(VAN) Van’da düzenlenen 1 Mayıs mitinginde konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, çözüm sürecinde bir takınmanın yaşandığını ifade ederek, "1,5 yıl aşkındır Sayın Abdullah Öcalan'ın İmralı'dan yaptığı çağrıyla Barış ve Demokratik Toplum süreci başlamış durumda. Ama sizler de takip ediyorsunuz. Süreçte bazı tıkanıklıklar yaşanıyor şu anda. Biz bu tıkanıklıkların aşılması için elimizden gelen her türlü çabanın içindeyiz" dedi.
Van Emek ve Demokrasi Platformu öncülüğünde, "Emek, adalet, eşitlik, barış ve demokrasi için alanlardayız" sloganıyla Van kent meydanında 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü nedeniyle miting düzenlendi.
Mitinge, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Eş Başkanı Ahmet Karagöz, siyasi parti yöneticileri, sendika ve çeşitli sivil toplum kuruluşu temsilcileri katıldı.
Mitingde konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, gündeme ilişkin değerlendirmede bulurdu. 1 Mayıs’ın bir mücadele günü olduğunu söyleyen Hatimoğulları, "Bugün 1 Mayıs işçilerin, emekçilerin birlik, dayanışma ve mücadele günü. Basın emekçisi kardeşlerime özel olarak buradan 1 Mayıslarını kutluyor ve en zor zamanlarda bizlerin her daim sesi ve soluğu olduğu için de hepimiz adına teşekkürlerimi sunuyorum. Evet, bugün bizler işçilerin, emekçilerin bayramını kutluyoruz. Doğrudur. Ama 1 Mayıs bizim açımızda dört başı mamur bir bayram değil. 1 Mayıs kanlı bir tarih ve bir mücadele tarih ile yazılmıştır. Sözlerime başlarken İstanbul'da 1977 1 Mayıs'ında Taksim'de katledilen canlarımızı saygıyla, minnetle anıyorum. DİSK’in kurucu başkanlığını yapan, faşist derce katledilen sevgili Kemal Türkler ve onların şahsında getirdiğimiz bütün işçi kardeşlerimizi saygıyla minnetle anıyorum" diye konuştu.
"Bugün bütün dünya 3. Dünya Savaşı tehlikesi altındayken bunun sebebi kapitalizmdir"
2026 yılının 1 Mayıs'ında kapitalizm krizinin en derin olduğu bir dönemde karşıladıklarını dile getiren Hatimoğulları, şunları kaydetti:
2008'de başlayan ekonomik kriz emperyalist güçler kapitalist sistem tarafından yönetilmeye çalışılırken bize faturası ne oldu biliyor musunuz? Bize savaşı, kan, gözyaşı, açlık ve yoksulluk oldu. Bugün Rusya-Ukrayna savaşının sebebi budur. Kapitalist sistemin emperyalist güçlerin kendi aralarındaki paylaşım savaşıdır. Bugün ABD'nin, İsrail'in, İran'a saldırısı ve İran savaşının sebebi budur. Bugün bütün dünya 3. Dünya Savaşı tehlikesi altındayken bunun sebebi kapitalizmdir ve bunun bedelini biz halklara ödetiyorlar. Orta Doğu'da Kürt'e ödetiyorlar, Arap'a ödetiyorlar. Türkiye'ye ödetiyorlar. Dünyanın her yerinde halklara ödetmeye çalışıyorlar. Ama halklar buna karşı direniyor. Bunun en güzel örneğini Rojava'da direnen Kürt halkı göstermiştir. Bakın, çözüm nettir. Savaş ittifakına karşı halkların barış ittifakı tek çözümdür. Emperyalizmin savaşlarına ve sömürünün üzerine karşı en önemli çözüm enternasyonalist barış hareketini bütün dünyada görebilmektir. Başka da çözümümüz ve çaremiz yoktur. Buradan bir kez daha sesleniyoruz. Yaşasın işçilerin birliği, yaşasın halkların kardeşliği.
