VAN HABER

Erbay Van’da düğünler, gösteriş yarışına dönüştü...

DOĞUSİFED Başkanı Müslüm Erbay, Van’da son yıllarda yaygınlaşan yüksek maliyetli ve açık artırmalı düğünlerin dayanışma kültüründen uzaklaşarak gösteriş ve rekabete dönüştüğünü belirterek, “Bu gidişat toplumu fakirleştiriyor” dedi.

Abone Ol

DOĞUSİFED Başkanı Müslüm Erbay, Vanhaber.tr’ye yaptığı açıklamada, Van’da son yıllarda giderek yaygınlaşan düğün takılarının dayanışma kültüründen uzaklaşarak gösteriş ve rekabete dönüştüğünü belirtti.
Erbay, son günlerde kamuoyunda da tepkiyle karşılanan bu uygulamaya haklı bir tepki göstererek, düğünlerdeki takı geleneğinin toplumsal dayanışma anlayışından uzaklaştırılmaması gerektiğine dikkat çekti.

Başkan Erbay yaptığı açıklamada şunları dile getirdi;

Van’da son yıllarda giderek yaygınlaşan yüksek maliyetli ve açık artırmalı düğünler, toplumsal eşitsizlik, ekonomik yük ve kültürel yozlaşma tartışmalarını beraberinde getiriyor. Düğünlerin geçmişteki dayanışma ve mutluluğun paylaşılması anlayışından uzaklaşarak bir gösteriş ve rekabet alanına dönüştüğünü belirten Doğu Sanayi ve İş Dünyası Federasyonu (DOĞUSİFED) Başkanı Müslüm Erbay, özellikle kanaat önderleri ile toplumda örnek konumda bulunan kişilerin açık artırma masalarından uzak durması gerektiğini söyledi.

Bölgede geçmişten bu yana düğünler, geniş ailelerin, akrabaların ve dostların bir araya geldiği; yardımlaşma, dayanışma ve birlikteliğin öne çıktığı önemli sosyal buluşmalar arasında yer alıyor. Ancak son yıllarda bazı düğünlerde para ve takı miktarlarının yüksek rakamlarla duyurulması, davetlilerin ekonomik gücünün görünür hale gelmesine ve törenlerin farklı bir rekabet anlayışıyla şekillenmesine neden oluyor.

DOĞUSİFED Başkanı Müslüm Erbay, bazı davetlilerin verdikleri para veya takı miktarı üzerinden değer görürken, ekonomik imkânları sınırlı kişilerin geri planda bırakılmasının kabul edilemez olduğunu belirtti. “Para insanı insan etmiyor” diyen Erbay, bu anlayışın insan onurunu zedelediğini ifade etti.

“Dayanışma yerini rekabete bıraktı”

Bölgedeki düğün kültürünün geçmişten gelen güçlü bir dayanışma anlayışına sahip olduğunu belirten Erbay, son dönemde bazı geleneklerin özünden uzaklaştığını söyledi. Düğünlerin kalabalık olmasının tek başına sorun olmadığını belirten Erbay, asıl problemin törenlerin gösteriş ve rekabet üzerinden şekillenmesi olduğunu dile getirdi.

Erbay, bölgedeki toplumsal dayanışma kültürünün önemli örnekler taşıdığını belirterek şöyle konuştu:

“Bölgemiz, Kürt halkı özellikle, aşiretsel yapı çok sosyaldır. Bunlar güzel şeyler. Mesela biri öldüğü zaman cenazesine gider, üç gün boyunca onun yanında oturur, evindeki ev halkını misafir eder, gelen misafirleri ağırlar ve bunlar güzel geleneklerdir. Bunlar çok sürdürülebilir olması gereken ve hepimizin desteklenmesi gereken geleneklerimizdir.”

Erbay, düğünlerin de toplumdaki dayanışma kültürünün önemli bir parçası olduğunu ancak son yıllarda bazı uygulamaların bu anlayıştan uzaklaştığını belirtti.

“Evet, düğünler çok kıymetlidir. Bir insanın evladını büyütmesi, onun evlilik çağına getirmesi, onun düğününü en iyi şekilde yapma hakkı vardır. Düğünler kalabalık olabilir, çevrenin tamamı orada olabilir. Fakat son yıllarda, özellikle Van merkezli maalesef, düğünler bir rekabete dönüşmüş vaziyettedir. Bir kültürel yozlaşma söz konusu, bir görgüsüzlük söz konusu, bir yarış söz konusu. Burada şeyi anlayabiliyorum; kalabalık ailelerin düğünlerinin kalabalık olması çok kıymetlidir. Özellikle bir kanaat önderinin düğününde üç beş bin kişinin olması elbette ki kötü bir durum değildir, yasaklanacak bir durum değildir. Ama özellikle iki eksenli rekabeti ben kabul etmiyorum. Görgüsüzlük olarak addediyorum.”

