(IRAN) İran halkı, savaşın yarattığı belirsizlik, derinleşen ekonomik kriz ve artan hayat pahalılığıyla mücadele ediyor. Market ve fırınlarda fiyatlar her hafta değişirken, ekmek fiyatlarındaki yüzde 700'lük artış krizin boyutunu gözler önüne seriyor.
Savaş öncesi başlayan ve savaşla daha da derinleşen ekonomik kriz İran'da geleceksizlik duygusunu beraberinde getiriyor.
İran'da ekonomik kriz giderek büyüyor. Ambargolar, ekonomik yaptırımlar, rejimin yalnızca kendi yandaşlarına ve savaşa yatırım yapması krizi daha da derinleştiriyor. Halk da her geçen gün daha çok yoksullaşıyor.
Bu haberimizde, güvenlik nedeniyle ismini vermeyeceğim İranlı bir ailenin yaşamı üzerinden halkın içinde bulunduğu krizi özetler nitelikte. Üst ve orta sınıfa denk gelebilecek yaşam standardına sahip İranlı genç bir çiftle tanıştım. Her ikisi de çalışıyor, çiftin refah düzeyleri yerindeydi. Kadın daha önce rejimi açıkça eleştirdiği için devlet kurumlarında çalışma hakkından mahrum bırakılmıştı. Büyük emek vererek küçük bir dükkân açmıştı. Gelirleri ailenin geçimini sağlamaya yetmiyordu.
İran’da artan enflasyon ve ekonomik güvencesizlik nedeniyle ailenin mali durumu giderek kötüleşmeye başladı. Savaştan hemen önce, 28 Aralık'ta Tahran Çarşısı'nda ekonomik taleplerle başlayan protestolar sırasında aile artık yoksulluk sınırına gelmişti. Erkeğin geliri asgari ücret seviyesine düşmüş, ailenin neredeyse hiçbir ihtiyacını karşılayamaz hale gelmişti. Tercüman olarak yaptığı asıl işinin yanında, iki kişilik ailesinin geçimini sağlayabilmek için zaman zaman yük taşıma ve gündelik işçilik de yapan erkek artık evin tüm masraflarını karşılayamıyordu. Bu nedenle oturdukları evi değiştirmek ve daha ucuz bir mahallede bulunan daha küçük bir eve taşınmak zorunda kaldılar.
Eylemler ve ardından başlayan savaş nedeniyle İran'da yaşayan halkla iletişim büyük oranda kesildi. Söz konusu aileye de uzun bir süre ulaşamadık.
Haziran ayında aileyle yeniden iletişim kurduğumuzda durumlarının iyi olduğunu ve ilk bebeklerini beklediklerini öğrendim. Aile hem mutluydu hem de kaygılıydı. Bir yandan İran'da sağlık sigortası sisteminin yetersizliği ve sağlık hizmetlerine erişimin pahalı olması nedeniyle endişeliydiler, diğer yandan ilk çocuklarını beklemenin heyecanını yaşıyorlardı.
Erkek para biriktirebilmek için Türkiye'ye gelip inşaatta çalışmayı bile düşünüyordu. Yakında üç kişilik bir aile olacaklarını, eşinin doğumu için çok paraya ihtiyaç duyacaklarını söylüyordu. Yapabileceği her işi yapmaya hazır olduğunu, en azından doğum masraflarını karşılamak istediğini ifade ediyordu.
Daha sonra tekrar iletişime geçtiğimizde kadının düşük yaptığını ve bebeğini kaybettiğini öğrendik. Bebeğinin ölüm haberini verirken sesi üzgün değildi. Savaşın ve ekonomik krizin ortasına bir çocuk getirmenin akıllıca olmadığını söylüyordu. Belki kendisini böyle teselli ediyordu, belki de gerçekten böyle düşünüyordu; bilinmez.
Bebeğin ölümünü konuştuğumuz İranlı ortak bir arkadaşımız ise, "Para yok, herkes çok mutsuz, insanlar yaşamaktan yorulmuş durumda. Her gün arkadaşlarımdan intihar etmek istediklerini anlatan mesajlar alıyorum" dedi.
PARASIZLIK VE GELECEKSİZLİK
İran insanını en fazla kaygıya ve depresyona sürükleyen şey yalnızca yoksulluk değil, aynı zamanda gelecek için plan yapamamak. İran toplumu yıllardır yöneticilerin sürekli "içinde bulunduğumuz hassas süreç" olarak tanımladığı koşullarda yaşamaya zorlanıyor. Her eleştiri ya da değişim talebi, "şu anda hassas bir süreçten geçiyoruz" gerekçesiyle ya bastırıldı ya da geri çevrildi. Ancak bu belirsizlik, İran'ın son bir yılda doğrudan savaşın içine girmesiyle zirveye ulaştı. İnsanlar artık bir hafta, hatta bir gün sonrasını bile planlayamaz hale geldi. Böylece geleceği planlayamama hali, geleceğe dair hiçbir perspektif görememe krizine dönüştü.
DOLMUŞ PARASI BULAMAYANLAR VAR
Geçtiğimiz ay bankaların hesap sistemlerinin siber saldırıya uğraması ve insanların kendi hesaplarından para çekememesi de bu kaygıları daha da artırdı. Mahabadlı Nazi, hesabından dolmuş parasını bile çekemediği için şehrin bir ucundan diğer ucuna yürümek zorunda kalıyor.
Tahran Çarşısı esnafı ekonomik durumun kötü olmasından dolayı, bir yıldır cepten yiyor. Tahran Çarşısı'nda dükkânı bulunan Muhsin'in aktardığına göre ekonomik durumun kötü olmasından dolayı, 45 yaşında olmasına rağmen hâlâ babasının evinde kalıyor. Dükkândan elde ettiği gelir ancak kira masrafını karşılıyor, borçlarını ödeyebilmek için sınırda sigara satmayı düşünüyor.
EKMEK FİYATLARI YÜZDE 700 ARTTI
Konuştuğumuz pek çok İranlı ekonomik kriz nedeniyle büyük bir buhran yaşıyor. Savaşın kendilerine nasıl bir gelecek hazırlayacağını bilmedikleri bir ülkede en temel ihtiyaçlarını bile karşılayamaz durumda. Marketlerde ve fırınlarda her hafta yeni fiyatlarla karşılaşıyorlar. Birçok kentte ekmek fiyatları savaş öncesine göre yüzde 700 oranında artmış durumda.
İran halkı bugün aynı anda savaşla, molla rejimiyle ve derinleşen ekonomik krizle mücadele ediyor.
MA / Berivan Kutlu