Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Van Şubesi'nin düzenlediği "1'inci Kürt Dil Sempozyumu" ikinci gün son oturumunda "Dilin eğitimine ilişkin kaynak, müfredat ve materyal" tartışıldı.

G N2 W9 E O W U A A S14A

Moderatörlüğünü Mehmet Sena Sönmez yaptığı oturumda, Mardin Artuklu Üniversitesi’nde Akademisyen olan Dr. Şehmûş Kurt,  Mezopotamya Vakfı araştırmacı Dr. Ubeydullah Pîlatin,  Mezopotamya Vakfı araştırmacı Cemil Güneş ve Ronahî Derneği Üyesi Andro Çildergûşî konuşmacı olarak yer aldı.

‘KÜRTLER KENDİ MÜFREDATINI OLUŞTURMALI’

Dünyada ki devletleri ve eğitim müfredatına değinen Dr. Ubeydullah Pîlatin, Japonya eğitim müfredatını örnek verdi. Pîlatin, “Japonya modelin de öğrenci birinci sınıftan yüksek lisans bitirene kadar kendi anadilinde eğitim vermektedir. Başka bir özellikler ise dünyada iyi olan eğitim müfredatlarını alarak taklit ederler ama dilini koruyorlar. 1917 yılında feodalizm yıkıldıktan sonra başlatılan uygulama bugüne kadar devam etmektedir.

Bunun dışında 2’nci Dünya Savaşı öncesi Japonlar kendi dillerinde kimya, fizik ve biyoloji alanında öğrencileri eğitilmiş ve bu sayede sanayi ve teknoloji alanına bu güne kadar büyük bir ilerleme kaydetmiştir. Bugün Kurdistan’ın Rojava ve Başûr’da bir eğitim sistemi ve müfredatı vardır. 

Bugün Kuzey Kurdistan’da bir eğitim müfredatı yok ama bunun oluşması için büyük bir iradenin de olduğunu biliyoruz. Bu irade en kısa zamanda bunu gerçekleştireceğine inanıyoruz” diye konuştu

‘KÜRTÇE DİJİTAL MATERYALLERİ ÇOĞALTILMALI’

Kürtçe’nin yüzyıllık mücadelesini anlatan, Mardin Üniversitesinde Akademisyen olan Dr. Şehmûş Kurt, Kürtçe materyalleri yetersiz olduğunu söyleyerek, dijital Kürtçe materyallerin çoğaltılması gerektiğini vurguladı. Kurt, “Cumhuriyetin kuruluşu sonrası Kürtçe dil gelişimine baktığımızda 1960 yılında sonra siyasi olarak çıkış yapmıştır. Siyasi örgütlenme ile birlikte Kürtler örgütlenmeye başlamıştır. Bu çıkış sonrası Kürtler dil üzerindeki eğitim ve anadili önemin daha iyi kavramışlardır. Bu durum 1990 yılına sonra dil ve kültür dernekleri üzerine kendi var etmişler. 1990 yıllarında MKM ve Ensîtîya Kurdî ya Stenbolê kurulmuş, 2000 yıllarda ise TZP ve Dibisana Azadî gibi kurumlar açılmıştır. Bu kurumlar sayesinde birçok Kürtçe materyal basılmıştır. Bununla birlikte Kürt basının gelişmesiyle birlikte gazete ve dergiler çıkarması sayesinde toplumda yazılı Kürt basının gittikçe çoğalmıştır” dedi.

 ‘KÜRTÇE İÇİN HERKES ELİNDEN GELENİ YAPMALI’

Kürtlerin bir bütün olarak Kürtçe’nin özgürleşmesi için mücadele etmesi gerektiğini söyleyen Mezopotamya Vakfı araştırmacısı Cemil Güneş, “Dünya’da sisteme göre herkes kendi dilinde eğitim görmesi gerekiyor. Ama mesele Kürt ve ezilen toplumlar olunca bu madde konuşulmuyor tartışılmıyor. Bundan dolayı Kürtler kendi dilinde eğitim alması için daha çok taleplerini dile getirmeli. Türkiye'nin Kürtlere yönelik asimilasyon politikası sonucu anadil yavaş yavaş eriyor” ifadesinde bulundu.

‘KÜRTLERİN ARTIK BİRLİK OLMASI LAZIM’

Son olarak söz alan Kafkaslardaki Kürtlerin durumundan bahseden Ronahî Derneği Üyesi Andro Çildergûşî ise, Kafkaslarda yaşayan Kürtler ile Kurdistan’da yaşayan Kürtlerin iletişim halinde olması gerektiğini belirterek, “Bizler Serhat’tan 1918 yılında Ermenistan’a sürgün edildik.  Sovyet birliği yıkıldıktan sonra Gürcistan’a 40 bin Kürt sürgün edildik. Dilimizi ve kültürümüz korumak amaçlı 1970 yılında bir dernek kurduk. En son 3 yıl önce Kafkaslarda yeni kurumlar kurduk ve Kürt dili çalışmalarımıza devam ediyoruz. Gürcistan devleti geçen yılı Kürtlerin yaşadığı yerlerdeki okullara Kürtçe öğretmen ataması yaptı. Bugünde Kürtçe yazılı basınımız devam ediyor. Gürcistan’da şu anda 2 bin Kürt yaşıyoruz. Bir gün kendi ülkemize gelerek özgür ülke hayallerimizi gerçekleştireceğiz. Kafkaslardaki Kürtler ve Kurdistan’da Kürtleri iletişim halinde olacağız. Kürtlerin artık birlik olması lazım” diye konuştu.

Mahkeme kararı olmadan eşbaşkanlara yurt dışı yasağı Mahkeme kararı olmadan eşbaşkanlara yurt dışı yasağı

Sempozyum konuşmacılara hediye verilmesiyle sona erdi. MA

Editör: İshak Kara