Kürt sorununun çözümsüzlüğünden kaynaklı ülke kaynaklarının büyük bölümü “savunmaya” ayrılıyor. Bu duruma paralel olarak halkın alım gücü gittikçe düşüyor. İşsizlik oranı ve ekonomik krizin etkisinin ağır hissedildiği kentlerden biri olan Wan’da, halk iktidar değişmeden gidişatın düzelmeyeceği görüşünde.

Avrupa Konseyi: Kavala ve Demirtaş serbest bırakılsın Avrupa Konseyi: Kavala ve Demirtaş serbest bırakılsın

'TEK ÇARE HÜKÜMETİN DEĞİŞMESİ'

Hükümetin kötü politikaları nedeniyle krizin derinleştiğini ifade eden Erhan Durmuş, evine ekmek götüremediği için intihar eden insanlara tanıklık ettiklerini belirtti. Wan’daki gençlerin işsizlik nedeniyle batı illerine gitmek zorunda kaldığını belirten, Durmuş, “Çalışanlar da emeklerinin karşılığını alamıyor. Krizin bu kadar derinleşmesindeki etken iktidarın yanlış politikalarıdır. Bu durumda istedikleri kadar bakan değiştirsin, istediği kadar strateji değiştirsinler değişen bir şey olmayacaktır. Ekonominin düzeltmenin tek yolu hükümetin değişmesinden geçiyor” diye belirtti. 

'KÜRT SORUNU ÇÖZÜLMEDEN EKONOMİ DÜZELMEZ'

Ülkenin temel sorununun Kürt sorunu olduğuna dikkat çeken Durmuş, “İktidar Kürt sorununu çözmek istemiyor. Kobanê Davası’nda cezalar verildi. Onlar bu sorunun demokratik ve barış içinde çözülmesi için çalıştılar. Ancak onlara ceza verildi.  Yıllardır insanların ölümü üzerinden kendilerine prim yapıyorlar. Kürt sorunu çözülmeden ekonomi düzelmez. Kemer sıkılacaksa, Saray’dan başlasınlar, taşıdıkları çantalardan kıssınlar. 10 yaşındaki çocuk okulda olması gerekirken şuan eve ekmek götürmek için çalışıyor. Bu yaşta onun ne günahı var” şeklinde konuştu.

20 yıldır lokantacılık yaparak geçimini sağlayan Muzaffer Kanat, ekonomik olarak en ağır zamanları geçirdiklerini söyledi. Kanat, “Geçen yıllarda 100 kilogram döner satıyordum, bu yıl ise 20 kilogram  hazırlıyorum ama 20 kiloyu da satamıyorum ve yarısı kalıyor.  Bu yıl eleman çalıştıramıyoruz. Geçen yıllarda tavuk etinin kilosunu 30 TL’ye alıyorduk ama bu yıl 130 TL’ye alıyoruz. Her şey 5 katına çıkmış durumda. Bu gidişatla dükkânlarımı kapatmak zorunda kalacağım. Bu böyle devam edemez. Böyle devam ederse dükkâna kilidi vurup evimize gideceğiz” dedi.

'BİR KİLO DOMATES ALAMIYORUM'

Yaşanan zamlar ve ekonomik krizden dolayı evine 1 kilogram domates ve salatalık almakta zorlandığını belirten Mehmet Sıddık Ayta, “Ekonomi durumu gelebilecek en kötü duruma geldi. Hiçbir şey alınamaz durumda. Geçimimizi sağlayamaz hale geldik. Herhangi bir iş yapacak yaşta da değilim ve 4 kişiye bakmak zorundayım. Bir oğlum Êlih’te okul okuyor diğer oğlum da iş olmadığından evde oturuyor. Bu işsizlik ve krizde insanlar nasıl geçinecek. Mutfak masrafları çok artık bir şey alamıyoruz. Çarşıya geldim ama bir kilo domates ve salatalık almakta zorlandım. Bir yemeklik sebze aldım ve 70 TL ödedim. Bu duruma bir çare bulunmalıdır” diye konuştu.

'İŞSİZLİKTEN İNSANLAR MEMLEKETİ TERK EDİYOR'

İş bulamadığı için farklı şehirlere çalışmak için gittiğini belirten Saim Ertaş, “Şuan iş imkânı olmadığından dolayı çalışmıyorum. Memleketimizde iş olmadığından dolayı gurbete gidiyoruz. İnşaat işlerinde çalışıyoruz. İki ay önce çalıştığım iş yerinde düşerek iki ayağımı kırdım ve ameliyat oldum.  Eğer kendi memleketimizde iş imkânı olsaydı neden ailemizi, memleketimizi bırakıp başka şehirlere gidelim? Daha öncesinde kentimizde hayvancılık ve tarım yapılıyordu. Ancak artık o da yapılmıyor.  Köyler boşalmış durumda tarım artık masraflı olduğu için kimse tarımla uğraşmıyor. Bu durum artık görülmelidir ve çözüm üretilmelidir” dedi.

Van’da iş olmadığı için gençlerin diğer kentlere göç ettiğini söyleyen Özkan Güngör, “İnşaatta makine operatörlüğü yapıyorum ve geçen yıl iş kazası geçirdim. 3 ay hastane de kaldım ve 4 ameliyat geçirdim. Hala ayağımda platin var.  Bu beni zorluyor ama yine çalışmak zorundayım. Annem, babam yaşlı ve ben onlara bakmak zorundayım. İçinde bulunduğumuz ekonomik şartlar bizi çok zorluyor. Burada iş imkanları olsaydı halk için daha iyi olurdu. Bugün gençler işsizlikten dolayı isyan ediyor. Burada işsizlikten dolayı günde 12 saat çalışıp günlük 300 TL alan var. Bunun hakkı bu olmamalıdır. Özellikle geçen yıla göre TL’nin değeri çok düştü. ‘Asgari ücreti 17 bin TL yaptık’ diyorlar ancak bunun yanında da her şeyin fiyatı arttı. Yani asgari ücretin bir anlamı kalmadı” diye anlattı.

Editör: İshak Kara