VanHaber - Eleştirilere kapalı bir siyasi kültürün içerisinde olmadıklarını söyleyen HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, Ahmet Şık’ın partiden istifasına ilişkin, “Elbette bir eleştiri varsa bu eleştiriye kulak kabartılır. Ben Ahmet Şık’ın eleştirilerini parti içerisinde dile getirmesini tercih ederdim” dedi. HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, Radyo Karakutu’da yayınlanan Bidebunuizle programında, gazeteciler Yavuz Oğhan ve Mehmet Tezkan’ın sorularını yanıtladı.

5 yıl önce siyasete ilk girdiğinde daha farklı bir Türkiye’nin olduğunu ifade eden Sancar, eş genel başkanlığa seçilmesine ilişkin, Kendi açımdan da o zamanlar farklı beklentiler vardı. Bu sefer tam tersi bir döneme geldik. Bu sefer aynı hedefleri daha zor zamanlarda takip etmek, çaba harcamak önemli. Rahat zamanlarda belki bize ihtiyaç duyulmaz, zor zamanlarda böyle bir görev teklifi aynı zamanda bir güven, bu işin yapılabileceğine dair bir inanç yüklüyor” şeklinde konuştu.

“7 HAZİRAN’DAKİ BAHAR HAVASINA DARBE İNDİRİLDİ”
7 Haziran’ın Türkiye tarihinin çok özel dönemlerinden birisi olduğunu belirten Sancar, “Bu 5 yılda büyük bir erozyon mu oldu?” sorusuna, “(7 Haziran) Türkiye’nin en önemli baharlarından birisiydi. Ama maalesef kısa sürdü. Daha doğrusu o bahar havasına ağır darbe indirildi. 7 Haziran’dan sonraki seçimlerde de Meclis’te yine tartışmalar vardı. İşlevlik vardı, çok sert tartışmalar olsa bile orada siyasi alan şimdiki kadar dar değildi. Bakanların Meclis’e karşı sorumlulukları vardı. Ardından 15 Temmuz geldi. Sonrasında da AKP-MHP yeni bir sistem için görüşmelere başladı. Biz 2015’in 7 Haziran’ından sonra ortak bir komisyonla yeni anayasayı tartışabiliyorduk. Sonrasında her şey AKP-MHP çoğunluğunun kontrolüne girdi. Sonra referanduma gidilecek sistem fiilen kuruldu. Meclis işlevselliğini yitirdi” sözleriyle yanıt verdi.

Koronavirüs salgınında açıklanan rakamların Tabipleri Birliği güvenilirliğine dair ciddi şüphelerin olduğuna dikkati çeken Sancar, “Türkiye’de bugün eğer salgınla mücadelede tedavi anlamında başarı varsa, tamamen Türk Tabipleri Birliği’nin bunca yıllık ruhuna uygun yetişmiş, çok güçlü ve etik kaygıları yüksek hekim ve sağlık emekçisi kadrosuna borçluyuz” ifadelerini kullandı.

“AHMET ŞIK’IN ELEŞTİRİLERİNİ PARTİ İÇERİSİNDE DİLE GETİRMESİNİ BEKLERDİM”
Sancar, HDP’den istifa eden Ahmet Şık’ın istifasına ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. “Elbette bir eleştiri varsa bu eleştiriye kulak kabartılır” diyen Sancar, eleştirilere kapalı bir parti olmadıklarını kaydederek, “Ben Ahmet Şık’ın eleştirilerini parti içerisinde dile getirmesini tercih ederdim. Sıkıntılar yaşanabilir. Daha somut eleştiriler olsa daha açık konuşabilirim. Biz eleştirilere kapalı siyasi kültürün içerisinde değiliz. Eksiklerimiz olabilir. Bu eleştiriler içeride konuşmaya bana göre engel değildi. Üstelik yeni kongre yapıldı. Yeni kongreden sonra partiyi sıfırlamıyoruz elbette. Her yeni kongre bir tür yeni başlangıçtır. Bir tür kendini daha güçlendirme heyecanıdır. Henüz kongreden çok az zaman geçmişken, biraz daha beklemesini, eleştirilerini parti içerisinde dile getirmesini beklerdim” dedi.

Şiddete yaklaşımlarının belli olduğunu söyleyen Sancar, Ahmet Şık’ın “PKK” eleştirileriyle ilgili olarak, şunları söyledi:

“HDP şiddeti reddetmektedir. Bizim burada tutumumuz ikircikli değil. Her türlü saldırıdan sonra hemen bir açıklama yapılır. Bu açıklamalar bölünmez.”

“SORUN 100 YILLIK, ÇATIŞMA 36 YILLIK”
Türkiye’de bir şiddet ve çatışma gerçekliğinin olduğunu söyleyen Sancar, çatışmanın çözüm yollarının ise belli olduğunu dile getirdi. “Sorun 100 yıllık, çatışma 36 yıllık” diyen Sancar, “Şiddeti bitirebilmenin en önemli yollarından biri siyaseten çözebilmenizdir. Bunun için de bu sorunu siyaseten temsil eden aktörün siyaset yapmasına izin vereceksiniz. O da HDP’dir. Biz Kürt partisi değiliz. Çünkü HDP kurulurken Türkiye partisi olarak kuruldu ama Kürt sorununun en önemli sorun olduğunu söyleyerek kuruldu. Kürt sorununun demokratik çözümünü en güçlü temsil eden parti HDP’dir” değerlendirmesinde bulundu.

