Bir Yürüdük Bin Dertlendik (Bunun adı zavallılık)

Gözlerimi açtığımda saat sabahın 5’iydi. Açık duran balkon kapısından ılık bir esinti giriyordu içeri. Birkaç saniye sonra, inanamamışçasına başımı çevirip duvar saatine yeniden baktım. Doğru görmüşüm, saat sabahın 5’i. 26 Temmuz 2025 Cumartesi. İki gün önce…

Abone Ol

Oysa geç uyumuştum! ‘Bu kadar erken uyanmak da ne’ diye, aranmaya, anlamaya çabaladım. Aniden bayram sabahına uyanmış çocuklar gibi büyük bir heyecan yükseldi içimde.

Yüzümde tebessümle fırladım yataktan, üstümü giyindim. Yan odada uyuyan kuzenim Cengiz Bey’e bir göz attım, henüz uyanmamıştı. Daha erkendi, termostan bir çay doldurup balkonda oturdum. Tam karşımda Van Kalesi. Seyre daldım.

Bu gün büyük gündü. Hayatım boyunca hayal ettiğim bir şeyi yapacaktım.

*****

Tam bir hafta önceydi. Bilmem hiç karşılaştınız mı, Vangölü Aktivistleri diye bir grup var. Sosyal medya hesaplarından sık sık etkinlik duyurusu yapıyorlar. Bu yıl 2’incisi düzenlenecek olan tarihi Şamran (Menua) Kanalı yürüyüşünü duyurdular. (ilkini kaçırmış üzülmüştüm!)

2 gün 1 gecelik ücretsiz bir etkinlik. Edremit’ten başlayıp Gürpınar’a kadar Şamran boyunca 46 km yürüyecek, gece çadır kurulup doğada kalacaktık. Paylaşılan linke tıklayıp WhatsApp grubuna hemen dahil olmuş, benim gibi doğa aşığı olan kuzenim Cengiz’e de atmıştım linki. Birkaç gün içinde yazışmalar oldu, yürüyüş güzergahı, kahvaltı ve yemek işleri belli oldu, tabanı sağlam bir ayakkabı, güneş kremi ve uygun kıyafetler giymemizi tavsiye eden bilgiler paylaşıldı.

Günler geçti, daha doğrusu geçmek bilmedi. Sonunda beklenen sabah gelip çattı, ben bayram sabahına uyanan çocuklar gibi gözlerimi açıvermiştim.

*****

Bu sırada misafirim uyandı. Hızlı bir kahvaltı yapıp, geceden hazırladığımız, sırt çantalarımızı, uyku tulumlarımızı kaptığımız gibi yola koyulduk.

Nur Tatar Spor Salonunun bahçesinde saat 08:00’da herkes bir araya gelecek ve yürüyüş buradan başlayacaktı. Vardığımızda, grubun öncüsü kıymetli Muhlis hoca ile yanında orta yaşlı bir beyefendi bekliyordu. Tanıştık. Erdeniz bey, etkinliğe katılmak üzere taa İstanbul Üsküdar’dan gelmiş. Açıkçası bunu duyunca hem mutluluğumu, hem şaşkınlığımı gizleyemedim. Gezi sandığımdan daha keyifli olacağa benziyordu.

Erdeniz Bey, Hürriyet Gazetesi’nden emekli ve tam bir doğa aşığı, bu etkinliği sosyal medyadan duymuş uçağa atlayıp Van’a gelmişti. Kısa süre sonra Van’ın tanınmış iş insanlarından Umut bey ve kuzeni geldi. Öğrendim ki Bitlis’ten gelen grup da yoldaymış. Minibüs geldi, içinden 6 kişi indi. Merhabalaştık, çember oluşturduk, tanıştık, herkes çok mutlu, heyecanlı.

Biraz daha bekledik, başka gelen olmadı. Açıkçası Vanlılar adına çaktırmadan bi utandım! Van’daki etkinliğe 12 kişi katılıyor; 1 İstanbul, 6 Bitlis, 5 Van…

Sırt çantalarımızı yüklendik, şapkaları ve gözlükleri taktık, yürüyüş başladı. Hiçbir şeyin keyfimi kaçırmasını istemiyordum, modumu hızla değiştirdim. Nur Tatar Spor Salonun yanından geçen kanal boyu, Edremit istikametine yürümeye başladık. Aramızdaki tek kadın, Dilruba hanım, Vangölü Aktivistlerinin resmi başkanı.

Yılların özlemi, günlerin sabırsızlığı ile beklediğim etkinlik, nihayet başladı. Edremit’in, o ege sahil kasabalarını aratmayan yemyeşil bahçelerine daldık. Kanal boyunca yürümeye devam ettik. Hayatım boyunca kendimi en iyi ve mutlu hissettiğim anlarından birini yaşıyordum. 46 km yürüyecektik, ama ben şimdiden çabuk bitecek ve doyamayacakmışım gibi hissediyordum…

Vangölü Aktivistleri yapılanmasının kıymetli Lideri Erdoğan Özel hoca, ilk fırsatta hepimizi bir araya toplayıp ahşap bir köprünün üzerinde hatıra resmi ve videosu çektirdi. “Şamran Kurumasın Edremit Yeşil kalsın” diye slogan attık. Yola devam ettik.

*****

Yürüdükçe keyfimizi kaçıran bir durum başladı. Kanalın hiçbir noktasında su yok, kupkuru! Ziraat Mühendisi Cengiz’le göz göze geldik. “Baksana ağaçlar hiç su içmemiş, her yer kupkuru, otlar sararmaya başlamış, bu hiç iyi değil” dedi. Moralimiz bozuldu.

Yoldan gelip geçen genç-yaşlı herkes bize gülümsüyor, arabayla geçenler dahil herkes selam veriyor. Bu halkın sıcaklığı nerde var Allah aşkına diye içimden geçiriyorum. Karşılaştığımız her yaşlı bizimle konuşuyor.

Şamran kanalından bu yıl hiç su akmadığını, ağaçların, bahçelerin, güzelim Edremit’in artık kurumaya başladığını anlatıyor üzüntüyle, feryat ediyor öfkeyle. “Ulan bu halka yapılır mı bu!” diye ben de öfkeleniyorum. Bayram sevinciyle başladığım günüm, bir anda can sıkıcı bir hale dönüyor. Ortalık vahşi batı kovboy filmlerindeki terkedilmiş benzin istasyonlarında olduğu kadar kurak. Ağaçlara, otlara baktıkça içim acıyor.

Bu halde Edremit mahallelerinin içinden geçerek, bacasından toz bulutu yükselen Çimento Fabrikasının arkasından dolaşarak, Kadembastı mevkiindeki Tariria bölgesine ulaştık. Kanalın altında kalan ve binlerce yıldır yemyeşil olan bu alan da, sararmaya başlamış! Moralim tekrar bozuldu.

Tariria’nın üst kısmında koca bir kayanın üzerinde “Kral Menua”ın 2800 yıl önce yazdırdığı ve bu kanala ihanet edenleri lanetleyen çivi yazısı ile karşılaşıyoruz. İçimden tarifi imkansız sözcükler, duygular fışkırıyor. Geçip gidiyoruz, Karayolları 11. Bölge Müdürlüğü yerleşkesinin bulunduğu yere yaklaştıkça gördüğümüz manzara canımızı biraz daha sıkıyor.

15 yıldır başlamayan Van Çevre Yolu öylece beklerken, bu kurum için Vangölüne dolgu yapılarak inşa edilen devasa üst geçit, devasa köprü ayakları, harcanan akıl almaz paralar dikkatimizi ve nefretimizi kabartıyor.

Üstüne üstük Karayolları VİP yerleşkesinin, DSİ’ce yatağı değiştirilen Şamran Kanalı’nın eski tarihi güzergahının sıfırına inşa edildiğini görüyoruz. İyice nefret ediyoruz. Yolumuz uzun, peş peşe moralimizi bozan bu işler enerjimizi resmen emiyor. Bir yaşlı teyzenin yeşil bahçesine sığınıp soğuk su içiyor, kısa bir mola veriyoruz.

Kıyıcak Mahallesinin (Suvartan) içinden geçiyoruz. Burada kanalın dibinde birikmiş balçık, güneşten kurumuş ve çatlamış. Yer yer çöpler birikmiş, sinekler vızıldıyor. Sanırsınız yüz yıldır buradan su akmamış. Hidroelektrik santralinin oraya varıyoruz durum aynı.

Bu bölgede dikkatimizi çeken başka bir şey oldu. DSİ 1960’lı yıllarda tadilat yaparken tarihi Şamran-Menua Kanalına ihanet edip, yaklaşık 10 km’sinin yerini değiştirmiş. Yeni kanal aşağı inşa edilmiş, tarihi kanalın kendi yatağı kaderine-bozulmaya terk edilmiş. İçimiz acıyor.

Böyle böyle, öğleden sonra Gölkaşı Mahallesine vardık. Köy evlerinden tandır ekmeği kokusu yükseliyor, damlarda kayısı kurutan genç kızlar, kadınlar, bağ bahçede çalışan köyün erkekleri var.

Pat diye su sesi işitmeye başladık iyi mi? Yüzümüze ılık ve ıslak bir hava çarptı. Hemen fark ettik değişikliği. Meğer buranın ahalisi taşlar ve molozlarla Kanal’ın önünü kapatmış, suyun öteye geçmesine müsaade etmiyor. Ağaçlar, bahçeler yemyeşil. Hemen her tarlanın, bahçenin kenarına kazılmış küçük arklardan şırıl şırıl su taşıyor.

Fark ediyoruz ki; birkaç yüz metrede bir, Şamran Kanalı'nın içine tonlarca ağırlıkta taşlar ve moloz yığılmış. Yer yer su kanaldan taşıyor. Olay burada farklı bir boyuta geçiyor. Ağaçlar, neredeyse dokunsak elimiz ıslanacak kadar su içmiş gibi. Otlar, börtü böcek capcanlı. 5-10 km önceki kurak havadan, sararan bahçelerden eser yok, serin ıslak bir iklim var burada.

Sevinsek mi, üzülsek mi, bilemiyoruz!

*****

5-6 km daha devam ettik, Dönemeç Şelalesi’ne vardık. Çoğu Vanlının görmediği, bilmediği, belki de duymadığı bu şelale, adeta cennetin saklı bir köşesi gibi. Tek kelimeyle bayıldık desem, korkarım ki yeterince ifade edemeyebilirim. Onlarca aileyi, gençleri ve çocukları; yemyeşil ağaçların arasında, yosun tutmuş taşların üzerinden akıp gelen buz gibi berrak suyun keyfini çıkarırken bulduk.

Bir dakikadan daha az bir süre içinde, hepimiz ayakkabılarımızı ve çoraplarımızı çıkartmış, suyun içinde ama üst kısmı yukarda kalan taşların üzerine oturmuş ve ayaklarımızı buz gibi suya sarkıtmış, çevreyi izlemeye koyulmuş haldeydik.

Tamı tamına 25,6 km yürümüştük. Ayaklarımız bu buz suya temas eder etmez, ağrıdan sızıdan eser kalmadı. Adeta hiç yürümemiş gibi hissettik.

Dönemeç Şelalesi, hayatımın en güzel deneyimlerinden biri oldu. Herkese tavsiye ederim. Mutlaka deneyin ve ne kadar eşsiz bir şehirde yaşadığımızı keşfedin derim.

*****

Önce bu güzel etkinliği düzenleyen Vangölü Aktivistleri ekibine şükranlarımı sunmak isterim. Tüm Vanlıların bu enerjik grubu radarına almasını öneririm…

Sevgili okurlar, yürüyüşümüzün bundan sonraki bölümünde kamp yapacağımız alana hareket ettik. Yazı daha fazla uzamasın diye devamını anlatmayacağım…

Bildiğiniz üzere; üzerine şarkılar türküler nakşedilen 2800 yıllık tarihi Şamran Kanalı; Gürpınar Başet Dağı eteklerinden çıkan suyun kendi cazibesiyle akıp geldiği Aşağı Kaymaz Köyünden, Urartu halkının 30 yıl emek vererek, elle kazdığı kanal sayesinde, Van Kalesine kadar su taşıyor. Binlerce yıldır! Dünyada eşi benzeri yok bu mühendislik harikası eserin. Geçtiği her yer yemyeşil, hem su hem medeniyet taşıyor. Gidip görmenizi, ailece bu deneyimi yaşamanızı, yürüyemezseniz bile aracınızla yukarıda bahsettiğim yerleri keşfetmenizi, çok büyük bir ısrarla tavsiye derim.

Ancak yazıyı kapatmadan önce ifade etmek isterim ki; bugün maalesef bazı medeniyetsizler yüzünden hem kanal, hem güzelliğiyle övündüğümüz Edremit ilçemiz adeta ölüm döşeğinde. Bu işin baş sorumlusu DSİ Bölge Müdürlüğüdür. Bu kurumun başındaki Müdür ve ekibi ne iş yapar, ne işe yarar, bu halkın vergilerinden neden maaş alır, açıkçası merak ediyor ve sormak istiyorum.

Abi siz ne iş yaparsınız hakkatten?

Şimdi, sizden sadece ricam, iki gün önce geçtiğimiz Kanal Güzergahından çektiğim ve aşağıya eklediğim resimlere dikkatlice bakmanız. Eşsiz tarihi değere sahip bu sulama kanalı, sizin sorumluluğunuzda değil midir? Taşlarla, moloz yığınlarıyla doldurulup tahrip edilmesine, Edremit’in binlerce yıldır süre gelen doğasının yok olup gitmesine nasıl göz yumarsınız? Bu vatana ihanet değil de nedir?

Sulama mevsimi boyunca 2 tane personel görevlendirip, suyun dönüşümlü ve adaletli kullanılmasını sağlayamayacak kadar aciz misiniz? Sizin o halkın vergilerini acımasızca gömdüğünüz lüks yerleşkelerinizdeki makam koltuklarınızda oturup malum yerlerinizi büyütmekten başka bir kabiliyetiniz yok mu?

Bu işi beceremediğiniz açıkça ortada, neden istifa etmiyor, liyakatli yöneticilerin oturması gereken bu koltukları işgal etmeye devam ediyorsunuz?

Bu zavallılık değil mi?…

EDREMİT İÇİ!

GÖLKAŞI MAHALLESİ -1

GÖLKAŞI MAHALLESİ -2

GÖLKAŞI MAHALLESİ -3

GÖLKAŞI MAHALLESİ -4

TARİHİ ŞAMRAN KANALININ ESKİ YATAĞI…(İçler acısı durumda)

TARİHİ ŞAMRAN KANALININ ESKİ YATAĞI…(İçler acısı durumda)

DÖNEMEÇ ŞELALESİ ALT KISMI…