Trump ve Netanyahu’nun, sinsi, Kapitalist, Emperyalist, Siyonist ve ticari emellerini, kurnazca, kazan-kazan modeliyle nasıl hayata geçirdiklerine, önümüzdeki çok uzak olmayan gelecekte hep birlikte şahitlik ediyor olacağız mutlaka.
Dünyaya “ateşkes” olarak servis edilen Mısır Şarm El-Şeyh’teki o debdebeli toplantıyı, gösterişli söylevleri ve imza törenini, Filistin halkını korumak için düzenlendiklerini düşünen yoktur herhalde aramızda! Yanılmıyorsam eğer!
Bunlar 21. Yüzyıla has, Neo-Faşist Emperyalist taktikler!
*****
Hamas’ın 2 yıl önce giriştiği, ön açıcı 7 Ekim saldırısından alabildiğince faydalanan İsrail’in, ABD ile birlikte ele geçirdiği Gazze dediğimiz yer: İsrail ve Mısır arasında, Akdeniz sahili boyunca 40 km uzanan, ortalama 8 km derinliğinde bir kıyı şehri. Yani Van merkezden ortalama Gevaş’a kadar. Soykırımdan önce tahminen 2.300.000 civarında nüfusu vardı.
16. yüzyıldan itibaren Osmanlı İmparatorluğu tarafından yönetildi. 1. Dünya Savaşı'ndan sonra şehir ve şerit, İngiliz mandası altındaki Filistin'in bir parçası oldu. 1948-49 birinci Arap-İsrail Savaşı'nda Mısır tarafından işgal edildi. 1967’deki Altı Gün Savaşı'nda İsrail’in eline geçti.
1987’ye kadar İsrail'in kontrolünde kalan şeritte, aralıksız büyüyen huzursuzluklar, Birinci İntifada'nın patlak vermesiyle sonuçlandı. Bu dönemde Filistinli imam ve aktivist Ahmed Yasin tarafından Hamas veya resmî adıyla İslamî Direniş Hareketi kuruldu. Esasında kökeni Mısır bağlantılı Müslüman Kardeşlere dayanır.
Hamas, 1990'ların sonlarına doğru İsrail-Filistin çatışmasına daha fazla dahil oldu. Yaser Arafat liderliğindeki Filistin Kurtuluş Örgütü’nün (FKÖ) iki devletli çözüm yolunda İsrail'i tanıma kararına karşı çıktı. Silahlı direnişi savundu. 2006 seçimlerini kazandı ve Filistin Meclisinde çoğunluğu elde etti. Halen Filistin Parlamentosunda çoğunluğu elinde tutan paramiliter bir siyasi partidir.
İsrail’in abluka altına aldığı Gazze Şeridi’nde 2008 yılından bu yana çatışmalar devam ediyordu. Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin El-Kassam Tugayları, 7 Ekim 2023 günü, Aksa Tufanı Operasyonu başlattı. Gazze Şeridi'ni aşarak İsrail askeri üslerine girdi. 1900’ün üstünde İsrailli sivil ve asker öldürüldü. 251 rehine Gazze'ye götürüldü. "El Aksa Tufanı" operasyonunun başladığı andan itibaren 20 dakika içinde Gazze Şeridi'nden İsrail'e 5.000'den fazla, sonraki günlerde ise 2.200 roket fırlatıldı.
Her ne hikmetse, her tür dış saldırıyı semalarına girdiği anda yok etme kabiliyeti olan İsrail demir kubbesi, bu roketleri engelleyemedi. Saldırı, 1967’den beri Gazze’yi ele geçirmek isteyen Siyonistler için bulunmaz bir bahane oldu. Sivil yerleşim yerleri dahil, büyük çaplı hava bombardımanı başladı. Avrupa Parlamentosu ve ABD, Hamas'ın "ortadan kaldırılması" yönünde çağrılarda bulundu.
İsrail bu arada, İsmail Haniye ve Yahya Sinvar’ın da aralarında bulunduğu çok sayıda üst düzey Hamas liderine suikast düzenledi. 2 yılda Gazze yerle bir edildi. Evler, caddeler, hastaneler bombalandı. Bütün dünyanın gözleri önünde Hamas güçlerine değil, Gazze halkına operasyon yapıldı. Hamas askeri değil, 5 yaşındaki çocuklar tehdit sayıldı. 20 bini çocuk, 10 bini kadın olmak üzere 67 bin kişi katledildi.
İnsani yardımların ulaşması engellendi. Açlık sebebiyle 154'ü çocuk, 460 Filistinli hayatını kaybetti. 5 yaş altı 51 bin 196 çocuk yetersiz beslenmeden hastalandı. Uzuvlarını kaybeden 4 bin 900 kişi sürekli tedavi ve rehabilitasyona muhtaç hale geldi. 2 Milyon 200 bin nüfuslu Gazze’de 1 milyon 900 bin sivil, yerinden oldu.
Asıl soru şu:
Tarihin belki de en vahşi, en ahlaksız soykırımına zemin yaratan Hamas, bu işe kalkışırken Gazze halkını koruyabilecek gücünün olmadığını bilmiyor muydu?
(Olmadığı ortaya çıktı zaten…)
Tarih, her zaman göstermiştir ki; bu tür savaşları kimin başlattığına değil, günün sonunda kimin kazançlı çıktığına bakmak gerekir!
2017’de Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak ilan eden ve epeydir hazırlık yaptığını gizlemeyen Trump devreye girdi. Geçtiğimiz 27 Eylül’de Netanyahu canisiyle güya uzlaştı ve 20 maddelik bir barış planı hazırlattı. ABD, Türkiye, Mısır, Katar, İsrail yetkilileri, Mısır’da 3 gün toplantılar yaptı. Ortam hazırlandı. Dün Trump Mısır’a geldi. 20 dünya liderinin katılımıyla, Trump, Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mısır Cumhurbaşkanı Sisi ve Katar Emiri Al-Sani, Gazze için niyet beyanı imzaladı.
En son Filistin halkı düşünülerek düzenlenen bu tiyatronun ilk perdesiydi. Şimdi sıra esas oyuna geldi.
Tramp, aralarında eski İngiltere Başbakanı Tony Blair’in de bulunduğu ekibi ile uzun zamandır Gazze’yi “Ortadoğu’nun Riviera’sı” olarak inşa etme planları hazırlıyordu. Bunu da açıkça beyan etmişti zaten. (Rivera, Fransa’nın Akdeniz Kıyısındaki lüks turistik bölgesi.)
Yapay zekâyla oluşturulan reklamlarla, yeni Gazze yatırımcılara pazarlanmaya başlandı bile. 324 milyar dolara mal olacağı hesap edilen projeye göre, Gazze, nüfus boşaltıldıktan sonra devasa bir şantiyeye dönüşecek. 10 yıl süreyle Amerikan yönetimine verilecek. Bu sürede turistik ve teknolojik bir çekim merkezine evrilecek, deniz üstüne yapay adalar vb. inşa edilecek ve bunlar olurken borsada hisseleri satışa çıkacak, küresel çapta kapital toplanacak...
Gazze’den göçmek istemeyen Filistinliler zorla mı sürülecek, gidenler bir gün Gazze’ye dönebilecek mi, işin o kısmı meçhul... Fakat çehresi değişecek Gazze’de yoksulların oturabileceği bir santimetre kare bile kalmayacağını kestirmek pek zor değil. Yahudi asıllı iş insanları projeye şimdiden yatırım yapmaya başladı.
Türkçesi, ateşkes tiyatrosu ile birlikte; Ortadoğudaki her tür zenginliği sömürmek için büyük bir azgınlık ve iştahla saldıran Emperyalist devlerin çıkarlarının, Siyonistlerinkiyle üst üste oturduğu yeni bir dönem başladı.
Bu tablo Endüstri devrimini kaçırmış, halen de uyanamamış, üstelik birbirinin kuyusunu kazmaya devam eden Müslüman toplumlarının, Emperyalizm ve Siyonizmin karşısında bir kez daha yenildiğinin, topraklarıyla birlikte onurlarını da kaybetmeye başladığının resmidir.
Yok 4 devletin girişimleri ile İsrail ve Hamas ikna edildi, ateşkes oldu, yok Mısır’da toplandılar, iş tatlıya bağlandı. He canım…
Lütfen aklınıza mukayyet olun…