Muhammed Latif Şener (65) kimliği belirsiz kişi ya da kişilerce evinin önünde uğradığı silahlı saldırıda yaşamını yitirdi.
Olaydan, tahminen bir iki saat sonra yani cenaze daha yerdeyken ya da hastanedeyken, sosyal medya ve Van’da yayın yapan kimi haber siteleri, cinayet haberini tez elden duyurdu ve şu başlığı kullandılar.
“PKK/HDP ÇETESİ BİR MÜSLÜMANI DAHA KATLETTİ.”
Polisin, savcının ve hâkimin koltuğuna oturan malum cenah, cenaze toprağa verilirken bu kez;
“PKK'lilar tarafından katledilen Muhammed Latif Şener toprağa verildi” başlığıyla, bu kez HDP’nin ismini zikretmeyi unutmuş olacaklar ki, cinayetin faili olarak PKK’yi adres gösterdiler.
Yargı kesindi…
Olayı PKK yapmıştı!...
Polisin inceleme, savcının soruşturma, hakimin mahkeme yapmasına gerek yoktu.
Çünkü bu kişi ve kurumların ağababaları kararı vermişti.
M. Latif Şener’in ailesine ve Şener’in siyasi düşüncesine yakın kişi ya da kurumlara “Sizin, dindar ve iyiliksever kardeşinizi PKK/HDP güçleri katletti. Haberiniz olsun” diye niyetlerini ortaya koydular.
Müslüman kesimlerin ‘Kırmızı çizgilerini hassasiyetlerini’ fırsat bilen tellal’lar “PKK/HDP bir Müslüman’ı katletti” haber spotunu kullanarak, Müslüman kesimlere adeta “misilleme yapın” imasında bulundular.
‘Silahşor medyanın!...’ kullandığı haber başlığı ve spotları fırsat bilen, kimi siyasi anlayışlar, kurumlar ve STK’lar, Şener’in cinayetini fırsat bilip Şener’e sahip çıktılar.
Hüda-Par Van il başkanı Av. Rasim Saygın "Müslüman olması hasebiyle aynı davaya inanmamız ve ortak bir gönül bağımız vardı. Bunun dışında bizim partiyle her hangi bir bağı yoktu. Kasıtlı bir suçtur. Ensesinden vurularak öldürülmüştür. " dedi.
İşlenen cinayet, yapılan haber ve cinayete dair konuşmalar sonrası bu kenttin neler beklediğini az çok tahmin edebiliyoruz.
90’lı yıllar sonrasında, Adana’da Azadiya Welat çalışanı Kadri Bagdu’ya sıkılan kurşunlar.
Önceki gün sosyal medya ve televizyonlarda paylaşılan İŞİD yandaşı toplantılar.
Sosyal medyada Kürtlere yönelik sürdürülen linç kampanyası…
Vs.vs.
Kısacası bu ‘ihbarcı ve intikam beklentisi içinde olan medyanın’ yardımıyla, namlular Kürtlere doğrultulmuş ve tetik çekilmek üzere.
Ülkeyi 90’lı yıllara götürecek olan bu değirmene durmadan su taşınıyor.
Kim taşıyor?
Sözüm ona, ülkenin, kentin huzuru için kıçını yırtan malum medya ve bu medyanın kader arkadaşlığını yapan STK’lar, Dernekler ve siyasi argümanlar.
Koskocaman bir yalan….
Hemi de, Alabildiğine, ’kan, ölüm, gözyaşı ve katliam’ üzerine inşa edilen bir yalan.
Ama kimseciklerin gık’ı çıkmıyor.
İhale Kürtlere kalmış.
Barışı, kardeşliği, huzuru sabote eden anlayışlara göre, yok olduklarını saydıkları Kürtlere…
25 yıl aradan sonra, yeniden ‘faili malum veya meçhuller’ gelip dayandı kapıya.
Daha düne kadar iktidarın zülüm cenderesinde savrulup giden anlayışlar, bir kez daha iktidar ve devlet erkiyle flört etmeye başladılar.
