz yayın yapmaktan” suçlu bulunmuş ve 2017’de Türkiye’ye kaçmıştı.

Gazetecileri Savunma Komitesi’ne (CPJ) göre 2018’de Türk istihbarat yetkilileri tarafından Van’da gözaltına alınan Araş Şoa-Şarg, sınır dışı edilerek İran’a gönderilmiş, 2019 yılı nihayetinde Raşt şehrindeki Lakan Hapishanesi’ne konmuştu.

Türkiye ve İran, 2010 yılında her iki ülkenin de suçlu iade talebinde bulunmasının önünü açan adli işbirliği anlaşması imza atmıştı.

Ancak Raha gibi Van’da yaşayan çok sayıda İranlı mülteci, Şoa-Şarg’ın gözaltına alınmasında İran istihbaratının rol oynadığından korkuyor.

Adana’da yaşayan 59 yaşında olan İranlı Kürt mülteci Ömer Minaei de Raha’nın korkularını paylaşıyor ve İranlı casusların Türkiye’de serbestçe faaliyet gösterdiklerini, Türk yetkililerin müdahalesi olmadığı için mülteciler üzerinde korkutma, sindirme ve baskı uyguladıklarını söylüyor.

Amerika’nın Sesi’ne konuşan Minaei, “Türk yetkililer İranlı casusların varlığını gözardı ediyor ve mültecilerin yalan söylediğini öne sürüyor. Ben de bizzat bu tehditlerden mağdurum. Tehdit edici telefonlar, evime tertip eden baskınlar buna örnek. Yakıntılarımın hiçbiri Türk yetkililerce ciddiye alınmadı” diyor.
Türkiye Dışişleri Bakanlığı ise Amerika’nın Sesi’nin bu suçlamalara ilişkin görüş alma talebini cevapsız bıraktı.

Türkiye’de yaşayan İranlı mültecilerin durumunu izleyen insan hakları müdafaa edicisi Meryem Nayeb Yazdi, yaptığı gözlemlere dayanarak, İranlı casusların mültecilere yönelik operasyonlar tertip ettiğine inandığını söylüyor.
Amerika’da yaşayan Yazdi, “İslam Cumhuriyeti’nin güvenlik aletlerinin İran’a komşu ülkelerde sağlam varlığı olduğu, İranlılar arasında çok iyi bilinir. Bu güvenlik aletlerinin Türkiye ve Suriye dahil diğer ülkelerin iç işlerine karışmak gibi huyları vardır” diyor.

Montreal Üniversitesi’nden İran ve Türkiye uzmanı Vahid Yücesoy, İran’ın Devrim Muhafızları’nın Türkiye topraklarında aktif olduğunu, hem de sürgündeki İranlı hak müdafaa edicilerini kaçırmak gibi tasarılar yaptığını söylüyor. Yücesoy, buna, Türkiye’den kaçırılmasını İran Devrim Muhafızları’nın tasarıladığı Mesih Alinejat’ı örnek gösteriyor.

Amerika’nın Sesi İran Yayın Bölümü’nde program sunan insan hakları müdafaa edicisi Mesih Alinejat, New York’ta yaşıyor. Alinejat, Türkiye’ye taşınması ve buradan da kaçırılarak İran’a geri götürülmesi için İslam Devrimi Muhafızları’nın ailesine baskı yaptığını söylüyor.

Yücesoy, Amerika’nın Sesi’ne, “Devrim Muhafızları’nın her şeyin pürüzsüz şekilde gideceği düşüncesiyle böyle bir tasarı yapabilmesi için Türk yetkililerden korkmuyor olması gerekiyor. Tam tersine, İran yurttaşlarının kaçırılarak İran’a geri götürülmesi ile ilgili önlerinde hiçbir mani olmadığına inanıyorlar” diyor.

About admin

Check Also

101 Aydın’dan ortak bildiri: Gençler Sesimize kulak verin!

VanHaber – Değişik siyasal çizgi ve ananelerden gelen “101 Aksaçlı” yayınladıkları ortak metinle, Türkiye’nin içinde …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir