Bir şehri büyük yapan, gökyüzüne uzanan beton bloklar değildir. Bir şehri büyük yapan; insanına sunduğu yaşam kalitesi, planlama anlayışı, kamusal hizmetlerin niteliği ve geleceği öngörebilme kapasitesidir. Çünkü şehirler yalnızca binalardan değil, insanlardan oluşur. İnsanını ihmal eden hiçbir şehir, ne kadar büyürse büyüsün gerçek anlamda gelişmiş sayılamaz.
Van bugün tam da bu gerçekle yüzleşmektedir.
Son yıllarda hızla büyüyen Van; artan nüfusu, gelişen ticaret hacmi, üniversitesi, hastaneleri ve bölgesel çekim gücüyle Doğu Anadolu'nun en önemli merkezlerinden biri hâline gelmektedir. Ancak bu büyüme, aynı ölçüde planlı bir şehirleşmeyle desteklenemediğinde, gelişim bir avantaj olmaktan çıkıp yeni sorunların kaynağına dönüşmektedir.
Bunun en somut örneği ise trafiktir.
Bugün Van'da sabah ve akşam saatlerinde yaşanan trafik yoğunluğu artık sıradan bir ulaşım problemi değildir. Trafikte geçirilen zaman yalnızca dakikaları değil; insanların sabrını, üretkenliğini, ailelerine ayıracağı vakti ve yaşam kalitesini de tüketmektedir. Günün önemli bir bölümünü yollarda geçirmek zorunda kalan insanlar, farkında olmadan şehirle kurdukları bağı da yavaş yavaş kaybetmektedir.
Oysa trafik, çoğu zaman bir sonuçtur.
Asıl sorun; nüfus artışını, araç yoğunluğunu ve geleceğin ihtiyaçlarını öngöremeyen şehir planlamasıdır.
Van artık yirmi yıl önceki Van değildir. Üniversite Hastanesi, Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi, yapımı süren şehir hastanesi, üniversitesi, gelişen ticaret ağı ve çevre illerden aldığı yoğun hareketlilik, kenti bölgesel bir merkez hâline getirmiştir. Böyle bir şehirde ulaşım politikalarının da aynı ölçüde gelişmesi beklenir.
Ne var ki mevcut tablo bunun gerisinde kalmaktadır.
Yıllardır konuşulan çevre yolu hâlâ tamamlanabilmiş değildir. Açılan bölümlerde yaşanan teknik sorunlara ilişkin kamuoyunda dile getirilen eleştiriler ise projelerin yalnızca tamamlanmasının değil, nitelikli ve kalıcı biçimde hayata geçirilmesinin de ne kadar önemli olduğunu göstermektedir.
Van'ın artık geçici çözümlerle oyalanacak zamanı kalmamıştır.
Bugün ihtiyaç duyulan şey; günlük müdahaleler değil, gelecek elli yılı planlayan bir ulaşım vizyonudur.
Bu nedenle raylı sistem artık bir hayal olarak değil, ciddi biçimde değerlendirilmesi gereken stratejik bir yatırım olarak ele alınmalıdır. Üniversiteyi şehir merkezine, Edremit'i ve ilerleyen süreçte Gevaş'ı birbirine bağlayacak modern bir ulaşım ağı; yalnızca trafiği rahatlatmayacak, aynı zamanda çevreyi koruyacak, ekonomik hareketliliği artıracak ve kentin gelişimini daha dengeli hâle getirecektir.
Ancak şehircilik yalnızca ulaşımdan ibaret değildir.
Bir şehrin gerçek zenginliği, insanına sunduğu kamusal yaşam alanlarında gizlidir.
Van Gölü, dünyanın en eşsiz doğal miraslarından biridir. Buna rağmen Edremit sahil bandı ve kıyı yaşamı, sahip olduğu potansiyelin çok daha fazlasını hak etmektedir. İnsanlar yalnızca gölü seyretmek değil; gölün etrafında güvenle yürümek, çocuklarıyla oyun oynayabilmek, bisiklete binebilmek, sosyal tesislerde vakit geçirebilmek, akşam saatlerinde huzur içinde oturabilmek istemektedir.
Bu isteklerin hiçbiri lüks değildir.
Bunlar, çağdaş şehirlerde yaşayan her vatandaşın en doğal hakkıdır.
Sahile ulaşımı kolaylaştıran yollar, güvenli yaya bağlantıları, bisiklet güzergâhları, engelsiz erişim, güçlü aydınlatma sistemleri, güvenlik önlemleri ve nitelikli sosyal tesisler, Van'ın geleceğine yapılacak en değerli yatırımlardan biri olacaktır. Çünkü bir şehir, insanına ne kadar yaşam alanı sunarsa o kadar güçlü bir aidiyet duygusu üretir.
Bugün Van'ın ihtiyacı yalnızca yeni yollar değildir.
Van'ın ihtiyacı; planlı, katılımcı ve insan odaklı bir şehircilik anlayışıdır.
Bu noktada sorumluluk; yerel yönetimlerden merkezi idareye, şehir plancılarından meslek odalarına, üniversitelerden sivil toplum kuruluşlarına kadar herkesindir. Ortak akıl ve bilimsel planlama olmadan kalıcı çözümler üretmek mümkün değildir.
Van halkı ayrıcalık istemiyor.
Kimsenin hakkını da istemiyor.
İstenen şey son derece nettir: Vergisini veren, bu kente emek veren insanların hak ettiği kamu hizmetlerine zamanında ve nitelikli biçimde ulaşabilmesi.
Bugün dile getirilenler bir şikâyetten ibaret değildir.
Bu satırlar, Van'ın geleceğine dair ortak bir sorumluluk çağrısıdır.
Çünkü şehirler yalnızca bugünü yöneterek değil, yarını planlayarak büyür.
Eğer bugün doğru planlamalar yapılmazsa, yarın yalnızca trafik değil; eğitimden sağlığa, ekonomiden çevreye kadar birçok sorun daha ağır biçimde karşımıza çıkacaktır.
Van'ın kaybedecek zamanı yok.
Van'ın ertelenecek sorunu da kalmadı.
Artık mesele, kimin ne söylediği değil; kimin ne yaptığıdır.
Çünkü gelecek, verilen sözlerle değil; atılan adımlarla inşa edilir.
Ve unutulmamalıdır ki bir şehre bırakılacak en büyük miras, yüksek binalar değil; huzurla yaşanabilen, güvenle yürünebilen ve insanına değer veren bir kent kültürüdür.
Van, bunu fazlasıyla hak ediyor.