“GÖRÜŞMELER NEDEN BİR ANDA KESİLDİ?”
Çözüm sürecinde Abdullah Öcalan’la görüşmelerin bir anda kesildiğini söyleyen Sancar, “5 Nisan 2015” tarihini ve “Dolmabahçe Mutabakatı”nı işaret etti. Sancar, “Çözüm süreci dediğimiz şey fiilen 5 Nisan’da bitti. Öcalan’la görüşmeler kesildi. Herkes biliyordu; sürecin yönetilmesinde en dinamik adres İmralı’ydı. Peki neden 5 Nisan’da kesildi? Biraz geriye dönelim. 28 Şubat 2015 tarihi, Dolmabahçe Mutabakatı. O 10 madde birdenbire hayata geçirilmeyecekti. Geleceğe dönük yol haritasıydı. Bağımsız İzleme Heyeti kurulup, devlet heyeti ve HDP heyetiyle İmralı’ya gidilecekti. Bir görüşme yapılacaktı. Bunu bizim heyetimiz sürekli anlattı ama sesi kesildiği için kamuoyu yeterince göremedi. Öcalan Kandil’e silah bırakma kongresi toplama çağrısı yapacaktı. O ara yapılan diplomaside, Kandil’in bu çağrıyı kabul edeceği devlet heyetine iletilecekti. Peki bunlar neden kesildi? Bu soruların tartışılmasına izin verilmedi. O sürecin muhasebesini Türkiye halkları yapmak zorunda” dedi.

“SİLAHIN SESİ YÜKSELDİKÇE, SİYASETİN SESİ DARALIR”
PKK’nın 7 Haziran’dan sonra yayımladığı “Çatışmasızlık ortamı bitmiştir” bildirisini doğru bulmadığını vurgulayan Sancar, dönemin Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın Kasım seçimleri ilan edildikten sonra Kandil’e “Çatışmaları tek taraflı durdurun” çağrısı yaptığını ifade etti. Sancar, “Biz bu kadar önemli bir sorunun çözümünü temsil eden parti olarak, çatışma başlayınca siyaset yapma alanınız kısıtlanıyor. Silahın sesi yükseldikçe, siyasetin sesi daralır. Çatışma başladıkça, en muhalif olanın ve sorunun çözümünü temsil eden bizlerin hareket alanı daralıyor. Gözaltılar, tutuklamalar biliyorsunuz. Bu da çatışmayı daha da büyütme potansiyelini yükseltiyor” diye konuştu.

“BİZİM BİR ÖRGÜTE SİLAHLARINI SUSTURMASINI SAĞLAMA GÜCÜMÜZ YOK”
Sancar, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu mesele şiddetin ortada durmasıyla ilgili bir meseledir. Silahlı mücadeleyi yürüten bir örgüt var. Esas mesele şiddeti bitirecek yöntemleri geliştirmek. Biz tek taraflı çağrılar yapıyoruz ama bunlara karşılık yok. Biz ‘Çatışmasızlık ilan et’ diyebiliriz. Bizim bunu kabul ettirme gücümüz yok ki! Bizim bir örgüte silahları susturmasını sağlama gücümüz yok. Tamam bu çağrıyı yapalım. Ama silahlar sustuğunda nasıl bir yol izlenecek?”

“DARBE İHTİMALİ VARSA İKTİDAR AÇIKLASIN”
Darbe tartışmalarına ilişkin de konuşan Sancar, iktidarın bir şey biliyorsa kamuoyuyla açıklamasını gerektiğini ifade etti. Sancar, “Biz darbe ihtimaline karşı, demokratik siyasetin her türlü imkanını kullanarak dik durmaya ve mücadele etmeye tereddütsüz hazırız. Her türlü darbe girişimine, ihtimaline amasız, fakatsız karşıyız ama bize açıklasınlar. Toplumda kafa karışıklığı yaratarak yeniden mağduriyet algısı yaratarak bu konu tartışılamaz. Bu çok hassas ve tehlikelidir. Varsa bir tehlike toplumun bunu bilmeye hakkı var. Bunu toplumla paylaşmak iktidarın mutlak görevidir. Bunu yapmıyorsa kötülük yapıyor. Ortada bir darbe tehlikesi varsa bile bunun ciddiye alınmasını engelliyor demektir. Darbeye zemin hazırlayan bir tutum içerisindedir demektir” dedi. Tarafsız Haber Ajansı

CHP Van İl Başkanı: Hürmüz grip oluyor biz zature oluyoruz
CHP Van İl Başkanı: Hürmüz grip oluyor biz zature oluyoruz
İçeriği Görüntüle