Gazeteci-yazar Oktay Candemir, Kadir İnanır’ın cenazesinin kaldırıldığı gün sosyal medya hesabında yaptığı paylaşımda, sanatçıya dair anılarını ve duygularını “Gıncırok” başlıklı yazıyla kaleme aldı.
Candemir, İstanbul’da muhabirlik yaptığı gençlik yıllarında Gültepe’de tek odalı bir evde arkadaşlarıyla yaşadığı zor günleri anlatarak, çoğu zaman yiyecek bulamadıklarında yumurtayı una bulayıp “Gıncırok” yaptıklarını ifade etti. O dönemde kendilerini hayata bağlayan en önemli şeyin ise bir televizyon, bir DVD cihazı ve Kadir İnanır’ın Tatar Ramazan filmi olduğunu belirtti.
Yazısında, İnanır’ın filmlerindeki adalet, emek ve dik duruş mesajlarının kendilerine güç verdiğini vurgulayan Candemir, sanatçının yalnızca bir sinema oyuncusu değil, toplumun farklı kesimlerine dokunan bir isim olduğunu dile getirdi. Ahmet Kaya’ya verdiği destek ve HDP’den gelen milletvekilliği teklifini reddetmesini de İnanır’ın vicdanlı ve ilkeli duruşunun örnekleri arasında gösterdi.
Oktay Candemir’in Yazısı: GINCIROK
İşte Oktay Candemir’in kaleme aldığı değerlendirmenin tam metni:
İstanbul’da muhabir olarak çalıştığım, gençliğimizin o en güzel zamanları... Gültepe’de bir evdeyiz. Levent’in göğe uzanan o dev kulelerinin, plazalarının, Kanyon’un lüks ışıklarının hemen arkasında; sanki başka bir dünyaya aitmiş gibi duran yoksul, unutulmuş bir varoş semti Gültepe... Biz o ışıltılı kulelerin gölgesinde, Erol arkadaş ile beraber cebimizde beş kuruş olmadan Mecidiyeköy’e, Şişli’ye, Taksim’de yapılan eylemlere kilometrelerce yolu yürüyerek giderdik.
Zor zamanlardı, çok zor... Yokluğun canımızı en çok yaktığı akşamlarda, mutfakta katık edecek hiçbir şey bulamadığımızda yumurtayı una bular, Gıncırok yapar öyle yerdik. Ama o evde, o derin imkansızlığın tam ortasında bizi hayata bağlayan, içimizi ısıtan bir şey vardı: Bir televizyon, bir DVD cihazı ve çizilmesin diye gözümüz gibi baktığımız tek bir CD... Kadir İnanır’ın Tatar Ramazan’ı.
İşte o una buladığımız yumurtayı, o fukara Gıncırok sofrasını paylaşırken gözümüz o ekrandaydı. Başka çaremiz, başka eğlencemiz yoktu ama aslında bizim başka bir şeye ihtiyacımız da yoktu. Çünkü biz o sofrada sadece karnımızı değil, Kadir İnanır’ın o dik duruşuyla gururumuzu, umudumuzu ve direncimizi doyuruyorduk.
Biz orada yoklukla sınanırken, Kadir Abi ekrandan “Ekmeği terden bekleriz” diye gürlerdi. İşte o an unuttururdu bize açlığımızı; alnımızın teriyle kurduğumuz o sofrada başımız dikilirdi. Kadir İnanır, adaletsiz düzene karşı “Benim adım Tatar Ramazan, ben bu oyunu bozarım!” diye haykırdıkça, biz de o yoksul odada hayata karşı başımızı dik tutuyorduk.
O kadar çok izlerdik ki, bir süre sonra o yokluk odasında hepimiz birer karaktere dönüşürdük. Erol arkadaşımız Abdurrahman Çavuş olurdu, birimiz Akseli Ali, birimiz Tatar Ramazan havasına bürünürdü. Biz o dar günde, o kimsesizlikte Kadir Abi’den güç alıyorduk. Dünyaya karşı o daracık odada sırt sırta vermişken, ekrandan yükselen “Bize sevgi gerek, dostluk gerek, kalleşlik değil!” sözü bizim o evdeki yoldaşlığımızın anayasası olmuştu. Onun sineması, bizim yoksulluğumuzun sığınağıydı.
Sonra Beyoğlu’na çıkardık; Kadir İnanır caddeden bir geçerdi ki, yemin ederim yer yerinden oynardı. Silvanlı Ali mi desek, Tatar mı desek... Yiğide bak, Allah star etsin! derdik.
Kadir İnanır bu ülkede sadece bir jön değil, herkesin kalbine dokunan gerçek bir sanatçıydı. Kürtlerin en zor zamanlarındaki dostuydu; o karanlık linç gecesinde Ahmet Kaya’nın arkasında dağ gibi duran, ona siper olandı. Omurgasıyla, vicdanıyla yaşadı bu hayatı.
Kendisine HDP’den gelen milletvekili adaylığı teklifini, “Kürt hareketinde o kadar emek veren insan var, onların hakkıdır. Mücadele ettiler, bedel ödediler. Bu sorunu en iyi anlatacak onlardır” diyerek reddedecek kadar da asil ve tok gözlüydü. Makam peşinde değil, her zaman hakikatin peşindeydi.
Dostu Sırrı Sürreya Önder'in arkasından çekip gitti bu hayattan.
Kadir İnanır bu dünyadan göçtü ama bizim gibi milyonlarca yoksul çocuğun gençliğinde silinmez izler bıraktı.
Biz o Gültepe’deki tek odalı evde, yumurtayı una bulayıp Gıncırok yaparken açlığımızı unutturan, bize adalet duygusunu ve eğilmemeyi öğreten o güzel adama çok şey borçluyuz.
Mekanın cennet olsun Kadir Abi... Bizim gençliğimizin, o fukara günlerimizin en büyük tesellisiydin. Devrin daim olsun.
Haydar Erdinler Vanekspres Haber



