Van’da yasaklar 5. yılında: Aykırı Ses Duymak İstemiyorlar

Van’da eylem etkinlik yasağı bin 800 günü geride bırakırken, Van-Hakkari Tabip Odası Başkanı Hüseyin Yaviç ve TİHV Temsilcisi Sevim Çiçek, kentte sadece muhaliflere uygulanan yasakların tarihe kara bir leke olarak geçeceğini söyledi.

Van’da yasaklar 5. yılında: Aykırı Ses Duymak İstemiyorlar

Olağanüstü Hal’in (OHAL) ilan edildiği 21 Temmuz 2016’dan bu yana Van’da, bin 800 gündür eylem etkinliklere izin verilmiyor. OHAL her ne kadar 19 Temmuz 2018’de kaldırılsa da uygulamaları özellikle bölge kentlerinde etkisini sürdürmeye devam etti. Van Valiliği’nin sürekli tekrarlanan “Yasak” kararları ile kentte muhalif siyasi partiler ve sivil toplum örgütlerinin yapmak istediği birçok eylem etkinliğe polis müdahale ediyor. Şiddetle engellenen eylemlerde, yurttaşlar darp edilerek gözaltına alınıyor. 

GÖZALTINA ALINMA

25 Ekim’de Van-Hakkari Tabip Odası Başkanı Hüseyin Yaviç ile Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Temsilcisi Sevim Çiçek, Ankara’da 36 saatlik nöbetin ardından evine giderken geçirdiği trafik kazasında yaşamını yitiren Dr. Rümeysa Berin Şen’in ölümüne ilişkin Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Dursun Odabaşı Hastanesi önünde açıklama yapmak isterken gözaltına alındı. Daha sonra serbest bırakılan Yaviç ve Çiçek, kente yaşanan maruz kaldıkları baskıları anlattı. 

DARP RAPORU ALDI

Tabip Odası Başkanı Yaviç, polis ile yaklaşık bir buçuk saat boyunca açıklamanın yapılabilmesi için müzakere ettiklerini belirterek, ısrarlı bir şekilde uygulanan valilik yasağını gerekçe gösteren polislerin, gözaltı ve müdahale tehdidinde bulunduklarını  ifade etti. Bunun üzerine meslektaşları ile istişare ettiklerini kaydeden Yaviç, başhekim ile açıklamanın hastane içerisinde yapılması  için müzakereler yaptıklarını, ancak buna da izin verilmediğini söyledi. Yaviç, “Biz orada bulunan asistan arkadaşlarımızın daha fazla tedirgin olmamaları için görevlerinin başına dönmelerini rica ettik. Daha sonra TİHV Van Temsilcisi ile dışarı çıkarak basın açıklamasını yapmak istedik. Bu esnada etrafımız pandemi koşulları göz arda edilerek etraflarının polisler ile kapatıldı. Açıklama yapmamız engellendi. Pankartımıza polis tarafından el konuldu. Gözaltına alındık emniyete götürülerek 3 saat boyunca ifade işlemi sürdü. Daha sonra hastaneye götürüldük. Hastanede darp ve cebir raporu düzenlendi. Tarafıma hastane tarafından düzenlenen raporda, sırtımda 5 santim çapında bir darp izinin olduğu görüldü. Avukatların bizleri ziyaret etmesi ve ifade işlemlerine katılması engellendi. Aynı şekilde hem bize hem de orada bulunan avukat arkadaşlara çok kaba bir üslup ile yaklaşıldı” dedi. 

YASAK MUHALİFLERE UYGULANIYOR

Türkiye’nin birçok yerinde ortak basın açıklamaları yapılmasına rağmen Van’da böylesi bir müdahalenin yapılmasının utanç verici bir tablo olduğunu ifade eden Yaviç, Van’daki “yasağın” sadece muhalif kesimlere uygulandığını, iktidara yakın ve yandaş olan kurumlara ve kişilere uygulanmadığını söyledi. Yaviç, “Biz bu anlamda 25 Ekim’de oluşan bu tabloyu kınıyoruz. Bir an önce bu tablonun sona ermesi gerekmektedir. İfade özgürlüğü, demokrasinin en temel ilkesidir. Anayasanın ve uluslararası sözleşmelerin ifade özgürlüğünü güvence altına alan maddeleri ortadır. Ancak bu özgürlüğün kaba güç kullanılarak tek taraflı hukuksuz bir şekilde engellenmesini kaygı ile karşılıyoruz” diye konuştu.  ORTAK MÜCADELE  Yaşanan gözaltı olayından sonra büyük bir destek ve dayanışma mesajları aldıklarını ifade eden Yaviç, 2016 yılından bu yana kentte uygulanan anti-demokratik yasaklara karşı ortak mücadele edeceklerini belirtti. Yaviç, bu yasaklara karşı tüm herkesin duyarlılık içerisinde olması ve dayanışma içerisinde olmalarını beklediklerini söyledi. 

4 YIL 11 AY 10 GÜN

TİHV Temsilcisi Sevim Çiçek ise yasaklarla demokratik kitle örgütlerinin dört duvar arasına hapsedilmeye çalışıldığını belirterek, “Bir insan hakları savunucusu olarak orada bulundum. Bizim amacımız polis ile karşı karşıya gelerek bu tür görüntülerin oluşmasını istemiyoruz. Bu görüntülerden de çok rahatsızız. Güvenlik güçleri ve mülki amirlerinin de bu durumdan rahatsız olması gerekiyor. Şimdi 4 yıl 11 ay 10 gündür sürekli ilan edilen bir yasak var. Daha önce yapılan basın açıklamalarına kolluğun orantısız güç kullanmasına da tanık olduk. İşkence ve kötü muamelelere varan kolluk müdahalelerine artık son verilmesi gerekiyor”  dedi. 

‘DEMOKRASİDEN BAHSEDİLEMEZ’

Van’da basın mensuplarının da bu yasaklardan en çok etkilenen kesimlerin başından geldiğini vurgulayan Çiçek, “Açıklama yapmak istediğinizde bir adım sağa yada bir adım sola gitmenize izin verilmiyor. Sanki bir sivil toplum örgütü değilsiniz de, illegal bir örgüt açıklaması yapılıyor gibi illegalize ediliyor. Bunca yıl boyunca en demokratik hakların bile bu şekilde engellendiği bir yerde demokrasiden söz edilemez” ifadelerini kullandı. 

'AYKIRI SES DUYMAK İSTEMİYORLAR’

Van kentinin özel bir politika ile yönetildiğini belirten Çiçek, “Van’da kendi seslerinin dışında hiçbir sesin duyulmasına tahammülleri yok. Bunu da kanun adı altında yapıyor olmaları çok ilginç. Sadece valilik ile ilgili bu süreci konuşmamak gerekiyor. Hukuk hiçbir zaman siyasal iktidarın çıkarlarını gözeten bir noktada karar vermemelidir. Güvenlik güçleri valiliğin kararı ile hayatın her alanını resmen abluka altına alıyor. Biz bu yasak kararın hukuki olmadığını biliyoruz. Mahkemelerden bu yasaklara ilişkin kararlar verilinceye kadar kentlerde yaşanan bu tablolar tarihe kara bir leke olarak geçecektir” diye konuştu.  Çiçek, Van’da devam eden yasaklara karşı ortak mücadele çağrısı yaptı.  MA / Dindar Karataş
 

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER