Van, 31 Mart yerel seçimleri sürecinde adından en çok söz ettiren kent oldu. Hem kentteki tüm belediyeleri tek bir partinin kazanması hem de seçim sonrası irade gaspına karşı ortaya konulan direniş bu durumun başlıca nedenlerinden. Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), 31 Mart'ta 14 belediyenin tamamını kazanarak, tarihi bir başarıya imza attı. Ancak kent iradesine karşı harekete geçen İl Seçim Kurulu,

DEM Parti'den Neslihan Şedal ile birlikte Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanlığı görevine seçilen Abdullah Zeydan’ın mazbatasının seçimleri kaybeden AKP'li Abdulahat Arvas'a verilmesine karar verdi.

Karar sonrası kentin her yeri irade gaspına karşı direniş alanına döndü. Kentteki protestolar, kararın Yüksek Seçim Kurulu'ndan (YKS) geri dönmesi üzerine yerini kutlamalara bıraktı. Direnişleriyle seçimlere damgasını vuran yüzbinlerce Vanlı, "Bijî berxwedana Vanê (Yaşasın Wan'ın direnişi)" sloganlarıyla 2 gün boyunca terk etmedikleri sokaklarda bu kez zafer halayına durdu.

Hemen sonrasında belediyenin yeni yönetimi kente hizmet için kolları sıvadı. Eşbaşkanlar Neslihan Şedal ve Abdullah Zeydan’ın ilk işi, kayyım dönemindeki tahribatları tespit etmek oldu.  Tespitlere göre kayyımdan kalan borç 9 milyar TL civarında. Van Büyükşehir Belediyesi, bu rakamla en çok borçlandırılan belediyelerin başında geliyor. Elbette kayyım tahribatları sadece bununla da sınırlı değil. Birçok taşınmaz devredilmiş, gereğinden fazla işçi alımı yapılmış, birçok ihale yandaşa çekilmiş...

Yaşananları konuşmak için eşbaşkanlar Şedal ile Zeydan ile buluştuk. Van'da mikrofon uzattığımız yurttaşların da sorularını not ederek, kayyım tahribatları ve belediyenin hedeflerine dair merak edilenleri bir bir sorduk. Tüm olumsuzluklara rağmen "umut ve birlikte başarma" vurgusu yapmaktan geri durmayan eşbaşkanların sorularımıza verdikleri yanıtlar şöyle:

31 Mart seçim sonuçları, irade gaspı girişimi ve buna karşı ortaya konulan direniş, kayyımların tahribatları ve 2 aylık süre... Tüm bu konulara dair ilk kapsamlı röportajınızı veriyorsunuz.  Süreci biraz özetleyerek başlayacak olursak neler söylersiniz?

Zeydan: Evet, 31 Mart seçimlerinden sonra ilk buluşmamız. Sizin aracılığınızla halkımıza teşekkür etmek istiyoruz. Van’da tarihi bir seçim yaşayacağımızı söylemiştik ve halkımız bu bilinçle kendi iradesine sahip çıktı. Bunu seçim öncesinden de biliyorduk. Sonuç itibariyle 14’te 14 yaptık. Sonrasında mazbatayı gasp girişimi oldu. O süreçte de halkımız çok önemli bir direniş ortaya koydu. Halkımız kendi iradesini ve onuruna sahip çıktı. Çok önemli bir dayanışmayı da ortaya çıkardı. Belki bugüne kadar ilk kez hem sağ hem soldan bu adaletsizliğin karşısında bir dayanışma ortaya çıktı. Halkımızın bu tutumu bir geri adım attırdı. YSK olması gerekeni yaparak, mazbatayı halka geri verdi.

Zafer gecesi otobüsün üzerinde yüzbinlere seslenirken neler hissettiniz?

Halk üzerine düşün her şeyi yaptı. Artık sıra bizde. Bu fedakarlığa layık bir çalışma yürüteceğiz ve onları mahcup etmeyeceğiz.

