Bütün çatıların üzerinden bakınca da masmavi Van Gölü ve onu izleyen Erek Dağı bütün kiri pası söküp atıyor.
Yine de…
Kim ne derse desin, kim neyi görmezden gelirse gelsin “Van sahipsiz değil.”
Aslında bu cümlenin kalıplaşmış hali “sahipsiz şehir Van” olarak Malesef telaffuz ediliyor.

Bu cümleyi bazen öfkeyle söylüyoruz, bazen sitemle, bazen de umudu diri tutmak için. Çünkü yaşadığımız her depremde, her ekonomik krizde, her işsizlik dalgasında, her olumsuz bir hikâyesinde aynı soruyla yüzleşiyoruz: ‘’Bu şehre kim sahip çıkacak?”

Ama belki de soruyu yanlış soruyoruz.

Van’a sahip çıkacak olan aslında Van’ın ta kendisidir.
Yani biziz.

Her sabah kapısını açan esnaf, sabah ezanından önce yola koyulan ekmek fırıncısı, minibüsünde ekmeğini kazanan şoför, sınav kaygısıyla kütüphaneye sığınan genç, üç tekerlekli yük arabasıyla onurluca ekmeğini kazanan yaşlı amca…
Hepsi Van’ın gerçek sahipleri.

Oysa dışarıdan bakanların gözünde Van, çoğu zaman yalnız bırakılmış bir şehir gibi görünür.
Belediyelerine kayyım atanır. Çevreyolu bitmez, yatırımları sürekli ertelenir, projeleri yarım kalır, gençlerin hayalleri de yollara dökülür.
Ama bu görüntü ne kadar gerçekse, Van’ın ayağa kalkma iradesi de o kadar gerçektir.

Bu şehir büyü yapılmış kaderi kilitlenmiş bahaneler gibi kaderine boyun eğmiş mesnetsiz gerekçelere karşı yine de dimdik ayakta.

Deprem yıktı ama Van halkı bir yıl geçmeden yeniden kurdu.
İşsizlik çöreklendi ama gençleri pes etmedi. Canları pahasına inşaatlarda ağır işlerde amelelik yaptı.
Göç arttı ama şehir kimseyi kapı dışarı etmedi; paylaşmayı bildi.
Siyaset karıştı ama Vanlılar kavganın değil, çözümün peşinde koştu.

Bu şehir, binlerce yıldır ayakta duruyorsa sebepsiz değil.

Peki eksikler yok mu? Kim demiş yok? Var hem de çok.
Çözem nedir?
Bir kaç başlıkla bağlantı kurulabilir.

1. Kapıköy tam kapasite modernize edilmeli.
Güney ya da Van Gölü demir yolu hattı yapılmalı. Haliyle kış ve yaz turizminde Van’a ivme kazandırır.
Hem de Uzakdoğu ve Asya ülkelerinin küresel sermaye akışını Akdeniz’e yönlendiren demiryolu lojistik merkezi olur.

2.Turizm bir slogan değil, bir marka hâline getirilmeli. Urartular üzerinde yabancı kaynaklar işlenmeli gerçekler daha fazla çarpıtılmadan hakikatle turizme kazandırılmalı.
3. OSB’de teknoloji ve hafif sanayi yatırımları teşvik edilmeli.
4. Girişimcilik destekleri özellikle genç ve kadınlara yönlendirilmeli.

Meclis Başkanı ve DEM Parti görüşmesi sona erdi
Meclis Başkanı ve DEM Parti görüşmesi sona erdi
İçeriği Görüntüle


Ve bir şehir görmezden gelinince, önce halk konuşur.

Van sahipsiz değil, ama sabırsız.

Artık beklemek değil, yürümek istiyor.
Gölün mavisini uzay fotoğraflarından tüm dünyaya göstermek, gençlerini geleceğe taşımak, tarımını teknolojiyle buluşturmak, turizmini mevsimlik değil kalıcı bir değer yapmak istiyor. En önemlisi ve en maliyetsiz olanı barış istiyor. Huzur istiyor.

Birileri sahip çıksın diye değil.
Gerçek sahipleri elbette birgün bu kenti ileriye taşıyacak.
Çünkü Van’ın kaderi, Ankara’daki bir masada çizilmiyor.
Bu şehrin kaderi, Erciş’in rüzgârında, Gevaş’ın sahilinde, İpekyolu’nun kalabalığında, Başkale’nin en yüksek yerleşiminde, Gürpınar’ın tarlasında, bir öğretmenin gözünde, bir annenin duasında yazılıyor.

Ve bu yazıda tek bir gerçek var:

Van sahipsiz değil.

Van, sahip çıkıldıkça büyüyecek bir şehir.

İşte mesele de tam olarak bu:
Sahip çıkmak için önce “bir başkası”nı değil, kendimizi beklemeyi bırakmak.

İşte o zaman, yıllardır bize unutturulmaya çalışılan cümle yeniden anlam kazanacak:

VAN SAHİPSİZ DEĞİL — SAHİP OLMAK İSTEYENLERİ BEKLİYOR.

Haydi gençler!

Muhsin Furat
09 Aralık 2025