Çünkü bu kesimler, dokunulmazlıkların kaldırılması sürecinin Kürt siyasetçilerin yargılanmasının ve cezaevine girmesinin önünü açtığını düşünmektedir.

Bu nedenle bazı Kürt seçmenler, geçmişte muhalefete verdikleri desteği sorgulamakta ve beklentilerinin karşılanmadığını ifade etmektedir. Ancak Kürt seçmenlerin tamamının aynı görüşte olduğunu söylemek mümkün değildir. Konuya ilişkin farklı değerlendirmeler bulunmakta olup, bir kesim bu açıklamaları eleştirirken, başka bir kesim ise hukukun ve parlamenter süreçlerin işletilmesi açısından desteklemektedir. Bazı Kesimlerin ise “Ellerim Kırılsaydı da Kılıçdaroğlu nun cumhurbaşkanlığı adaylığında oy vermeseydim” demesi ve pişmanlık duyması ve hatta “Ellerim kırılsaydı da oy vermeseydim” demesi pişmanlık olarak algılanması gerekir o günkü siyasi şartlarda bu yapılması gerekiyordu.

Kemal Kılıçdaroğlu'nun geçmişte HDP seçmeninden oy istemesi veya demokrasi güçleriyle ortaklaşması, o günün siyasi koşullarında otoriterleşmeye karşı oluşturulan geniş demokratik ittifakın bir parçasıydı. Bugün bundan dolayı pişmanlık duyduğunu söyleyenler varsa, bu onların siyasi tercihidir. Ancak milyonlarca Kürt seçmenin, emekçinin, sosyalistin ve demokratın iradesini yok sayma hakkını kimse kendinde göremez.

Ben bir sosyalist ve DEM Parti üyesi olarak şunu açıkça ifade etmek isterim: Demokrasi mücadelesi, günübirlik siyasi hesaplarla değerlendirilemez. Bir seçim döneminde verilen destekler, yapılan ittifaklar veya kurulan diyaloglar yalnızca seçim kazanmak için değil; ülkede hukukun üstünlüğünü, temel hak ve özgürlükleri, adaleti ve demokratik siyaseti güçlendirmek amacıyla yapılır.

Türkiye çok uzun yıllardır kutuplaştırıcı siyasetin etkisi altında yaşamaktadır. İnsanlar kimlikleri, inançları, siyasi tercihleri ve etnik kökenleri üzerinden ayrıştırılmaktadır. Oysa bizler, sosyalistler ve demokratlar olarak halkların eşitliği ve kardeşliği ilkesini savunuyoruz. Kürtlerin, Türklerin, Arapların, Alevilerin, Sünnilerin ve bu ülkede yaşayan bütün yurttaşların eşit haklara sahip olduğu demokratik bir Türkiye özlemini taşıyoruz.

Bu nedenle Selahattin Demirtaş'a verilen destek, yalnızca bir siyasetçiye verilen destek olarak görülmemelidir. Bu destek aynı zamanda demokratik siyasetin güçlenmesine, sorunların şiddet yerine siyaset yoluyla çözülmesine ve toplumun farklı kesimlerinin bir arada yaşama iradesine verilen bir destektir. Bir kişinin düşüncelerine katılabilirsiniz ya da katılmayabilirsiniz; ancak milyonlarca seçmenin tercihine saygı göstermek demokratik kültürün temel şartıdır.
Bugün geçmişte HDP seçmeninden oy istemiş veya HDP ile diyalog kurmuş siyasetçilerin bunu bir hata gibi göstermeye çalışması, aslında siyasetin ilkeleri yerine konjonktürel hesapların öne çıktığını göstermektedir. Eğer demokrasi, yalnızca işimize geldiğinde savunulacak bir değer haline gelirse, o zaman demokrasinin kendisi zarar görür.
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde verilen oylar da bu çerçevede değerlendirilmelidir. İnsanlar oy verirken yalnızca bir adayı değil, aynı zamanda bir siyasi anlayışı, bir gelecek tasavvurunu ve demokratik değişim umudunu desteklerler. O gün kullanılan oylar da bu anlayışın bir sonucudur. Bu nedenle bugün dönüp "keşke vermeseydim" demek, milyonlarca yurttaşın umutlarını ve demokratik tercihlerini küçümsemekten başka bir anlam taşımamaktadır.
Bizler sosyalistler olarak siyaseti kişilere indirgemiyoruz. Bizim mücadelemiz emekçilerin hakları, gelir adaleti, sosyal devlet, ifade özgürlüğü, yerel demokrasi, kadın hakları, gençlerin geleceği ve halkların kardeşliği içindir. Demokrasi mücadelesi seçim sonuçlarından bağımsız olarak sürdürülmesi gereken uzun soluklu bir mücadeledir.

Türkiye'nin ihtiyacı olan şey yeni düşmanlıklar üretmek değil, toplumsal barışı güçlendirmektir. İnsanların siyasi görüşleri nedeniyle suçlanmadığı, herkesin kendisini özgürce ifade edebildiği, hukukun herkese eşit uygulandığı bir ülke inşa etmek zorundayız. Bunun yolu da demokratik siyasetten, diyalogdan ve karşılıklı saygıdan geçmektedir.

Ben bugün de dün olduğu gibi demokrasiye, barışa, halkların kardeşliğine ve özgürlüklere inanıyorum. Geçmişte kullandığım demokratik tercihlerden dolayı pişmanlık duymuyorum. Çünkü demokrasiye verilen destekten pişmanlık duyulmaz. Pişmanlık duyulması gereken şey; toplumu ayrıştıran, kutuplaştıran ve demokratik siyasetin alanını daraltan anlayışlardır.

Bizler eşitlikten, özgürlükten, emekten ve adaletten yana olmaya devam edeceğiz. Çünkü biliyoruz ki güçlü bir demokrasi ancak farklılıklarımızla birlikte yaşayabildiğimiz, birbirimizin haklarına saygı duyduğumuz ve ortak geleceğimizi birlikte kurabildiğimiz zaman mümkün olacaktır.

Servet Aktaş

Ahmet Özer: “Silah bırakmak Kürt sorununun çözümü değildir”
Ahmet Özer: “Silah bırakmak Kürt sorununun çözümü değildir”
İçeriği Görüntüle

DEM Parti Üyesi
Sosyalist Demokrat