ABD’nin İran’a yönelik son ekonomik yaptırımlarıyla birlikte ekonominin daha da kırılganlaştığını belirten gazeteci Şiva, artan belirsizlik ve ticari kısıtlamalardan işletmelerin faaliyetlerindeki aksamalara, hanelerin satın alma gücünün azalmasına neden olduğunu söyledi.
ABD’nin İran’a yönelik son ekonomik yaptırımları ülkedeki ekonomik krizi daha da derinleştirdi. Molla rejiminin iktidara gelmesiyle birlikte ABD, İran’a yönelik farklı tarihlerde, farklı gerekçelerle yaptırımlar uyguladı. İlk yaptırım 1979’da İran’a ait 12 milyar dolar değerindeki mal varlığının dondurması ve İran’dan petrol ithalatını yasaklaması oldu. ABD, 1995’te ise İran ile tüm ticaret ve yatırım ilişkilerini yasakladı. 1996’da ise İran’a yönelik yaptırımların kapsamı gelişti ve İran’a yatırım yapan ülkeler de yaptırımlara tabi tutulmaya başlandı. ABD, 2006-2010 yılları arasında İran’a yönelik askeri ve mali kısıtlamalar getirdi, bu yaptırımlara Birleşmiş Milletler (BM) de dahil oldu. Devamında yaptırımlar kapsamında İran küresel finans sisteminde çıkarıldı. Süreç içinde İran birçok yaptırıma maruz kalırken en son yaptırım ise ABD Başkanı Donald Trump’ın 20 Ağustos’ta duyurduğu “ekonomik savaş” ile yapıldı. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent 4 Eylül’de yaptığı açıklamayla yaptırımlara Avrupa Birliği’nin (AB) “resmen katıldığını” duyurdu. Bütün bu yaptırımlar zaten kırılgan olan İran ekonomisini daha büyük bir krize soktu. İran’dan son açıklanan resmi verilere göre ülkede yıllık enflasyon yüzde 66 oranında arttı. Bu ekonomik tabloyla birçok İranlı temel ihtiyaçlarını dahi karşılamakta sorun yaşıyor. Ancak krizin daha çok etkilediği kesimler arasında iktidarın ötekileştirdiği etnik ve dinsel kesimler ile kadınlar yer alıyor.
İran’daki ekonomik gelişmelere dair güvenlik nedeniyle Şiva mahlasını kullanan gazeteci ve kadın hakları savunucusu Mezopotamya Ajansı’na değerlendirmelerde bulundu. Savaşın herkes için aynı maliyeti taşımadığını vurgulayan Şiva, “Bir kişi resmi istihdam, sosyal destek ve istikrarlı gelir ağlarından ne kadar uzaksa, krizin maliyetinin daha büyük bir bölümünü üstlenir” dedi.
‘KADINLAR DAHA BÜYÜK RİSK ALTINDA’
Ekonomik krizin her kesimi farklı etkilediğini ifade eden Şiva, “Özellikle sınır bölgelerinde ve ekonomik açıdan daha az gelişmiş yerlerde yaşayan Kürt kadınlar, savaşın ve ekonomik krizin yaşamları ve geçimleri üzerindeki etkilerine daha fazla maruz kalabilecek bir konumdadır. Kriz öncesinde de sınırlı istihdam olanakları, düşük gelir ve yüksek oranda kayıt dışı çalışma ile karşı karşıya olan kadınlar, savaş döneminde gelirlerini kaybetme ve iş gücü piyasasından çekilme açısından diğer gruplara göre daha büyük risk altındadır” diye konuştu.
Şubat ayında İran ve ABD arasında başlayan savaşla birlikte ülke ekonomisinin “şoka” girdiğini dile getiren Şiva, “Artan belirsizlik ve ticari kısıtlamalardan işletmelerin faaliyetlerindeki aksamalara, hanelerin satın alma gücünün azalmasından bazı piyasalara erişimin zorlaşmasına kadar birçok sorun ortaya çıktı” ifadelerini kullandı.
ROJHILAT’IN DURUMU
Rojhilat’ın sınır hattında olması nedeniyle ekonomik krizden farklı etkilenebileceğini söyleyen Şiva, “Ekonomilerinin bazı bölümleri sınır ticaretine, küçük ölçekli faaliyetlere, hizmet sektörüne ve kayıt dışı işlere bağlı olan Kürt bölgelerinde bu durum farklı sonuçlara yol açabilir. Bu süreçte Kürt kadınlar, resmi işlerde ve sabit gelirlerde istikrarlı bir konuma sahip olmaktan ziyade, ekonomik güvencesi daha düşük alanlarda çalışmaktadır. El sanatları üretimi, terzilik, gıda hazırlama, ev yapımı ürünlerin satışı ve küçük ölçekli faaliyetler bu bölgelerde kadınların ekonomisinin bir bölümünü oluşturmaktadır. Bu işler makroekonomi açısından küçük görünse de birçok aile için önemli bir gelir kaynağıdır ve kimi zaman kadınların önemli bir sermayeye sahip olmadan ekonomik faaliyete katılabilmesinin tek yolu olarak görülmektedir” diye konuştu.
KÜÇÜK İŞLETMELER
Krizin ilk olarak küçük işletmeleri vurduğunu belirten Şiva, “Küçük işletmelerin ekonomik durgunluk dönemini atlatabilecek yeterli mali rezervleri olmadığı gibi, genellikle sigorta ve istihdam desteklerinden de yararlanamazlar. Bu nedenle satışlar düştüğünde veya üretim maliyetleri arttığında faaliyete devam etmek işletme sahibi için zorlaşır” dedi.