25 yıl boyunca, bu kente gelen binlerce cenazeyi görmezden gelen, süt içmiş kediye dönen medya, iktidarın, Kürtlere karşı horozlandığını görünce, tez elden yalanmaya başladılar.
Pozisyon değiştirdiler.
Maskeler indi.
Aba altında saklı hançerler, kamalar bilendi.
Şarjörler mermiyle doldu.
Kalemlerden zehir ve ihbar akmaya başladı.
Gülünecek kadar zavallılaştılar…
Kürtleri, hala 80’li yılların Kürtleri olarak bellediler.
‘Faili malumları ve faili meçhulleri’ yeniden hortlatmaya heveslendiler.
Tehdit, şantaj ve intikam argümanlarıyla meydan okuyan ‘Büyük Usta’nın’ neferleri gibi davranıyorlar.
Onun huzur ve selametini kendi kentlerinin huzurundan daha üstün görüyorlar.
Onların M. Şerif Şener’in acısından, ölümünden yana bir tasaları yok.
Onların tasası, yüzyıllardır zülüm cenderesi altında olan Kürtlerin bu güne kadar neden yok edilmediği.
Onların derdi ‘İslam âleminin yaşadığı trajedi ’ değil.
Onların derdi, sivil cumalarda secde eden yüz binlerce Kürt’ün önlenemez yükselişi.
Onların derdi, IŞİD’in Kobani’de, Güney Kürdistan’da aldığı yenilgi.
Onların tasası, ’Büyük Usta’nın!...’ koalisyon devletleri arasında içinde düştüğü itibarsızlık.
Kürtlerin Van kentinde itibar görmesi, uykularını kaçırıyor.
Riyakârca davranıyorlar.
Sokakta, çarşıda Kürtlerle karşılaştıklarında el etek öpüyorlar, klavye başına geçtiklerinde,
Kürtler için‘ katil, cani, terörist, dinsiz, imansız’ demeyi ihmal etmiyorlar.
Ezidi, Sunni, Alevi Kürtlerin, Türkmenlerin kızları İŞİD çeteleri tarafından, haraç-Mezat pazarlanırken, bu kavimlerin neferleri topluca kurşuna dizilirken ses çıkarmayanlar, Gazze’ye dahi sahip çıkamıyorlar.
Kürtlerin ibadetini, ibadete, Allah’a, Peygambere, Kitaba olan sadakatini göremeyen, idrak edemeyen, kendilerinden başkasını ‘gayri Müslim’ görenler mi, kardeşliğin inşası için elini taşın altına koyacak?
Ateşle oynanıyor…
Ateşe benzin dökülüyor.
Bu ateş sönmezse, hepimiz yanacağız.
En çok ta bu ateşten medet umanlar yanacak.
Kürtlerin kaybedecekleri fazla şeyleri yok.
Kürtler bu toprakların kadim sahipleridirler. bir arada yaşamayı en çok da Kürtler ister.
En çok, Kürtler göğsünü acılara siper eder.
Komşusuna, din kardeşine, misafirine en çok Kürtler sahip çıkar.
Kürtlerin bu ülkede yok edilmesi için yapılan onca hesap tutmadı.
Roboski, Halepçe, Şengal ve en son olarak Kobanê Kürtlerin kim olduğunun delilidir.
Kürtlerin, savaştan, öldürmeden ve ölmeden yana bir hesabı yoktur.
Sabırlı, metanetli oldukları kadar tahammülsüzdürler de …
Bu iyi bilinmeli, iyi okunmalı.
İyisi mi gelin bu kirli ellerinizi yıkayın, düşün bu mazlum halkların yakasında ve bırakın, zemherinin kapıya dayandığı bu günlerde insanca yaşayalım.
Yazık etmeyin bu kente, bu ülkeye…
Hala, dostça, kardeşçe yaşayabilmenin ihtimali varsa ki bana göre var.
O zaman ‘İNATLA BİR ARADA YAŞAYABİLECEK’ akli selim insanların saf tutma zamanıdır…