Zeydan: Bir halkın iradesine yönelik gasp vardı. Halkın demokratik iradesine sahip çıkması ve bunun sonucunda da hak ettiğine kavuşması büyük bir gurur yaşattı. Halkımız, ne kadar asil ve onurlu bir halk olduğunu bir kez daha herkese gösterdi. O gece de ifade ettim. Bu halkın bir parçası ve evladı olmamızın ne kadar gurur verici olduğunu anlattım. Halkımız tüm bu süreçlerde üzerine düşen her şeyi yaptı. Artık sıra bizde. Tüm bu başarının mimarı elbette ki halkımız; ev ev, sokak sokak dolaşan partimizin çalışanlarıdır. Biz, halkımızın bu fedakarlığına layık bir çalışma yürüteceğiz ve onları mahcup etmeyeceğiz.  

Seçilmenizin üzerinden yaklaşık 2 ay geçti. Tespitleriniz, belediyenin bir borç batağına sokulduğunu gösteriyor. Nasıl bir tabloyla karşı karşıyasınız?

Şedal: Kayyım politikalarının devreye girdiği günden bu yana belediyelerin talan edildiğini ve borç batağına sürüklendiğini, halka hizmet etmemek üzerinden bir politika yürütüldüğünü her zaman ifade ettik. Seçim öncesi de gittiğimiz her yerde belediyenin durumunu tartışıyorduk. Buraya geldiğimizde çok daha ağır bir tablo ile karşılaştık. Kayyımlar sadece ekonomik değil, sosyo-kültürel bir tahribat da yaratmışlar. Bizim anlattığımızdan çok daha büyük bir yıkımla karşılaştık.

Seçim öncesi 3 milyar TL borçtan söz ediliyordu ama 9 milyar civarında bir borç tespit ettiniz. Bu çok ağır bir tablo…

Şedal: Evet, yaptığımız incelemede 9 milyar TL borç olduğunu öğrendik. Halen kredi faizlerinden kaynaklı katlanan bir borç var. Bir yandan mali açıdan çok büyük bir borçlanma var ama öte yandan bu halkın ahlaki-politik yapısına çok büyük saldırı var. Mesela açılan kreş, kültür evleri, kadınların ve gençlerin üretim yaptığı yerlerin kapatıldığını gördük. Kapatılan alanlarda karşıt bir politika ve görüşün inşa edildiğini gördük. Kürtçe her yerde silinmeye çalışıldı. Kültür ve hafızaya dönük çok büyük bir yıkımın gerçekleştiğini görüyoruz. Tüm bunlar yapılırken bu kentin sorunların çözümü için gönderilen bütçe yok edildi. Aslında 8 yıldır bir kenti yönetememe hali var.

Ekonominin yanı sıra kültür ve hafızaya dönük çok büyük bir yıkımın gerçekleştiğini görüyoruz. Kentin yol ve su sorunu varken okul yapılmış.

Yerel yönetimler kentin sorunlarına çözüm bulma yeridir. Belediyelerin kanuna göre yapacağı şeyler bellidir. Mesela yol, su, ekoloji ve kültürel politikalar üretmeniz gerekiyor. Ama yapılması gerekenler yapılmamış. Yol yapılmamış ama resmi kurumlar beslenmiş. Bu kurumların her birinin bütçesi var ama belediyenin bütçesi buralara aktarılmış. Kayyım döneminde diğer resmi kurumlarla 204 protokol imzalanmış ve tüm parayı oraya aktarmış. Kentin yol ve su sorunu varken okul yapılmış. Gelecek yönetimi iş yapamaz hale getirmişler. Protokollere dair bir komisyon kurduk ve halkın her kuruşunun hesabını sormak için şuan çalışıyoruz.

Çizdiğiniz tablo epey iç karartıcı. Tespitlerinizin halen devam ettiğini belirtmiştiniz. Ulaştığınız yeni "bulgular" neler?

Zeydan: Ağır hatta çok ağır bir tahribat var. Pervasız bir şekilde halkın kaynakları farklı kurumlara aktarılmış. Biz bu durumu bir şikayet dili olarak değil, halkın bilmesi gerektiği için açıklıyoruz. Halkımız müsterih olsun, tüm bu sorunların üstesinden geleceğiz. Halkımızın kendi parasının nasıl peşkeş çekildiğini ve nasıl talan edildiğini bilmeye hakkı var. Tüm bunlara rağmen dünya genelinde Wan’a büyük bir sempati var. Dünyanın birçok ülkesinden hibe ve destek almak için görüşmeler alıyoruz.

 Kayyım köylerin yol, içme suyu ve kanalizasyonu yapmamış. Milli Eğitim için 629 milyon TL'ye okul yapmış. Bu paranın geri ödemesi 5 milyar TL.

Belediyenin durumuna gelirsek; açıkçası bu borcun bu kadar derin ve yaygın olduğunu tahmin edemiyorduk. Kayyım belediyenin asli işlerini yapmamış. Son 2 yılda kayyım 2 milyar 200 milyon TL bankalardan kredi çekmiş ve bu parayla Milli Eğitim’e okul yapmış. Bu paranın faiziyle birlikte bankalara ödemesi neredeyse 5 milyar TL. Korkunç bir faiz. Yani kayyım bu paraları çekerken götürüp köylerin yol, içme suyu ve kanalizasyonlarını yapsaydı bizim söyleyecek bir sözümüz kalmazdı. Ama ne yapmış? Bu anaparanın 626 milyon TL’sini Milli Eğitim için okul yapmış. Bu paranın geri ödemesi neredeyse 5 milyar TL. Peki bu belediyenin görevi mi? Elbette değil.

Belediye asli işlerini bitirdikten sonra eğer bir mahallede bir okul ihtiyacı varsa gider yapar. Ama en asli işlerini bırakarak gidip okul yapmaz. Şöyle düşünün; Milli Eğitim Bakanlığı okul yapmayı, öğretmen maaşlarını bir tarafa bıraksın, kendisine gelen parayla belediyeye yol ve kanalizasyon yapsın. Bunu hangi vicdan kabul eder? Kabul etmez ama yapmışlar.

Milli Eğitim dışında başkaca kurumlar da var mı?

YİKOB'A 500 milyon TL aktarılmış ama VASKİ'nin 5 ay borcunu ödememişler. Elektrikler kesilmesi söz konusu. Bu halktan hiç utanmıyor musunuz?

Zeydan: Müftülüğe 100 milyon TL verilmiş. Sağlık Bakanlığı’na sağlık ocağı yapılmış. Yine 200 milyon TL'lik kitap alınmış. Bu kitaplar alınmış mı, gerçekten gerektiği yerlere verilmiş mi bilmiyoruz. Gençlik Spor Müdürlüğü’ne 350 milyon TL para aktarılmış. Spor salonunu yapmış bitirmiş ve onlara devretmiş. Aile Sosyal Politikalar Bakanlığı’na 100, Kültür Bakanlığı’na 125 milyon, üniversiteye 50, Tarım Bakanlığı’na 110 milyon TL aktarılmış. Yatırım İzleme Koordinasyon Birliği'ne (YİKOB) nakit olarak 500 milyon TL aktarılmış. Tüm bunları yaparken peki neyi yapmamışlar? Mesela 5 ay boyunca VASKİ’nin elektrik borcunu ödememişler. Şuanda 136 milyon VASKİ’nin elektrik borcu var. Bu borçtan dolayı elektriklerin kesilmesi söz konusu. Elektrik kesildiğinde biz bu şehre su veremeyeceğiz. Peki, belediyeyi bu hale getirenler bu halkın yüzüne nasıl bakıyor, nasıl vicdanları kabul ediyor, geceleri nasıl rahat uyuyorlar? Hadi siz bizden korkmuyorsunuz, bu halktan utanmıyorsunuz. İnsan biraz vicdanlı olur.

Daha iyi anlaşılması için; bu ay belediyeye gelen para ne kadardı, ne kadar giderlere ayrıldı, ne kadar kaldı?

Zeydan: Bu ay merkezi bütçeden bize gelen para 246 milyon TL. İller Bankası’ndan gelen 110 Milyon TL. Ama gelen paranın 90 milyonu direk banka taksitlerini kestiler. Gelen 246 milyonun yaklaşık 200 milyonu maaş ödemelerine gitti. Elde avuçta belediyenin kasasında bu ay 20 milyon TL kalmış. Müteahhitlere ödenmesi gereken 400 milyon TL borç var. Bu haliyle bizim bir metre asfalt yol yapma imkânımız yok. 1 metre kanalizasyon yapma imkânımız yok. Bu kişiler (kayyım ve yönetimi) hiçbir zaman bu kentleri kendi kentleri, insanları olarak görmediler. Bu talan anlayışıdır. Mesela Mayıs ayında VASKİ’nin 19 milyon TL gibi bir kredi borcunu ödedik. Bunun sadece 2 milyon TL’si anapara. Geriye kalan 17 milyon TL faizdi.

Eşbaşkan Şedal'in bahsettiği protokollerde durum nedir? Buna karşı bir girişiminiz oldu mu?   

Zeydan: Yaşanan usulsüzlüklerin tamamının takipçisiyiz. Kurumlarla yapılan protokolleri iptal ettik ve para aktarılan kurumlardan paramızı geri istiyoruz. Daha önce protokol yapılan ve işe başlanmamış işler var. Onların parasını ödemeyeceğimiz söyledik. Bu protokollere 1,5 milyar TL ödeme yapmışız ve tamamını ilgili bakanlıklardan isteyeceğiz. Gerekirse mahkeme yoluna gideceğiz. Şuan toplum sağlığını ilgilendiren işler var, ama kayyımlar başka işler yapmışlar. Arıtma tesislerimizin büyük bir bölümü çalışmıyor. Arıtma tesislerinde kapasite yetersiz olduğu için Wan Gölü’ne atık su gidiyor. Arıtma tesislerine koku giderim üniteleri yapılmamış. Sen gidip okul yapacağına neden arıtma tesislerindeki koku giderim ünitelerini kurmadın? Diyanet, Gençlik Spor Bakanlığı’na milyonlarca TL para aktaracağınıza gidip arıtma tesisini doğru düzgün yapıp bu atıkların göle gitmesine engel olmadınız? Tam bir talan anlayışıdır. Halen tespitlerimiz devam ediyoruz. Toplumsal akılla, bu kentin kurumlarıyla bunun üstesinden geleceğiz. Halkımız moralini bozmasın ama belediyenin durumunu bilsinler istedik.

Belediyenin iştiraki olan yerlerde durum nedir?

VASKİ için çekilen krediler belediyeye, oradan da bakanlıklara aktarılmış. Aylık gelir 80 milyon, gider ise 164 milyon TL. Müzik öğretmeni VASKİ'ye işçi olarak alınmış. 

Şedal: VASKİ’de de tıpkı belediye gibi aynı politika uygulanmış. Oradaki tahribat da programlı bir şekilde yapılmış. Özellikle son aylarda yüksek faizli krediler çekilmiş. Mesela son aylarda 800 milyon TL’lik kredi çekilmiş. Ama hizmet üretilmemiş. Bu çekilen kredi daha sonra büyükşehir belediyesine aktarılmış ve halen o paranın nereye kullanıldığını bilmiyoruz. İhtimalen bu para da protokoller üzerinden bakanlıklara aktarılmış. VASKİ’nin aylık geliri 80 milyon iken, gideri ise 164 milyon TL’dir. Bunun büyük bir bölümü ise personel giderlerine gidiyor. Şimdi VASKİ’ye kanalizasyon, içme suyu hizmeti yapan insanların işe alınması gerekiyordu ama dikiş-nakış öğretmeni, müzik öğretmeni işe alınmış. Yani bu alınan kişileri hangi pozisyonda değerlendireceksiniz? İşin içerisine girip sosyolojik tahribatları gördükçe bunun ne kadar büyük ve derin bir saldırı olduğunu görüyoruz. Son aylarda bilinçli olarak ödenmeyen faturalar var. Her ay 6 milyon TL faiz işliyor. VASKİ’nin elektrikleri kesilirse kente su veremeyeceğiz. Elbette bizim bu duruma ilişkin girişimlerimiz devam ediyor. Halk kayyımın bu yöneliminin farkındadır. Bu halkı reva görülen tablo işte budur. Tüm bunları aktarırken elbette bir çözüm gücünü de oluşturuyoruz. Burada ortak bir dayanışma ruhuyla bu sorunları aşacağız.

Bu tahribat karşısında nasıl hareket etmeyi ya da çözüm üretmeyi hedefliyorsunuz?

Şedal: Bunun adı tahribat değil yıkımdır. Her yönetim geldiğinde 5 yıl için stratejik planını açıklar. Kayyım döneminde stratejik planda yer verilen hiçbir şeyin yapılmadığını gördük. Bu durum da büyük bir usulsüzlük. Yine tahmini bütçenin 2-3 katı kadar bir harcama yapıldığını görüyoruz. Bu yapılan protokoller zaten bu planlama içerisinde olmadığı görülüyor. Belediye, Aile Sosyal Politikalar Müdürlüğü ile “gelin paketi” diye bir sözleşme yapmış ve milyonlar harcamış. Bunun tespitini yapmak mümkün değil ve bunun gibi onlarca hayali protokoller var.

5 yıl boyunca kısa, orta ve uzun vadede ne yapacağımızı ortaya koyacağız. Projeler ve hibe programları için diplomatik girişimlerimiz sürüyor.

Biz bu yıkımın karşısında kadın ve genel stratejik planlamamızı yapacağız. Sonrasında da çalışmalarımıza başlayacağız. Kentimizde 5 yıl boyunca kısa, orta ve uzun vadede ne yapacağımızı ortaya oyacağız. Şimdi bunların hazırlıklarını yapıyoruz ve komisyonlarımız çalışmaya başladı. Projeler ve hibe programları için diplomatik girişimlerimiz devam ediyor. Şimdi birçok ülkeden insanlar bizimle görüşmek ve proje yapmak istiyorlar. Bu tabloya bakıldığında Wan’ın özel bir yer olarak seçildiği görülüyor. Van’ın bu kadar tahrip edilmesi ve borçlandırılması için özel politika belirlenmiş.

Kayymlar, bunca tahribata rağmen giderayak birçok kişiyi de işe aldı. Yönetiminiz bunlardan bazılarının iş akdileri feshetti. Buna dair kimi tartışmalar da yaşandı. Bu süreç nasıl işledi, kimler neden işten çıkarıldı?

Zeydan: Biz asla insanların işlerinden edilmesine mutlu olmayız aksine büyük bir üzüntü duyarız. Mecburen ve üzülerek bunu gerçekleştirdiğimizi belirtmek isteriz. Belediyeler kanunen bütçesinin yüzde 30’unu aşmayacak şekilde bir personel giderine sahip olması gerekiyor. Fakat belediyemizde yüzde 50’lileri, VASKİ’de ise dönem dönem yüzde 70’leri aşan bir durum var. Çok ihtiyaç fazlası insanlar alınmış. Eş, dost, torpil ve hak etmeyen insanların işe alınması da söz konusu. Bir kere bu suçtur ama kılıfına uydurmuşlar. Belediyenin bütçesini şişirip personel almışlar. Ardından bütçeyi düşürmüşler. Son aylar ve seçime yakın alınan insanlar bir seçim yatırımı olarak alınmışlar.

Belediyenin bütçesini şişirip personel almışlar. Ardından bütçeyi düşürmüşler. Eş, dost, torpil ve hak etmeyenler işe alınmış. İşe alanlar da bu insanların mağdur olacağını biliyorlardı.

Bu insanları işe alanlar sanki onlara bir ekmek kazandırmışlar gibi duruyorlarsa da bu insanlara büyük bir kötülük yapmışlar. Çünkü seçim sonrası bu insanların mağdur olacağını bile bile yapmışlar. Yine borç batağına sürüklenmiş bir belediyeyi daha da çökertmek için yapılan bir çalışmadır. İşe alanlar, madem mağdur insanları işe aldıklarını söylüyorlar; neden batmış bir belediyenin yerine karayolları, DSİ, Milli Eğitim, Çevre Şehircilik Bakanlığı’na bu insanları almadılar? Bu kişiler, seçimden sonra bu insanların iş akdilerinin sonlandırılacağını çok iyi biliyorlardı ve adeta bu insanların gelecekleriyle oynamışlar.

