Van’da sivil toplum var mı?
Resmi kayıtlara bakarsanız var.
Hem de 700 800’lerce…
Tabelalara da bakarsanız çok var.
Ama sokağa çıktığınızda, çarşıya indiğinizde, işsiz bir gencin ya da borçlu bir esnafın yanına gittiğinizde yok.
Van’ın sivil toplumu uzun zamandır kağıt üzerinde yaşayan, hayattan kopuk bir yapı hâline gelmiş durumda.
Sivil toplumun temel görevi nedir?
Devletin yetişemediği yerde toplumun sesi olmak.
Yanlışta itiraz etmek, doğrunun arkasında durmak.
Güçlünün ve iktidarın yanında değil, haklının yanında durmak. Çıkarsız ve menfaatsız bir şekilde toplumun kıblesine doğru ibadet etmektir.
Ama Van’da sivil toplum, çoğu zaman bu misyonu unutmuş görünüyor.
En büyük sorunlardan biri, siyasetin gölgesi.
Van’daki birçok sivil toplum kuruluşu, ya bir siyasi yapının uzantısı gibi hareket ediyor ya da “yanlış anlaşılmamak” adına suskunluğu tercih ediyor. Böyle olunca sivil toplum, toplumun değil, bireysel hesapların bir parçası haline geliyor.
Bir apartman dairesi ya da işmerkezinin köhne bir ofisinde toz tutmuş masasıyla aylarca kapısı kapalı bir tabela derneği.
Kapısı açık olsa da bir diğer kronik mesele, değişmeyen o malum yüzler.
Yıllardır aynı koltuklarda oturan yöneticiler, aynı söylemler, ‘çi mérekim’ (ne yiğitim be) egosu ile aynı aynada aynı suratlar ve aynı yöntimler. Yönetimlerde yer alan çok az sayıda kadınlar ve gençler çoğu zaman vitrin süsü olarak hatırlanıyor. Eleştiri mekanizması ise ortalık karıştırıcı olarak tabir ediliyor.
Van’da gönüllülük zayıf, aidiyet güçlü.
Birçok kurum için mesele toplumsal sorumluluk değil, “bizden olma” meselesi. Proje varsa hareket var, fon varsa faaliyet var. Ama fon bitince saç ve sakalı bakımsız meymenetsiz bir başkan oluveriyor.
Aslında finans olmasada stk’lar faaliyet gösterebiliyor.
Örneğin; herkesin konuştuğu sorunlaar;
İşsizlik, uyuşturucu, gençlerin umutsuzluğu, kadın yoksulluğu, göç.
Bu tür toplumsal sorunların içinde ferdi çıkar olmadığı için bu yüzden çoğu zaman konuşulmuyor. Dert edilmiyor.
Bir de bu şehrin hafızasında derin bir korku var.
Kapatılan dernekler, baskılar, fişlemeler. Bu geçmişe, bugün bir nevi yumuşama gösteriliyor olsa bile hâlâ sivil toplumun omurgasını zayıflatıyor. İnsanlar ses yükseltmekten çekiniyor. Ya da yarın ne olacağı belirsiz şüphesiyle.
Ama korkuyla sivil toplum olmaz.
Olursa, sadece tabelası olur, kendisi olmaz.
Sonuç olarak Van’ın sivil toplumu;
ne toplumun önünde, ne arkasında,
çoğu zaman yanında bile değil.
Bu yüzden güven kaybı var.
Bu yüzden etkisiz.
Bu yüzden görünmez.
Bu yüzden sıfır eleman.
Bu yüzden sadece tabela .
Ama hala bir umut var.
Eğer Van’ın sivil toplumu yeniden ayağa kalkacaksa koltuklardan vazgeçmeli, siyasetin gölgesinden çıkmalı, halkın kapısını çalmalı ve eleştiriye cesaret etmelidir.
Ne özel sektörün himayesinde, ne de siyasal görüşlerin kumandasında.
Sivil toplum ruhunun gönüllük esası bilinçli, gözü doymuş, insancıl kişiliklerle mümkün.
Yoksa beş on tane, piyon yöneticiyle kulakları nereye dümen edilirse oraya yönelenlerle olmaz.
Sivil toplum ruhu tüm devlet ve özel sektör kurumlarının üstüdür.
Haliyle sivil toplum siyasetinde üstüdür.
Van’ın tabela stk’larını dürtme ve değiştirme zamanıdır.
Gün ola harman ola…
Muhsin Furat
16.12.2025