"AKP iktidarı gelene kadar tarımda ihracat yapan ilk 9 ülkenin arasında yer alırken şimdi biz buğdaya ete ihtiyaç duyuyoruz"
Türkiye'de işsizlik ve yoksulluğun diz boyu olduğunu kaydeden Hatimoğulları, şöyle devam etti:
Rakamlarını asla güvenmediğimiz TÜİK bile diyor ki: 'Türkiye'de her üç işçiden birisi şu an çalışmıyor ve işsiz yani çalışma potansiyeli olan insanların üçünden biri şu anda işsiz. İnsanlar kiralarını ödeyemiyor. Emeklilerin aldığı maaş torununa harçlık vermeye bile yetmiyor. Açlık, yoksulluk diz boyu derken iktidar ve yandaşları o sarayın zengin ettiği kesimler bunu abartıyorlar diyor. Oysa gelsen sokaklarında dolaşsın. Gelsen Kürdistan'ın sokaklarında İstanbul'un açlığı ve yoksulluğu görsünler. Bakın geçen gün Almanya'daydım. Bir etkinlik için gitmiştim. Orada yürürken marketteki fiyatların dikkatimi çekti. Domates 1.99 euro Almanya'da. Türkiye'de Ankara'daki markette domates kaç lira biliyor musunuz? 2,5 euro. Domates 200 TL'ye yaklaştıysa bu iktidar utanç duymalı bundan utanç. Türkiye bir tarım ülkesidir. Türkiye AKP iktidarı gelene kadar tarımda ihracat yapan ilk 9 ülkenin arasında yer alırken şimdi biz buğdaya ete ihtiyaç duyuyoruz. Kürdistan'ın meraları bütün Türkiye'ye yetecek kadar et üretebilir değil mi? Ama engellediler, yasakladılar meralarımızı. O yüzden çiftçiye destek sağlanmıyor. İran'daki savaştan kaynaklı Türkiye'de zaten mevcut olan sorunlar ve hayat pahalılığı katlanarak karşımıza çıktı. DEM Parti olarak parlamentoda acil bir çözüm paketi açıkladık. Bu çözüm paketinde işçinin, emekçinin az olsa rahatlaması için ağrı kesici niteliğinde bazı önerilerimiz oldu. Ama hiçbirini hayata geçirmediler. Hiçbirini uygulamadılar.
"Bugün Gülistan Doku için yapılan çalışma aynı şekilde Rojin Kabaiş için de yapılmalıdır"
Kadın cinayetlerine ilişkin de konuşan Hatimoğulları, Gülistan Doku için yapılan çalışmanın Rojin Kabaiş için de yapılması çağrısında bulunarak, şunları söyledi:
Biz kadınlar hayatın her alanında emekçiyiz. Evde emekçiyiz. Çocuklara emekçiyiz. Fabrikalarda, tarlalarda çalışırken biz kadınlar emekçiyiz. En fazla emeği sömürülen, en fazla emeği görmezden gelen biz kadınlarız ne yazık ki. Kadının görülmeyen emeği sesini daha fazla yükseltmeli, sesini daha fazla örgütlemeyiz. Sevgili kadınlar, buradan özellikle Gülistan Doku şahsında ortaya çıkan çok önemli bir çürümüşlük bir kez daha bizim yüzümüze çarptı. Özellikle Kürdistan'da yürütülen özel halk politikalarının sonucunda gençlere ve kadınlara yönelik uyuşturucu ve çeteleşmenin bedelini en fazla gençler ve kadınlar ödüyor. Bugün Gülistan Doku için yapılan çalışma aynı şekilde Rojin Kabaiş için de yapılmalıdır. Rojin Kabaiş cinayeti mutlaka aydınlatılmalıdır.
"Bizler barış ve demokratik toplum sürecinin görüşmelerini devam ettirirken hükümetle görüşmelerde üzerinde durduğumuz en önemli konulardan biri KHK'lıların görevlerine iade edilmesiydi” diyen Hatimoğulları, "Bugün insanları işsizlikle, yoksullukla terbiye etmeye kalkışan bu sistem ve bu rejimin attığı bu adımdan geri dönmesi gerekiyor. DEM Parti olarak KHK'lı kardeşlerimizle dayanışmamızı sürdürdüğümüzü onların her yerde sesi solu olmaya devam ettiğimizi buradan bir kez daha ifade etmek istiyorum. Kapitalizmin panzehri sosyalizmdir. Kapitalizme karşı sosyalizmi örgütlemek, demokratik sosyalizmi örgütlemek hepimizin boynunun borcudur. Emeğin hakkı o zaman gerçekleşir. Adalet o zaman gerçekten tecelli eder. Bunun için daha fazla çalışmalıyız" diye konuştu.
"Şu çok net bilinmeli ki barış nehri akacak"
Çözüm sürecinde bir tıkanmanın yaşadığını belirten Hatimoğlu, şunları söyledi:
Süreç konusu. Biliyorsunuz 1,5 yıl aşkındır Sayın Abdullah Öcalan'ın İmralı'dan yaptığı çağrıyla 'Barış ve Demokratik Toplum' süreci başlamış durumda. Ama sizler de takip ediyorsunuz. Süreçte bazı tıkanıklıklar yaşanıyor şu anda. Biz bu tıkanıklıkların aşılması için elimizden gelen her türlü çabanın içindeyiz. Şu çok net bilinmeli ki barış nehri akacak. Akan bir nehre, akan bir suya, hangi taşı koyarsanız koyun o su o taşı aşar. Şimdi bu sürece eğer biri taş koymaya kalkıyorsa bilsinler ki halkın gücü o taşı oradan kaldıracak ve biz bunu mutlaka aşacağız. Şu bilinmeli ki değerli halklarımız emek mücadelemiz kadınların mücadelesi ekoloji mücadelesi, insan hakkı mücadelesi, Türkiye'de özellikle Kürt sorunuyla ilgili büyük bir mücadele verildikten sonra yani son 50 senede hep terör korosuyla engellenmiştir. Bir emekçi 'Ben sendikal hakkımı istiyorum' diyor. 'Ama sen teröristsin' diyor. Bir emekçi 'Ekmek istiyorum' diyor. Ama 'Sen teröristsin' diyor. Bir sendika 'Grev hakkını kullanmak istiyorum' diyor. Ama 'Sen teröristsin' diyor. İşte Sayın Abdullah Öcalan'ı geçtiğimiz sene 27 Şubat'ta İmralı’da ziyaret ettiğimizde açık ve net bir şekilde yaptığı çağrının anlamını şu şekilde ifade etti: 'Bir yandan Kürt sorununun barışçıl ve demokratik çözümü, Kürt sorununun artık silahlı çatışmanın ötesinde siyasi ve hukuki bir zemine taşınması için bu çağrıyı yapıyorum' dedi. 'Ama aynı zamanda bütün Türkiye halkları, işçileri ve emekçileri, siyasi ve toplumsal dinamikleri şunu bilmeli ki, ben ve devletin sizlere karşı kullandığı terör parantezini onların elinden almak için de bu çağrıyı yapıyorum' dedi. Yani bu çağrıyı özellikle Türk emekçi kardeşlerim çok daha iyi bilince çıkarmalı ve hep birlikte ortak mücadeleyi buradan yürütmeliyiz. Şu çok net ki Türk halkının özgürlük mücadelesiyle işçinin, emekçinin ekmek mücadelesi birleşmediği müddetçe Türkiye'de ne gerçek bir barış inşa edebiliriz ne de Türkiye'de ekmek ve emeğin hakkını kazanabiliriz.
"Van'dayken kayyumdan bahsetmemek olmaz"
Belediyelere kayyum atamalarına yönelik eleştirilerini sürdüren Hatimoğulları, "Van'dayken kayyumdan bahsetmemek olmaz. Bakın iki gün önce Van'da hapishanede tutulan Hakkari Belediye Eş Başkanımız Sıddık Akış, ceza verildi kendisine. 19,5 seneye mahkum edildi. Ümit ediyoruz ki bu karar bozulur üst mahkemede ve bu nerede gerçekleşiyor bakın Van. Van'da biz de burayı 14-0 yapmıştık. Halkın iradesi tecelli etti ve halkın iradesi dedi ki 'Van'da bizi DEM Parti yönetsin' dediler. Ama buna tahammül etmediler. Büyükşehir Belediye Eş Başkanlarımız görevlerinden alındı. Ama resmi görevlerinden alındılar. Sevgili Neslihan Şenal, Sevgili Abdullah Zeydan, Van halkının seçilmişidir, iradesidir. Bizim belediye eş başkanlarımızdır" şeklinde konuştu.
Van Büyükşehir Belediyesine atanan kayyım tarafından işten çıkartılan 223 işçi adına Elif Gemicioğlu ise şunları söyledi:
"Bugün işçi bayramı 223 işçi için buruk bir bayram 278 gündür haksız ve hukuksuz bir şekilde işimizden ekmeğimizden edildik. aramızda 9 engelli arkadaşımız var. yaşama zaten zorlanan bu arkadaşlarımız birde açlığa ve yoksulluğa mahkum edildiler. aramızda 14 kadın var. kadınlar iş bulmakta zorlanırken bir kez daha işsizliğe ve yoksulluğa mahkum edildiler.
