MULTECINİN ÖLÜMLÜ YOLCULUGU
Göçmen' Ya da 'göçmenlik'in ne olduğunu Halepçe katliamından bilirim.
Yıl 1988...
Aylardan Mart ...
Diktatör Saddam, uçaklardan Halepçe üzerine hardal gazlı bombalar bırakmış ve çoluk-çocuk , yaşlı-genç, erkek-kadın beş bin masum Kürt hayatını kaybetmiş, onbinlercesi de yaralanmıştı.
Katliam sonrası, Halepçe ve civar ilçe ve köylerden canını kurtaran yüz binlerce Kürt, can havliyle Türkiye sınırına yönelmişlerdi.
Bir kısmı, Silopi sınırından, Çukurca tarafına yakın olanlar ise Deştan bölgesine koşmuşlardı.
Arş-i ala'yı tövbeye getiren feryatları duyar duymaz, Ankara’dan yola çıkıp, soluğu Deştan bölgesinde aldık.
O an gördüklerimi ve duyduğum çığlıkları unutabilmek imkansız.
Dikenli, taşlı yollarda gelen yalınayak anaların korku dolu bakışları.
Gözyaşlarını kayalıklara akıtan yaşlı amcaların çaresizliği.
Takatsiz kalan anaların kucağındaki bebelerin çığlıkları.
On binler hatta yüz binler can havliyle sadece ve sadece ölümden kaçmışlardı.
Dilleri, dinleri ve renkleri ne olursa olsun, her şeyden önce insanlardı.
Ülke yönetimlerinde kuran-ı kerim yasalarını (sözde esas )alan diktatör saddam'ın ülkesi Irak'ın vatandaşlarıydılar.
Bu Halepçe anektodunu neden paylaştım biliyor musunuz?
Dün Van'a bağlı İpekyolu ilçesinde yaşanan ve adeta bir katliam olan trafik kazasına dikkat çekmek için.
Dün kaçak göçmenleri taşıyan minibüs kaza yapmış ve kazada 17 göçmen hayatını kaybetmiş, onlarcası yaralanmıştı.
En fazla 15 kişinin aldığı midibüs de abartısız 67 kişiyi yerleştirmişler.
Zulümden, yoksulluktan (belki de bir umut, belki de bir yeni hayat)umuduyla yeni yaşama yelken açan 67 can...
Göz göre göre ölüme götürüldüler.
Renkleri ve dilleri, dinleri ne olursa olsun.
Ne fark eder ki?
Üç-beş kuruşluk menfaat uğruna, insan tacirleri bu garibanları ölümle buluşturdu.
İpekyolu toprakları kanla kırmızıya boyandı.
Ya peki bu garibanları buraya nasıl getirdiler?
Bir kaplumbağanın dahi görüldüğü sınır boylarında bu insanlar neden görülmedi!!!
Can güvenlikleri neden emniyete alınmadı?
Bir-kaç bidon mazotun dahi kacak giremediği bu sınırlarda bu kadar insan nasıl geçti?
Bu kirli tezgaha kimler göz yumuyor?
Birilerinin bu katliamlara dair söyleyebilecekleri birkaç söz yok mu?
Bu kentin yargısı ve insan hakları savunucuları neden suskun?
Bu insanların canı vangölünden daha mı değersiz?
Nerde bu kentin sivil aktivistleri ?
Özalp kırsalında yükselen mazlumların feryadını duyan yok mu?
Sözüm ona 'kadın hakları savunucuları ) neden sessiz?
Bu anaların parçalanmış bedenini görmezler mi???
Oy oyyy hawar..
Oyun hawar.
Oy hawar....