“Açık artırmalı düğünlere son verilmeli”

Düğünlerde açık artırma yöntemiyle para ve takı miktarlarının kamuoyuna duyurulmasının törenleri farklı bir rekabet alanına taşıdığını ifade eden Erbay, bu uygulamanın toplum açısından normalleştirilmemesi gerektiğini söyledi.

Açık artırmalı düğünlerde masa başına çok sayıda kişinin oturtulduğunu belirten Erbay, özellikle protokol olarak nitelendirilen kişilerin bu uygulamalara dahil edilmesini de eleştirdi.

“Maalesef temel haklara da aykırı olan, günümüz şartlarına hiç uymayan, bu hançer dediğimiz açık para artırmalı düğünleri görüyoruz. Masa başına onlarca kişi oturtuluyor. Eğer protokolse adama niye para saydırıyorsunuz? Eğer değilse niye oturtuyorsunuz?”

Bu uygulamanın zaman içerisinde daha ileri bir noktaya taşındığını belirten Erbay, yüksek miktarlarda yapılan bağışların kamuoyuna açıklanmasının da yeni bir yarış oluşturduğunu dile getirdi.

Erbay, toplumda örnek konumda bulunan kişilerin bu tür organizasyonlarda yer almaması gerektiğini belirterek şöyle konuştu:

“Bu görgüsüzlüğe, bu kültürel yozlaşmaya son vermemiz lazım. Ve açık artırma masasında hele hele kendisine değer veren bir insanın oturmamasını ben ısrarla öneriyorum. Hiçbirimize faydası olmayan, topluma ve bölgeye asla faydası olmayan, bilakis zararı olan bir görgüsüzlük söz konusu.”

“Toplumu fakirleştiriyor”

Düğünlerde yapılan yüksek harcamaların yalnızca bireysel bir tercih olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Erbay, artan rekabetin aileler üzerinde ekonomik baskı oluşturduğunu söyledi.

Bölgedeki geniş davetli çevresinin de bu ekonomik yükü artırdığını ifade eden Erbay, düğünlerin artık yalnızca yakın çevrenin katıldığı törenler olmaktan çıktığını belirtti.

Erbay, düğünlerdeki yüksek para ve takı miktarlarının adeta bir rekora dönüştürülmesini de eleştirerek şunları söyledi:

“Üstüne bir rekor daha kırıldı. Neyin rekorunu kırdınız? Görgüsüzlük rekorunu kırdınız. Çok net söylüyorum, hiç çekinmiyorum. Gençleriniz işsiz, ekonominiz çökmüş, yerel bölgesel kalkınma noktasında bir gram katkınız yok.”

Düğün davetlerinin bölge genelinde geniş bir çevreye yayıldığını belirten Erbay, bunun da yurttaşların ekonomik açıdan daha fazla harcama yapmasına neden olduğunu savundu.

“Her hafta her birimize en az 10 tane davetiye geliyor. Eskiden aileler kendi aralarında düğünlerini çok sade bir şekilde yapabiliyordu. Şimdi Hakkâri’den tutun Ağrı’ya kadar, Çaldıran’dan Muradiye’den Erciş’ten Çatak’a ve Başkale’ye kadar herkes birbirini davet ediyor. Dolayısıyla sadece bu görgüsüzlük de kalmıyor, bu gidişat toplumu fakirleştiriyor.”

“Para insanı insan etmiyor”

Düğünlerde verilen paraların miktarına göre insanların konumlandırılmasının da sosyal açıdan ciddi bir sorun olduğunu belirten Erbay, düşük miktarda katkı sunan kişilerin toplum içerisinde mahcup edildiğini söyledi.

Erbay, yüksek miktarlı para veren kişilerin ön plana çıkarılırken ekonomik imkânı sınırlı kişilerin geri planda bırakılmasının insan onurunu zedelediğini ifade etti.