1 Mayıs sadece bir bayram değil aynı zamanda hakikatleri haykırma birlikteliği güçlendirme alanlarıdır. Bizler 223 işçi alın terimizle bu kente hizmet ettik. sokakları temizledik, parkları çiçekledik ama onlar bizleri ekmeklerimizden ettiler.Birileri rahatı için soframıza tekme attı. Bir telefon bir mesajla ile hayatlarımız alt üst edildi. 223 aile perişan edildi. çocuklarımızın geleceği ile oynandı. bu sadece 223 işçi ve ailenin meselesi değil, bu emeğe bakış sistemi çiğneme meselesidir. Bu hiçbir işçinin güvenden olmadığının göstergesidir. Buradan yetkililere sesleniyoruz. siyasetçilere hukukçulara ve emekçi kardeşlerimize sesleniyoruz gelin yanımızda durun hep beraber bu hukuksuzluğu yok dur diyelim. omuz omuza yürüyelim. Haksızlığı kabul etmeyelim.”
KESK Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz, şöyle konuştu:
"Yıllardır haksız hukuksuz bir şekilde cezaevinde bulunan Selahattin Demirtaş, Bekir Kaya'ya, Dünya kenti olan İstanbul Büyükşehir Belediye başkanı Ekrem İmamoğlu'na selam gönderiyoruz. Bugün emeğin kürsüsünde sadece bir bayram kutlamıyoruz. Bugün burada bir sınıfın tarihsel kavgasını büyütüyoruz. 1 Mayıs emeğin sömürüye, işçi sınıfının sermayeye, halkın zulme karşı ayağa kalktığı gündür. Burada olan herkes biliyor ki bu düzen bize yaşamı değil ölümü, ve sömürüyü reva görüyor. Dünya yeni bir paylaşım sürecinin içindedir. bu bir gerilim değil açık güç gösterme savaşıdır. bakın Amerika'dan Ortadoğu'ya Afrika'dan Asya'ya kadar kapitalist güçler halkları yoksullukla, savaşla baskıyla yeniden şekillendirmeye çalışıyor.
Ortadoğu’da yeniden kanla çizilmek isteniliyor. Sınırlar petrol, rant ve sermaye için çiziliyor. Buradan haykırıyoruz, ne emperyalistler, ne cihadistler ne molla rejimleri halklar kendi kaderlerini kendileri tayin eder. Nato politikalarıyla ülkemiz savaşa çekilmeye çalışılıyor. NATO bir savaş örgütüdür. Barışı değil savaşı zulmü ölümü getirecek. Ülkemizdeki Amerika ve NATO üsleri kapatılmalıdır. Bu savaş politikalarının en ağır bedelini bu coğrafya ödedi. Van, işçiler emekçiler, kadınlar gençler ve en çokta anneler ödedi. bu ülkede yıllardır çözümsüz bırakılan Kürt meselesi sadece bir halkın değil tüm işçi sınıfının zinciridir. çünkü Kürt meselesi yalnızca bir kimlik meselesi değildir. eşit yurttaşlığın adalet ve birlikte yaşama iradesinin sınandığı tarihsel bir eşiktir. biz biliyoruz savaş varsa demokrasi, emek, barış yoktur. Yıllardır bu ülkenin kaynakları, okula, hastaneye, işe değil savaşa harcandı. bugün barıştan söz ediliyor ama halkı oyalayan süreci geciktiren bir anlayışla karşı karşıya olduğumuzu da belirtmek isteriz.
Kürt halkının atmış olduğu devasa adıma karşı adım atılmadı. yaprak bile kıbırdamadı. Barış lütuf değil haktır ihtiyaçtır. Emekçiler yoksulluğa mahkum edilirken, ülke rantlarla yönetilmeye çalışıyor Ülkeyi yönetenler Türkiye ekonomisinin Dünyanın en büyük ekonomilerinden biri olduğunu söylüyor. Peki soruyoruz o halde asgari ücretli 28 binlira ile, emekliyi 20 bin lirayla kamu emekcisinin 60 bin lira ile yaşamaya mahkum edildiklerini biliyorlar mı? Bugün adaletin nasıl yozlaşıp çürüdüğünü hep beraber görüyoruz. Gülistan Doku, Rojin Kabaiş diyorum bu isimler sadece bir olay değil, bu düzenin karanlık yüzüdür” diye konuştu.