VanEkspres SPOR

Milyonluk Primler, Yoksulluğa Mahkûm Edilen Emekçiler

Bir ülkede başarı ödüllendirilebilir. Ancak başarısızlığın milyonlarca liralık primlerle ödüllendirilmesi, milyonlarca emekçinin ise yoksulluğa mahkûm edilmesi, sadece bir spor tartışması değil; sınıfsal adaletsizliğin açık bir göstergesidir.

Abone Ol

Türk Milli Takımı'nın beklentilerin çok altında kalan performansına rağmen yüksek tutarlarda prim alması, emekçi halkın vicdanında haklı sorular doğurmaktadır. Çünkü aynı ülkede milyonlarca işçi asgari ücretle yaşam mücadelesi vermekte, milyonlarca emekli ise açlık ve yoksulluk sınırının altında maaşlarla hayatta kalmaya çalışmaktadır. Bir yanda birkaç haftalık turnuva için dağıtılan milyonlar, diğer yanda ömrünü çalışarak geçirmiş insanların temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamaması... İşte gerçek çelişki budur.

Sorun, sporcuların emek vermesi değildir. Elbette spor da emek ister ve karşılığı olmalıdır. Ancak emek kavramı yalnızca milyonlar kazananların emeğiyle sınırlı değildir. Fabrikada üretim yapan işçinin, tarlada çalışan çiftçinin, okulda eğitim veren öğretmenin, hastanede gece gündüz görev yapan sağlık emekçisinin ve yıllarca ülkeye hizmet ettikten sonra yoksulluğa terk edilen emeklilerin emeği de en az o kadar değerlidir.

Devrimci, sol ve sosyalist bir bakış açısından mesele kişilere değil, sisteme yöneliktir. Kapitalist düzen, üretilen toplumsal zenginliği adil biçimde paylaşmak yerine, serveti dar bir kesimin elinde toplamaktadır. Futbol da bu düzenin bir parçası hâline gelmiş; büyük sermayenin, reklam gelirlerinin ve ticari çıkarların etkisiyle milyonlarca insanın yaşadığı ekonomik gerçeklikten koparılmıştır.

Bir ülkede emekliler temel gıdaya ulaşmakta zorlanırken, gençler işsizlik nedeniyle gelecek umudunu yitirirken, asgari ücret insanca yaşamaya yetmezken; başarısız sonuçların ardından milyonluk primlerin tartışılması kaçınılmazdır. Bu tepki, spora değil; gelir dağılımındaki adaletsizliğe ve emeğin değersizleştirilmesine yöneliktir.

Sosyal adalet, yalnızca zenginliğin üretilmesiyle değil, adil paylaşılmasıyla mümkündür. Kaynakların önceliği; emekçilerin insanca yaşayabileceği ücretler, emeklilerin onurlu bir yaşam sürebileceği maaşlar, nitelikli eğitim, ücretsiz sağlık ve herkes için eşit fırsatlar olmalıdır.

Gerçek başarı, birkaç kişiye dağıtılan milyonlar değil; hiçbir emekçinin açlık sınırının altında yaşamadığı, hiçbir emeklinin geçim kaygısı taşımadığı, gençlerin geleceğe umutla baktığı ve emeğin hak ettiği değeri gördüğü bir toplum düzenini kurabilmektir. Mücadele edilmesi gereken de tam olarak bu düzendir.

Servet AKTAŞ-SMMM-VAN BEŞİKTAŞLILAR DERNEK BAŞKANI