Suruç Katliamı'nın 11'inci yılında KESK Van Şubeler Platformu tarafından düzenlenen anmada, katliamın aydınlatılması ve sorumluların yargı önünde hesap vermesi çağrısı yapıldı.

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Van Şubeler Platformu, Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu'nun (SGDF) çağrısıyla Kobanê'ye gitmek üzere yola çıkan ve 20 Temmuz 2015'te Urfa'nın Suruç ilçesinde DAİŞ'in gerçekleştirdiği canlı bomba saldırısında yaşamını yitiren "33 Düş Yolcusu"nu Van Sanat Sokağı'nda düzenlediği etkinlikle andı. Anmaya siyasi parti ve demokratik kitle örgütü temsilcilerinin yanı sıra çok sayıda yurttaş katıldı.
"Hiçbir düş yarım kalmayacak! Suruç için adalet, herkes için adalet" pankartının açıldığı anmada konuşan KESK Van Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Yunus Haylaz, Suruç Katliamı'nın aradan geçen 11 yıla rağmen hâlâ aydınlatılmadığını belirtti.
Haylaz, Suruç Katliamı'nın yalnızca acısı dinmeyen bir katliam değil, aynı zamanda gerçek sorumluların ortaya çıkarılmadığı ve cezasızlık politikalarının sürdürüldüğü toplumsal bir yara olduğunu ifade etti. Kobanê'nin yeniden inşasına destek olmak amacıyla yola çıkan gençlerin dayanışma ve barış mücadelesinin simgesi olduğunu söyleyen Haylaz, "Savaşın yıkımına karşı barışı, çocukların ölümüne karşı yaşamı savunan 33 genç karanlık eller tarafından katledildi" dedi.
Suruç Katliamı'nın ardından 10 Ekim Ankara Gar ve Antep katliamlarının yaşandığını hatırlatan Haylaz, aydınlatılmayan her katliamın yeni katliamların önünü açtığını ifade etti.
Katliamın faili olarak tespit edilen Abdurrahman Alagöz'ün saldırıdan aylar önce "terör nitelikli kayıp" olarak kayıtlara geçtiğini ve ailesinin emniyete ihbarda bulunduğunu anımsatan Haylaz, buna rağmen katliamın önlenemediğini söyledi. Haylaz, geçen yıllara rağmen katliam emrini verenlerin tespit edilmediğini ve ihmali ya da sorumluluğu bulunan kamu görevlileri hakkında herhangi bir işlem yapılmadığını belirtti.
Yargılama sürecinin de katliamın aydınlatılmasını engellediğini savunan Haylaz, soruşturma aşamasında 18 ay boyunca gizlilik kararı uygulandığını, delillerin yıllar sonra dosyaya girebildiğini ve firari sanıkların yakalanmasına yönelik etkili bir çalışma yürütülmediğini ifade etti.
Suruç'ta yaşanan saldırının faillerinin ve onları destekleyen zihniyetin toplum tarafından bilindiğini dile getiren Haylaz, "Katiller yalnızca bombayı patlatanlar değil; o bombanın hiçbir engelle karşılaşmadan oraya girmesine seyirci kalanlar ve siyasi sorumluların hesap vermesini engelleyenlerdir" diye konuştu.
KESK olarak emek, demokrasi ve barış mücadelesinin birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini vurgulayan Haylaz, savaş politikalarının derinleştiği dönemlerde en ağır bedeli emekçilerin, kadınların, gençlerin ve halkların ödediğini söyledi. Tüm katliamların aydınlatılmasının toplumsal barışın ve adaletin tesisi açısından zorunlu olduğunu belirten Haylaz, Suruç Katliamı'nın sorumlularının cezalandırılması için mücadelelerini sürdüreceklerini ifade etti.
Anmada söz alan Suruç Katliamı'ndan sağ kurtulan Adem Şahin ise, katliamların etkin soruşturmalarla önlenebileceğini söyledi.
Dönemin siyasi yetkililerinin açıklamalarını hatırlatan Şahin, "O günkü öfkeli gençler etkili bir soruşturmaya tabi tutulsaydı, arkalarındaki karanlık zihniyet açığa çıkarılsaydı ne 5 Haziran 2015 Diyarbakır mitingi saldırısı, ne 20 Temmuz Suruç Katliamı, ne 20 Ağustos Antep Katliamı ne de 10 Ekim Ankara Gar Katliamı yaşanırdı" dedi.
Katliamların arkasındaki güçlerin ve sorumluların bugüne kadar ortaya çıkarılmadığını belirten Şahin, tüm yaşananlara rağmen barış, demokrasi ve eşitlik mücadelesinden geri adım atmadıklarını ifade etti.


