Yakup ASLAN’ı Tutuklamak İnkar Politikasına Selam Durmaktır

Yakup ASLAN’ı Tutuklamak İnkar Politikasına Selam Durmaktır

Yakup ASLAN’ı Tutuklamak İnkar Politikasına Selam Durmaktır

Güvenlik güçlerinin Van’da 3 Haziran 2022’de gözaltına aldıkları 17 kişiden biri de Yakup Aslan’dır. Adliyeye sevkinden sonra 8’i adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken, içlerinde Aslan’ın da olduğu 9 kişi ise “örgüt üyeliği” ve “örgüte finansman sağlamak” iddialarıyla tutuklanmışlardır. Tutuklanan diğer şahsiyetleri tanımadığım için, lehlerinde veya aleyhlerinde bir şehadetim de olamaz. Ancak tanıdığım Yakup Aslan’ın kendisine isnat edilen suçlarla bir ilişkisinin olmadığına, olamayacağına şehadet edebilirim. Aslan’ın PKK’nın silahlı unsurlarıyla birlikte çekilmiş resimlerinin olması, örgüt üyeliğinin değil, Çözüm Sürecinde üslendikleri insani duyarlılığın delilidir. Aslan ve onun gibi şahsiyetlerin üye olabilecekleri tek bir örgüt olabilir; ADALET!

Hatırlanacağı gibi, Çözüm Sürecinde devlet ile PKK arasında varılan anlaşmanın şartlarından biri de PKK’nın silahlı unsurlarını Türkiye’nin dışına çıkarması idi. İşte Aslan da olası provokasyonlar olmasın diye bu çekilmeye nezaret eden heyetin içindeki şahsiyetlerden biridir. Yani istihbarattan bürokrata ve hükümetten HDP’li vekillere kadar bazı şahsiyetlerin İmralı’daki Öcalan ile görüşmeleri ne kadar meşru ise, Yakup Aslan’ların PKK’nın silahlı ve silahsız unsurlarıyla şu veya bu yerlerde görünmeleri ve de o kadar meşrudur.

Dünyanın neresinde olursa olsun, en büyük vatanperverler Müminlerdir. Çünkü müminlerin, değil öz yurtlarında, dünyanın hiçbir yerinde zulme ve zalimleri tahammülleri de tavizleri de yoktur! Gerçi Aslan’ı tanıtmak, tanımlamak ve değerlendirmek beni bir hayli aşar, ama o, kelimenin tam anlamıyla mümin bir şahsiyettir! Gün gelmiş akranları olan Metin Yüksel’lerle zulme karşı mücadelenin ön saflarında yer almış, gün gelmiş hicret etmiş ve gün gelmiş emperyalistlere karşı savaşmış bir mücahittir!

Her insan gibi Aslan da hata ve yanlış yapabilir. Fakat şu kadarını söyleyebilirim ki, Sayın Süleyman Soylu’nun bile PKK ve benzeri yapılara şu veya bu nedenle meyli olabilir, ama Aslan’ın asla! Aslan’ın bugüne kadarki söylem ve eylemlerinde ne şiddet vardır ve ne de şiddete teşvik vardır! Hükümetin kimi uygulamalarına yaptığı eleştiriler de ister isabetli olsun, ister yanlış ve hatta maksadını eleştiren eleştirileri bile olsa, hiçbiri Aslan’ın değil PKK, adalet, vahdet ve barış düşmanı hiçbir örgüt ve yapıyla ilişkisi olduğu şeklinde yorumlanamaz! Dolayısıyla o atılı suçlar kendisine bir itham ve tutuklanması da kendisine bir haksızlıktır. En yukarıdan en aşağıya kadar sorumluluk makamındaki şahsiyetler de şunu bilmeliler ki, PKK ve benzeri yapıların en büyük besin kaynakları da bu gibi haksızlıklardır!

Bir adım daha ileri gidelim… Başkan Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a, MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’ye ve İçişleri Bakanı Sayın Süleyman Soylu’ya “örgüt üyeliği” veya “örgüt finansmanı” suçlamasında bulunmak ne kadar gerçekçi ise, Sayın Yakup Aslan hakkında da böyle bir suçlamada bulunmak o kadar gerçekçidir! Aslan’ı bu şahsiyetlerle mukayese etmem alelade değil, bilinçli bir seçimdir! Çünkü gönül rahatlığıyla diyebilirim ki, Aslan’ın adil, barışçı ve müreffeh bir Türkiye yönündeki duyarlılığı ve çabaları o şahsiyetlerinkinden fazladır, az değil! Ben de Erdoğan’ın 2023, 2053 ve 2073 gibi hedeflerini önemseyenlerdenim. Türklerle Kürtlerin son bin yıllık tarihlerine baktığımızda da şahit olduğumuz biricik gerçek, 1071’in, 1453’ün, 1915’in ve 1923’ün aynı inançta olan Türklerle Kürtlerin birer zaferi olduğudur!

Ancak ne yazıktır ki, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasından sonra devletin gücüyle hayata geçirilen inkâr, imha ve asimilasyon politikaları, kadim kardeşliğimizde bir fetret dönemi doğurmuştur. Erdoğan, haddizatında bir insanlık suçu olan bu inkâr politikalarını büyük ölçüde geriletmiş olsa da, bu zulümlerden beslenenlerin direnişi ve kadim kardeşliğimize yönelik saldırıları da aralıksız devam etmektedir. Hülasa, adil bir ülke olmamıza ve anılan hedeflere giden yol inkârdan değil, halis ve muhlis bir ikrardan geçmektedir. Hakeza her bir insanımızın fıtri-insani haklarının güvence altına alındığı bir Türkiye’yi inşa etmenin yolu da Yakup Aslan’ları mahsus mahallere mahkûm etmekten değil, onların adalet eksenli mücadelelerine saygı duymaktan ve onlarla birlikte olmaktan geçmektedir. Öyleyse gün, daha adil bir Türkiye yolunda Aslan’larla omuz omuza olmanın günüdür! Ve gün, inkâr politikalarına selam durmak günü değil, gün, kadim kardeşliğimizdeki fetret dönemine son vermek yönünde omuz omuza mücadele etmek günüdür!

Kaynak : H24HBR.com

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER