Geleceğimizi Karartmayın

Abone Ol

Televizyon kanallarının birinde , 'Istanbul belediyesinde isten atılan işçiler ' konusu konuşuluyordu.
Iktidara yakınlığı ile bilinen Genar Araştırma Şirketi baskani Ihsan Aktaş, dert yanıyordu.
"Bu büyük bir zulümdür. Bu insanların çocukları bir iki gün sonra okula gidecek ve babalarının cebinde, çocuklarına defter kalem alacak para yok"

%100 haklı.
Insanların ve çocuklarının ekmegi ve nafakası ile oynamak, aleni olarak zulümdür.

Lakin, ben aylar öncesinde böylesi bir söylemi dile getirdiğim için, sözumona iktidara yakın ama bana göre resmen iktidarı sırtından hançerleyen kimi kalemşörler tarafından 'PKK'li ve terörist ' olarak lanse edilip servis edildim.
Akabinde, sabahın köründe evim basıldı... Çocuklarımın gözü önünde gözaltına alındım.
Peki ne demistim.
Kent otellerinin birinde, donemin Ak partili bakan, milletvekilleri ve kent valisinin hazir bulundugu bir toplantıda, protokole şu soruyu tevcih etmiştim.
"Sayın bakan... Sayın vekiller ve sayin vali.... bu kentte binlerce işçi 'örgüt uyesi ve terorist' diye nitelendirilerek KHK ile ihraç edildiler. yaş ile kuru bir arada yandı. Bu mağduriyetin telafisi için herhangi bir çalışmanız var mı?"

Evet...
Kelimesi kelimesine bunları demistim.
Ve bu sözlerim birilerini rahatsız etmişti.
Gelelim meselenin özüne.

'Örgüt üyesi ve terörist!' olarak 
Sifatlandirilan bu insanlar 4 yıldır boş geziyor.
Herhangi bir sağlık güvenceleri yok.
Herhangi farklı bir kurumda çalışmalarına da izin yok.
Adeta sudan cıkmış balık misali, son nefeslerini veriyorlar.
Kredi borclarindan dolayı icralık olan var.
Oradan dolayı evindeki televizyonu satan var.
Bir kaç gün sonra okullar açılacak.
Her birinin birkaç çocuğu var ve bu çocuklara, bırakın üst-bas almayı, bir defter- kalem dahi alabilecek paraları dahi yok.
Peki allahınızı severseniz, IMAMOĞLU 'nun işten çıkardığı işçilerle be Vanlı işçilerin ne farkı var???
Bu vebal değil de ne?
Toplumsal barış bu mu?
Haydi varsayalım babaları suçlu ya peki Çocuklarının günahı ne???
Öyle çocuklar bilirim ki, üniversiteyi kazanmış kayıt yapacak parası yok.
Gönlü kırılmış hayalleri paramparça olmuş bu çocuklara bu ülkeyi nasıl sevdirtecegiz????
Hele gelin vicdanlı bir muhasebe yapın.
Geçenlerde solcu bir sendika başkanı ile konuşuyorum.
Adamcağız konuşunca sözcükleri adeta boğazında düğümleniyordu.
"Naif bey... Hükûmet bizi kapı dışına bıraktı. perişaniz. bizimkiler de bize sahip çıkmıyor. (HDP lı belediyeleri kastediyor) hiç olmazsa bir yakınımızı işe alabilirlerdi... Ama ne arayan ve var ne de soran. Çocuklarimi okula gönderemeyeceğim. Ne şark'tan ne de garp'tan lehimize esen bir rüzgar yok. kaldık orta yerde." düşene bir tekme de sen vur misali"

Bu şahıs yıllarını bi mücadeleye vermiş, ranttan, makamdan feragat etmiş biri.

Peki yara nasıl ıslah edilecek?
Bu binlerin on binlerce çocuğunun acısına kim tercüman olacak?
Bu soruya kim cevap olacak?
Sadece ve sadece insanı bir mesele olan bu travma nasıl onarılacak?
Ha istanbul ha Van ...
Ne farkeder?
Hepsi de bu ülkenin bireyleri değil mi?
Hepsi de bu vatan için askerlik yapmadı mi?
Bu devlete vergi verme di mi?
Gerektiğinde cepheye koşmadı mi?

Eyyy yönetenler...
Eyyy muktedirler...
Bu çocuklar bizim çocuklarımız.
Bunlar ülkemizin geleceği ve barışın teminatı.
Lakin gün be gün tükeniyorlar.
Biz bunlara sahip çıkmaz isek eğer, koskoca bir gül bahçesini kurutmuş oluruz.
Toplumun sevgi damarlarını kanatmis oluruz.
Gelin hep birlikte bu kanayan yaraya parmak basalım.
Gelin, geleceğimize sahip çıkalım.
Aksi halde, geç kalır isek geleceğimizi karartıriz.