Van Milletvekilleri ne iş yapar!

Aralıksız süren Van’ın sahipsizliği temelindeki haklı isyanımız, hepimizin malumu. “Bu kadar avantaja ve zenginliğe sahip bir şehir...

Abone Ol

Van nasıl kalkınamaz, nasıl bu kadar geri kalabilir, kişi başına milli gelirde nasıl Türkiye sonuncusu olabilir” diye yazıp, çizip, feryat edip duruyoruz.

O vakit, addettiğimiz bu “sahipsizlik” mefhumunu açmak lazım. Öyle ya; “sahipsiz memleket” deyip işin içinden çıkmak, yuvarlak cümleler kurmak, biz eleştirenler hesabına, kolaycılığa kaçmak olarak görülebilir! Sahip olmak nedir, nasıl olur sahiplilik işi, bir şehrin sahibi kimdir? Bu mevzuları açıklığa kavuşturmak gerekir!

Yaklaşık bir ay önce AKP Van Milletvekili Kayhan Türkmenoğlu, Van’daki basın merkezlerini ziyaret turuna çıktığında, sadece bazılarının (!) kapısını çaldığı için, kendisini ayrımcılık yaptığı gerekçesiyle eleştirmiştim. Aynı zamanda, bu kısmi ziyaretlerinde, yılan hikayesine dönen Çevre Yolunun 2026’da tamamlanacağı yönündeki beyanlarını da kayıt altına aldığımızı duyurmuş, “tamamlamazsanız, bizden çekeceğiniz var” diye eklemiştim.

Sayın vekil, geçtiğimiz Cuma günü (5 gün önce), ilimizin en önemli basın yapılanması olan Vangölü Gazeteciler Cemiyeti’nin kapısını çaldı. Davet ettiği tüm basının huzurunda, “Çevreyolu 2026’da bitecek” sözünü ve verdiği diğer sözleri üstüne basa basa yineledi...

Çok doğru ve olması gerekeni yaptı. Umarım Van’ın lehine verilmiş bu sözler, vakitlice yerine gelir. Netice ne olacak, merakla ve sabırsızlıkla bekliyor olacağız. Zira; 15 yıldır çeşitli Bakan, Vali, Vekil ağzından aynı sözleri defaatle duyduk, hiç biri yerine gelmedi! Van halkına çok çok ayıp edildi!

Hâl böyle… Peki diyeceksiniz ki, Van’ın sahipsizlik problemi böylece çözüldü mü? Bir Milletvekili basının huzuruna çıkıp vaatlerde bulununca Van kurtuldu mu? Mesela trafik, Vangölü kirliliği, işsizlik, tarım, hayvancılık, eğitim, sağlık, kültürel mirasın korunması ve kalkınma sorunumuz ortadan kalktı mı?

Elbette hayır… Oraya gelmeden önce şunu söyleyeyim:

Benim aklım, Van’ın sorunlarına çare araması-bulması için seçip Meclise gönderdiğimiz, misyon yüklenen, iktidar partisinin diğer milletvekili Burhan Kayatürk ve isimlerini dahi bilmediğimiz DEM partili 6 milletvekilinde. Sahi onlar nerede?

Onları en azından yılda bir defacık, vekili oldukları bu kenti akıllarına getirerek, Vanlıya birkaç kelam etme nezaketini göstermek suretiyle, Van basının huzurunda neden görmeyiz? Neden çıkıp, nasıl bir hizmet yarışında olduklarını bize anlatmazlar?

Neden varsa özgül ağırlıklarını halkın görebileceği bir şekilde açığa çıkarmazlar? Görevli oldukları Meclis Komisyonlarında yürüttükleri kutsal ve çetin savaşları, Van’ın sorunlarına çözüm bulamadıkları zamanlarda içine düştükleri kederli haletiruhiyelerini bize neden göstermezler? Yoksa Allah korusun stresten Alzheimer olup Van Milletvekili olduklarını mı unuttular?

*****

Sorabilirsiniz… Emin olun bir turizm cenneti ve sanayi şehri olan Antalya’nın bugünlere gelmesinde, seçilmişler ve atanmışların basınla sürekli ve sağlıklı diyaloğunun payı çok büyüktür. Gerek Valilik, gerek Belediyeler ve diğer kurumlar, çalışmalarını gazetecilerle eliyle sürekli olarak gündem de tutarlar. Şehrin ekonomisine büyük katkısı olan ‘Altın Portakal Film Festivali’nin ve her yıl onlarcası düzenlenen diğer festivallerin etkinliği, basınla kurulan işbirliği sayesindedir. Turizm bir yana Antalya sanayiinin gelişiminde de basının sürükleyici bir rolü olmuştur.

Şehirde Gazeteciler Cemiyetleri ile kurumlar arasında çok ciddi bir istişare mekanizması, karşılıklı fikir alışverişine dayalı kaliteli bir iş birliği vardır. Gazeteciler Cemiyetleri neredeyse tüm projelere dahil edilmektedir. Adamlar 4’üncü kuvvet olan basının, hem gücünü kullanmayı bilmekte, hem de basını kentin sorunlarının tespiti noktasında rehber edinmektedir.

Mersin, Bursa, Edirne, Gaziantep, Kayseri, Denizli, Diyarbakır, Erzurum, Trabzon, Samsun gibi başarılı şehirlerde de durum bunun aynısıdır.

Esasında şehirlerin ekonomik ve sosyal kalkınmışlık seviyesi, basınla zamanında kurulmuş doğru ilişkiler sayesinde mümkün olmuştur. Medya bir yandan hizmetleri yazan halka duyuran, bir yandan yanlışların düzeltilmesi için ön ayak olan; önemli, saygın yapılanmalar olarak görülmektedir. Hatta basın merkezlerinin daha etkin ve donanımlı hale gelmesi için, neredeyse tüm kurumlar çok ciddi katkılar sağlamaktadır. Hem basın, hem şehir gelişmekte, başarılı bir şehrin arkasında duran güçlü bir medya yaratılmaktadır.

Canımız Van’ımızda ise, ne seçilmişlerin, ne bürokratların medyamızla diyaloğu-işbirliği sağlıklıdır, ne de bu gücün doğru kullanıldığı takdirde neler olabileceğini gören bir vizyon vardır. Ne kamu bütçesini yönetenlerin bir gün hesap vermek zorunda kalacağına dair çekincesi, ne muhalif kanadın eleştirilerini duyurmak üzere basının aklına getirme becerisi vardır. Türkçesi Van’da kimse kimseyi takmamaktadır.

Böyle bir şehrin sahipsizlikten kurtulması, düzen, nizam, intizam içine girmesi, gelişmesi, kalkınması, sorunlarını çözmesi, önceliklerini belirlemesi ve neticede başarılı olması söz konusu olamamaktadır.

Bilmem anlatabildim mi?

Bu arada diyeceksiniz ki yazının başlığı ile içeriği alakasız olmuş. Evet bilerek yaptım. Okusunlar diye…

Lütfen aklınıza mukayyet olun…