İş akdileri feshedilen kişilerle görüşüp bu durumu anlattınız mı?

Zeydan: Bu insanlar gelip bizimle görüşüyorlar. İşten çıkarmak zorunda bıraktığımız hiç kimse ile görüşmemezlik etmedik. Buraya gelen herkesle görüştük. Bu insanlar bizim insanlarımız. Biz onlara yaşanan durumu anlatıyor, onların da bizi anlamalarını bekliyoruz. Buraya gelen herkes bizi saygı duyarak ayrılıyor. Bu insanlar onları mağdur edenlerin onları işe alanlar olduğunu çok iyi biliyorlar. İhtiyacı olan insanları tenzih ederek söylüyorum ama büyük bir bölüm torpille alınmış. Yine rüşvetle insanların işe alındığına dair iddialar var ve bize de anlatıyorlar. Bu insanların gidip bu rüşveti alanlara hesabını sorması gerekiyor. “Siz bizi bile bile bu bataklığa neden sürüklediniz?” demeleri gerekiyor. Arkadaşlarımızın gidip bu haklarını araması gerekiyor. Biz de kamuoyunun vicdanına bırakıyoruz. Bu insanlar işe alınırken adalet mekanizması işletildi mi? Binlerce insan işe alınmış, bu insanlar işe alınırken bir adalet mekanizması işletildi mi?

Kayyım döneminde işten atılan ve 3 kez mahkeme kararıyla mülakat hakkı verilen insanlarla mülakat yaptınız. Sonrasında “İnsanları işten çıkarıp, başkalarını aldılar” şeklinde haberler yapıldı. Buna dair neler söylersiniz?

Zeydan: Kayyım tarafından mağdur edilmiş, hakları ellerinden alınmış, çoğu 10-12 yıl belediyede çalışan bin 800 insan belediyeden atıldı. O gün sesi çıkmayanlar, bu haksızlığa tek kelime etmeyenler bugün ellerine borazanı almış, sokak sokak bizi nereden vuracaklarının hesabını yapıyorlar. Aldığımız işçilerin tamamı yıllardır mahkeme kararı ile mülakata girme hakkı kazanan insanlar. Biz, mahkemelerin verdiği kararla mülakat hakkı kazanan insanlardan söz ediyoruz. Bu mahkeme kararını kabul etmek zorundayız. Daha önce bunu kabul etmeyenler suç işlemiştir. Yani istemeyerek iş akitlerini fesih ettiğimiz insanlar mahkemeye gider kazanırsa biz bu insanları işe almak zorundayız. Biz “Siz mahkemeyi kazandınız ama sizi alamayız” diyemeyiz. Valilikten gelen komisyon üyesi ve yine valiliğin gönderdiği sorularla bu mülakatı yaptık. Valilik bu işin bir yürütücüsüdür. Komisyon 5 kişiden oluşuyor ve bir kişi valilikten gelen kişi. Bu mülakatın sonucunda insanlar geçtiler ve başarılı oldular. Bunların işe başlamaları için valiliğe tekrar yazı yazdık.

 Aldığımız işçilerin tamamı mahkeme kararıyla mülakata girme hakkı kazanan insanlar. Valilikten gelen bir isim de komisyon üyesidir.

Kayyım döneminde bu halkın parası birkaç kuruma sadece peşkeş çekilmedi. Özellikle kayyımdan nemalanan bazı basın yayın kurumlarına da peşkeş çekildi. Bazı kalemşörlere 4 milyondan fazla para aktarıldığı zaten ortaya çıktı. Belediyeyi, halkı töhmet altında bırakan iddialar ortaya atılıyor. Bunların tamamı iftiradır. Bu iftiralardan bir tanesi de KHK’lileri işe aldığımızla ilgilidir. Biz tüm KHK’lilerin mağduriyetlerinin giderilmesinden yanayız çünkü boş gerekçelerle insanlar ekmeğinden edildi. KHK’lilerle ilgili yürüyen süreç tamamen bir mahkeme sürecidir. Ne biz ne de başka hiçbir kurum mahkeme kararıyla görevine iade edilmeyen bir KHK’liyi göreve başlatamaz.

