Çünkü bu şehirde birçok genç, artık geleceği planlamıyor.
Sadece günü kurtarmaya çalışıyor.
Bir zamanlar umutla üniversiteye başlayan gençler bugün diplomalarını duvara asıp iş ilanı bekliyor. Kahvehaneler, işsizliğin bekleme salonlarına dönüşmüş durumda. Şehrin sokaklarında dolaşan birçok genç aslında aynı duyguyu taşıyor:
> “Burada kalırsam ne olacağım?”
İşte Van’ın en büyük sorunu tam da burada başlıyor.
Ekonomik yoksulluk kadar ağır olan başka bir yoksulluk var:
gelecek yoksulluğu.
Bugün Van’dan göç eden gençlerin büyük kısmı sadece iş için gitmiyor.
Kendini gerçekleştirebilmek için gidiyor.
Çünkü burada birçok genç, ne kadar çalışırsa çalışsın bir yere varamayacağını düşünmeye başladı.
Bu duygu tehlikelidir.
Çünkü insan önce umudunu kaybeder, sonra aidiyetini.
Bir şehir için en büyük kayıp nüfus değildir.
İnancını kaybeden gençliktir.
Van’da artık çok sayıda genç, yaşadığı şehre ait hissedemiyor.
Kendini geliştirmek isteyen gençler ya büyükşehirlere yöneliyor ya da dijital dünyanın içinde görünmezleşiyor. Geriye ise bekleyenler kalıyor.
Bekleyen bir gençlik…
İş bekleyen,
atanma bekleyen,
bir telefon bekleyen,
bir tanıdık bekleyen,
hayatın başlamasını bekleyen gençler…
Oysa gençlik bekleme çağı değildir.
Üretme, hareket etme ve hayal kurma çağıdır.
Fakat uzun süre sıkışmış hisseden toplumlarda gençlik, zamanla öfkeye dönüşür. Çünkü bastırılmış potansiyel, insanın içinde sessiz bir çürüme başlatır.
Bugün Van’da birçok genç depresyonu “can sıkıntısı” sanıyor.
Tükenmişliği ise “alıştım artık” diye tarif ediyor.
Bu normal değil.
Bir toplumda gençler sürekli gitmek istiyorsa, orada sadece ekonomik değil sosyolojik bir alarm vardır.
Çünkü şehir dediğimiz şey sadece binalardan oluşmaz.
Şehir; içinde kalmak isteyen insanlarla yaşar.
Van hâlâ çok güçlü bir şehir olabilir.
Kültürüyle, tarihiyle, genç nüfusuyla büyük bir potansiyele sahip. Fakat potansiyel tek başına yetmez. Gençlerin kendini değerli hissedebileceği alanlar oluşturulmadığında şehirler yavaş yavaş içten çöker.
Bir gencin memleketinde kalabilmesi için sadece işe değil; umuda da ihtiyacı vardır.
Belki de artık şu soruyu sormanın zamanı geldi:
Van neden gençlerini geleceğe hazırlayamıyor?
Ve daha da önemlisi:
Bir şehir gençlerini kaybederse, geriye gerçekten ne kalır?
Murat ÜRGEN
Aile Danışmanı