Van'ın Sessiz Krizi: Yatırım Eksikliği mi, Umut Eksikliği mi?

Bir şehrin gerçek zenginliği, sahip olduğu dağlar, göller ya da doğal güzelliklerle ölçülmez. Bir şehrin en büyük zenginliği, o şehirde yaşayan insanların geleceğe duyduğu inançtır.

Abone Ol

(VAN) Van, binlerce yıllık tarihi, genç nüfusu, tarım ve hayvancılık potansiyeli, sınır ticareti avantajı ve doğal güzellikleriyle Türkiye'nin en büyük kalkınma merkezlerinden biri olabilecek özelliklere sahiptir. Buna rağmen uzun yıllardır konuştuğumuz başlıklar neredeyse hiç değişmiyor: işsizlik, göç, yetersiz sanayi yatırımları, düşük gelir ve gençlerin gelecek kaygısı.

Bu tabloyu yalnızca ekonomik verilerle açıklamak mümkün değildir.

Çünkü ekonomik sorunlar zamanla insanların ruh dünyasını da şekillendirir.

Uzun süre iş bulamayan bir genç, sadece gelirini kaybetmez; kendine olan güvenini de kaybetmeye başlar. Emek verdiği halde karşılığını alamayan bir kadın, yalnızca ekonomik zorluk yaşamaz; toplumsal değerinin yeterince görülmediğini de hissedebilir. Çocuklarına iyi bir gelecek sunamayacağını düşünen anne ve babalar ise her geçen gün daha ağır bir kaygıyla yaşamaya başlar.

Toplumsal ruh sağlığı tam da böyle aşınır.

Bugün Van'da birçok genç, mezun olduğu bölümde çalışma hayalini bir kenara bırakıp sadece geçimini sağlayabileceği herhangi bir işi arıyor. Bulduğu iş ise çoğu zaman mesleğiyle ilgisiz, güvencesiz ya da düşük ücretli olabiliyor. Özellikle gençler ve kadınlar arasında, kayıt dışı veya düşük ücretli çalışma koşullarının dile getirildiği çok sayıda örnek bulunuyor. Bu durum yalnızca bireysel bir mağduriyet değil, emeğin değer kaybetmesi anlamına geliyor.

Emeğin değersizleştiği yerde adalet duygusu zedelenir.

Adalet duygusunun zayıfladığı yerde ise umut azalır.

Umut azaldığında göç başlar.

Göç başladığında şehir, en üretken insanlarını kaybetmeye başlar.

İşte Van'ın en büyük kaybı da belki budur.

Bu şehir yalnızca gençlerini başka illere göndermiyor; onların hayallerini, enerjisini ve üretme kapasitesini de uğurluyor.

Elbette bütün sorunları yalnızca yatırım eksikliğine bağlamak doğru olmaz. Eğitim, kamu politikaları, özel sektörün gelişimi, girişimcilik kültürü, yerel yönetimlerin vizyonu ve sivil toplumun gücü de bu tablonun önemli parçalarıdır. Ancak üretim ve istihdam imkânları güçlenmeden bu sorunların önemli bir kısmını kalıcı biçimde çözmek de kolay değildir.

Van'ın ihtiyacı sadece daha fazla bina yapmak değildir.

Van'ın ihtiyacı, gençlerin "Ben bu şehirde kalırsam da geleceğimi kurabilirim." diyebileceği bir iklim oluşturmaktır.

Çünkü insanlar yalnızca iş buldukları şehirlerde yaşamazlar; kendilerine değer verildiğini hissettikleri şehirlerde kök salarlar.

Bugün Van için en önemli soru şudur:

Yeni nesil bu şehirde kalmak mı istiyor, yoksa ilk fırsatta gitmeyi mi düşünüyor?

Bu soruya vereceğimiz cevap, Van'ın gelecek on yıllarını belirleyecektir.

Çünkü bir şehrin en büyük yatırımı fabrikalar kadar, insanına duyduğu güvendir. İnsanına güvenen şehirler büyür; insanını kaybeden şehirler ise zamanla sessizleşir.