“1 milyonla başlayan düğün rekabeti saatler sonra 500 TL’ye iniyor. Kimde 500 TL? Arkalarda oturulmuş, değer verilmemiş, hakarete uğramış. Çalışmış, ağırlaşmışsın adama, ona değer ver. Arkada oturtmuşsun o garibanı, fakir fukara. Para insanı insan etmiyor ki, insanın temel bir gururu var, temel bir hakkı var. İnsan hakları var, o insanlar da orada eziliyor.”

Erbay, düğünlerde yüksek miktarlı ödemelerin öne çıkarılmasının toplumsal eşitsizliği görünür hale getirdiğini belirterek, insanların ekonomik durumları üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini vurguladı.

“Aydın ve kanaat önderleri oturmamalı”

Toplumda örnek konumda bulunan kişilere de çağrıda bulunan Erbay, açık artırmalı düğünlerde masa başında yer alınmaması gerektiğini söyledi.

Bu uygulamaya katılımın, istemeden de olsa söz konusu geleneğin devam etmesine katkı sunduğunu ifade eden Erbay, özellikle aydınlar ve kanaat önderlerinin topluma kötü örnek olmaması gerektiğini belirtti.

“Ben aydınım, ben kanaat önderiyim, ben toplumda örnek bir kişiyim, ben hakikaten dünyayı okuyan, görgülü biriyim diyen herkese sesleniyorum: Bu tarz açık artırmalı, müzayede kılıfına büründürülen bu düğünlerde lütfen ama lütfen oturmayın. Masa başına gitmeyin çünkü kötü örnek oluyorsunuz.”

Erbay, düğün sahiplerinin de bu konuda sorumluluk alması gerektiğini belirterek, geleneklerin yaşatılmasının gösterişin artırılması anlamına gelmediğini söyledi.

“Gösterişi değil, dayanışmayı büyütelim”

Sosyal medya ve bazı yayın organlarında düğünlerdeki yüksek miktarlı takı ve para görüntülerinin paylaşılmasının rekabeti daha da büyüttüğünü savunan Erbay, bu tür içeriklerin yaygınlaştırılmasına karşı çıktı.

Yüksek miktarlı para veren kişilerin düğünlerde öne çıkarılmasının toplumda ekonomik gücü bir prestij göstergesine dönüştürdüğünü belirten Erbay, bu durumun insanların nefsine hitap ettiğini ifade etti.

“Bunu anlayanları kısmen anlıyorum, hak vermiyorum. Ama ajansların bunu yaymasını doğru bulmuyorum, asla anlamıyorum. Parası olan ya da düğün sahibinden cebine para almış adam geliyor, ayaküstü oturuyor, kraldır. E diyecek işte 500 bin at, ne güzel değil mi? İnsanın nefsine hoş geliyor.”

Düğünlerin temel amacının ailelerin mutluluğunu paylaşmak ve toplumsal dayanışmayı güçlendirmek olduğunu belirten Erbay, ekonomik gücün insanlara verilen değerin ölçüsü haline getirilmemesi gerektiğini vurguladı.

“Dolayısıyla bu tamamıyla bir gösteriş yarışına dönüşmüş vaziyettedir. Buna dur demeliyiz, buna son vermeliyiz. Düğününüze çağıracaksınız adamı, maddi gücü yok diye arkada kalacak, paralar en son sıra ona gelecek. Bu toplumu hakikaten rencide ediyor ve bölgemizin de kötü bir örnek olarak addedilmesine yol açıyor.”

“Gösterişe hep birlikte dur denmeli”

Erbay, düğünlerin yeniden sadelik, paylaşma ve dayanışma temelinde şekillenmesi gerektiğini belirterek, toplumun tüm kesimlerinin bu konuda sorumluluk alması çağrısında bulundu.

Son dönemde yaygınlaşan açık artırmalı düğünlerin zaman içerisinde kartopu gibi büyüdüğünü ifade eden Erbay, özellikle medya ve sosyal medya üzerinden yapılan paylaşımların bu süreci daha da hızlandırdığını savundu.

Erbay, bu kötü geleneğin sonlandırılması için toplumun tepki göstermesi gerektiğini belirterek açıklamasını şöyle tamamladı:

“Bu konuda herkes bu kötü geleneğin sonlandırılması adına, eğer istiyorsak tepkisini koymalı, bu konuda üzerine düşeni yapmalıdır. Aksisi bu, kartopu şeklinde büyüyor ve bu ajanslar da maalesef bu işin cılkını çıkardı. Ben şahsen rahatsızım, toplum da rahatsız ama kimse dur demiyor maalesef.”