Birçok kadının işletmesine ilişkin resmi bir iflas olmadan ekonomik faaliyetlerine son vermek zorunda kaldığını ifade eden Şiva, “Kürt kadınları için internet de son yıllarda satış ve pazarlamanın önemli yollarından biri haline gelmiştir. Resmi pazara giremeyen veya mağaza açma imkânı olmayan birçok kadın, sosyal medya aracılığıyla ürünlerini müşterilere ulaştırmaktadır. Bu nedenle internet erişimindeki kesintiler onlar için yalnızca bir iletişim sorunu değildir; doğrudan satışların azalmasına ve gelir kaybına yol açabilir. Evde üretimle başlayan, ürünün tanıtılması, müşteriyle iletişim kurulması ve sipariş alınmasıyla internet ortamına uzanan bu zincir, bağlantının kesilmesiyle fiilen durabilir” şeklinde konuştu.
HAMMADDE MALİYETLERİ
Enflasyonla birlikte hammadde tedarikinde de sorunlar olacağını belirten Şiva, “Hane gelirleri azaldığında, zorunlu olmayan ürünlere yönelik harcamalar da kısıtlanır. El sanatları, el yapımı kıyafetler veya bazı ev yapımı ürünler birçok aile için ilk sıradaki ihtiyaçlar arasında değildir. Sonuç olarak kadın üretici, hem hammadde maliyetlerinin artması hem de talebin azalmasıyla aynı anda karşı karşıya kalabilir. Bu da üretime devam etmenin her zaman gelirin korunması anlamına gelmediği demektir. Bu baskı, Kürt bölgelerinde hane reisi olan kadınlar açısından daha da ciddi hale gelmektedir. Bir kadının yaşam masraflarını karşılamaktan esas olarak sorumlu olduğu bir hanede gelirin kaybedilmesi, doğrudan yaşam kalitesinin düşmesine ve yoksulluk riskinin artmasına yol açabilir. Sabit bir gelirin bulunmadığı koşullarda gıda, barınma, sağlık ve eğitim giderlerinin artması, bu hanelerin büyük bölümünü en küçük ekonomik şok karşısında bile savunmasız bırakabilir” değerlendirmesine bulundu.
Kürt kadınları için sorunun sadece ekonomik olmadığına dikkat çeken Şiva, “İstihdam ortadan kalktığında ekonomik bağımsızlığın bir bölümü de ortadan kalkar. Kişisel gelir, birçok kadın için yalnızca banka hesabındaki bir miktar para değildir; aynı zamanda karar alma gücünün ve kendi yaşamını yönetebilme kapasitesinin bir parçasıdır. Bu nedenle kadınların iş gücü piyasasından çekilmesi, ailelerine ekonomik bağımlılıklarını artırabilir ve uzun vadede mücadele güçlerini azaltabilir” dedi.
‘ROJHILAT’TA KRİZ DERİNLEŞEBİLİR’
Kürtlerin yaşadığı bölgelerde savaş öncesinde de kalkınma ve istihdam sorunları olduğunu hatırlatan Şiva, “Dolayısıyla savaş ve ekonomik kriz bir boşlukta meydana gelmiyor, önceden var olan sorunların üzerine ekleniyor. Bir bölge kriz öncesinde ne kadar az iş olanağına ve sosyal destek ağına sahipse, normale dönmesi de o kadar zor olacaktır” diye konuştu.
‘TEK TİP YAKLAŞIMLA SORUN ÇÖZÜLMEZ’
Kürt kadınların yaşadığı sorunun farklı katmanları olduğunu kaydeden Şiva, “Bu nedenle Kürt kadınların sorunları, tüm bölgelere yönelik genel ve tek tip politikalarla çözülemez” dedi. Şiva, “Bu grubu desteklemek, Kürt bölgelerinin ekonomik özelliklerinin dikkate alınmasını gerektirir. Buna küçük ve ev temelli işletmelerin güçlendirilmesi, finansal kaynaklara erişimin kolaylaştırılması, satış pazarlarının oluşturulması, sigorta desteği sağlanması ve kriz sonrasında kadınların ekonomik faaliyetlerine geri dönebilmelerinin kolaylaştırılması da dahildir” ifadelerini kullandı.
‘SADECE MAKROEKONOMİYE ODAKLANMAMALI’
Ekonomik krizi çözmek için yöneticilerin sadece makroekonomik göstergelere odaklanması halinde sorunun çözülemeyeceğini söyleyen Şiva, “Bir bölgenin ekonomisi yalnızca fabrikalar, şirketler ve resmi pazarlardan ibaret değildir. Evinde üretim yapan, ürününü yerel pazarda satan veya internet üzerinden müşteri bulan kadınlar da bu ekonominin bir parçasıdır” dedi.
SAVAŞIN KADINLAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİ
Savaşların günün birinde biteceğini belirten Şiva, “Ancak Kürt kadınlar açısından asıl mesele krizin ertesi günü başlayacak. Bir kadın kriz sırasında işini, müşterilerini, sermayesini ve ekonomik bağımsızlığını kaybetmişse, iş gücü piyasasına kendiliğinden geri dönmesi beklenemez. Bu nedenle savaşın bu kadınlar üzerindeki maliyeti, savaşın kendisinden çok daha uzun sürebilir. Bugün görülmeyen bu maliyet, ilerleyen yıllarda daha fazla yoksulluk, ekonomik bağımlılık ve bölgesel eşitsizliklerin derinleşmesi şeklinde kendini gösterebilir” değerlendirmesinde bulundu.