Halkın size yöneltmemizi istediği sorunların başında Van Gölü'nün kirliliği geliyor. Yine çocuk kreşleriyle ilgili merak edilenler var. Bunlara dair bir planlamanız var mı?

Şedal: Hem kreş hem Van Gölü meselesine ilişkin çok soru geliyor. Daha önce de gündemimizde olan sorunlardı. Çocuklara dönük kreşler vardı ama kayyım sürecinde kapatıldı. Planlamamızı hazırladığımızda kentin kreş ihtiyacını giderecek bir çalışma yapacağız. Mahalle, ilçe ve diğer ihtiyaç duyulan her yerde kreşler yapmak için planlama yapacağız.

Ekolojik tahribata ilişkin önemli çalışmalar yapacağız. Bir tahribat olması durumunda hemen müdahale ediyoruz. Van Gölü Koruma Eylem Planını hayata geçirmemiz için çalışmalarımız devam ediyor. Çevre örgütleriyle birlikte bu planlamalarımızı yapıyoruz. Özellikle arıtma tesislerine önem vereceğiz. Kısa bir süre içerinde eylem planımızı açıklayacağız. Kentin tüm kurumlarının katılacağı, yine hazırlarını yaptığımız Kent Konseyi ile birlikte hemen hazırlıklar yaparak bu sorunların çözümüne dair bir politika geliştireceğiz.

Kentteki yoksulların durumu ve işsizlik, yine halk marketler ve kooperatifleşmeye dair de neler yapacağınız merak konusu.

Zeydan: Kentte büyük yoksulluk ve genç işsizlik var. Kısa, orta ve uzun vadede bir çalışmamız olacak. Özellikle kentimiz turizm açısından çok önemli bir kent. Bu durumu değerlendirerek, gençlere iş imkanı sağlanması için çalışmalar yapacağız. Tarım ve hayvancılık alanında, kooperatifçilik konusunda önemli çalışmalar yapacağız. Mesela uluslararası bir proje firması turizm ve tarım alanlarında 500 milyon dolar kapasiteli ve binlerce gencimize istihdam yaratacak bir proje için bizimle bir görüşme sağladılar. Bu tahribatı ortadan kaldıracağız. Buna dair çok önemli projelerimiz olacak.

Dünya Bankası'ndan iki proje için onay alındı. 500 milyon dolar kapasiteli ve binlerce gence istihdam yaratarak bir proje için uluslararası bir proje firmasıyla görüştük.

VASKİ’nin enerji giderinin yüzde 60’ını karşılayacak ve her ay 25 milyon TL’ye yakın katkı sunacak iki proje Dünya Bankası'ndan onay aldı. Kısa sürede ihalesini yaparak halkımızın hizmetine sunacağız. Çok işimiz var ve yapabileceklerimizin tamamına başladık. Çiftçilerimizi destekleme adına kırsalda da yoğun bir performans ortaya konuluyor. Tüm ilçelerimizde kolektif bir anlayışla hareket edeceğiz. Depreme dayanıksız yapıların tespit edilmesi için protokollerimiz var. Dört bir yandan çalışıyoruz ve gece gündüz halkımıza hizmet sunmanın derdindeyiz.

Kadınlardan gelen soruların başında, "kaldırım işgallerinin ne zaman biteceği" ve temizlik konusu geliyor. Bunlara dair bir girişiminiz olacak mı?

Şedal: Bir süredir kaldırım sorunlarıyla yüz yüze kalıyoruz. Bunu diyalog yoluyla mutlaka çözeceğiz. Bu sorunlar bize geldiğinde zabıta arkadaşlarımızla bir araya gelerek, diyalog yoluyla bu sorunun çözülmesini istedik. Biraz ısrar ve devam ettirme hali vardı. Seçimden önce böyle bir politika devreye alındı. Belli bir kesim bizi polemik içerisine çekiyorlar. Ama bu sorunun çözümü için ne gerekiyorsa yapacağız ve kentimizin estetiğini, insanların hayatını zorlaştıran tüm uygulamalara son vereceğiz. Esnaflarımızdan rica ediyoruz; kentin estetiğini, görüntüsü bozacak bir durumdan kaçınmalarını istiyoruz.

