Tribünlerde “eşitlik”, kürsülerde “insanlık” nutukları atanlar; siyasi baskılar, savaşlar, ambargolar ve halkların yalnızlığı karşısında neden suskun?
Eğer spor gerçekten halkların ortak diliyse, bu dil neden güçlülerin çıkarına göre konuşuyor?
Eğer futbol gerçekten özgürlüğün oyunuysa, neden bazı halkların acısı görünmez kılınıyor?
Bugün mesele yalnızca bir ülke değildir. Mesele çifte standarttır!
Mesele sessizliğin örgütlenmesidir!
Mesele, güçlüye başka; mazluma başka kurallar uygulanmasıdır!
Bir tarafta milyon dolarlık organizasyonlar, diğer tarafta yalnız bırakılan halklar… Bir tarafta reklamlarla süslenen “fair-play” söylemi, diğer tarafta adalet karşısında derin bir sessizlik!
Soruyoruz:
Adalet yalnız güçlüler için mi vardır?
Vicdan yalnız çıkar hesaplarına mı bağlıdır?
Dayanışma yalnız kazananların yanında mı hatırlanır?
Unutulmasın: Halklar sustuğunda kurumlar daha da hoyratlaşır!
Sessizlik büyüdüğünde adaletsizlik normalleşir!
Ama dünyanın dört bir yanında insanlar aynı soruyu sormaya başladığında, en büyük duvarlar bile çatlar!
Sporda çifte standarda hayır!
Halkların yalnızlaştırılmasına hayır!
Adalet ayrıcalık değil, evrensel hak olmalıdır!
Çünkü biliriz:
Suskunluk düzeni büyütür, dayanışma değiştirir!
Korku böler, halkların vicdanı birleştirir!