10 genç 'ihtiyaç varsa para almadan parklardan temizlik yapalım' dedi. Anneler, 'borcunuz var gidip bileziklerimiz satıp getirelim" dedi. Bu muhteşem bir duygu.

Yine temizlik meselesinde de estetik bir kent oluşturmak temel hedefimizdir. Şuan üç merkez mahallemizde hummalı bir çalışma yürütüyoruz. 10 genç geldi ve “ihtiyaç varsa biz para almadan gidip parklarda temizlik yapalım” dediler. Anneler, yaşlılar bize gelip “Borcunuz var. Bu halka bir çağrı yapın. Gidip bileziklerimizi satıp getirelim” dediler. Bu muhteşem bir duygu. Bu duyarlılıkta olan halkımızın bize yardımcı olmalarını istiyoruz. Bu ekonomik sıkıntılarla boğuşan belediyemize yapacakları önemli katkı su aboneliklerini yapmalarıdır. Bu tahribatı kaldırmak için el birliği ile bu kenti yönetelim. Halkımız müsterih olsun belediyeler artık onlarındır. Halkımıza layık olmaya çalışacağız. Halkımızın dile getirdiği tüm sorunları el birliğiyle çözeceğiz.

Van sakinlerinin 2-3 Nisan’da ortaya koyduğu direniş omuzlarınıza ağır bir sorumluluk yükledi. Söyleşide kısmen değerlendirdiniz; bu sorumluluğun altından nasıl kalkmayı hedefliyorsunuz?

Van'da silahlı kavga: 1'i ağır 3 yaralı Van'da silahlı kavga: 1'i ağır 3 yaralı

Şedal: Halkımıza, kadınlara, gençlere teşekkür ediyoruz. O dayanışmayı ilmek ilmek ördüler. Bu dayanışma seçim sürecinde ve sonraki mazbata gaspında da ortaya çıktı. Israrla bu dayanışmayı yükselten bir bilinç ortaya çıktı. Bu sadece dönemsel değil ve halen bu durum devam ediyor. İnanılmaz bir ziyaret var bize. Türkiye, Ortadoğu ve dünyanın birçok ülkesinden ziyaretler oldu. Moralimiz, umudumuz bundan dolayı çok yüksek. Büyük zaferin büyük sorumlulukları olur. Biz bu ağırlığı hissediyoruz. Van sadece Serhat bölgesi için değil, her yer için bir örnek oldu. Biz sadece ilçelerimiz için değil, başka kentler için de hizmet üretme gibi bir sorumluluğu hissediyoruz. Zorlayan bir yanı var ama bu misyon bir kere kentimize yüklendi. Tarihsel bir süreç yaşandı ve hangi görüşten olursa olsun halkımızın birlikte yaşam arzusu bir kez daha kendisini gösterdi. Umutlarımızı o kadar dirilttiler ki bunu anlatmak güç. Bu umudu dirilten halkımız ve halklara teşekkür ediyoruz. Bu emek halkın emeğiydi. 14’te 14 yapmanın gururu ve onurunu yaşıyoruz. Nasıl ki irademize ortak bir şekilde sahip çıktıysak, kaynaklarımıza, sokağımıza, havamıza ve kentimize de aynı şekilde sahip çıkmamız gerekiyor. Bu kolektif ruhu canlı tuttukça üstesinden gelemeyeceğimiz hiçbir durum olmayacaktır.

 14'te 14 zaferi büyük bir gurur ve büyük bir sorumluluk. Bu kolektif ruhu canlı tuttukça üstesinden gelemeyeceğimiz hiçbir durum olmayacaktır.

Zeydan: Belediye eşbaşkanlarını toplantıya çağırdılar. “Kentin milletvekilleri o kentin belediye eşbaşkanlarını yemeğe götürsün” önerisi geldi. Bizim milletvekillerimiz “28 tane eşbaşkanımız var nasıl götürelim” dedi (gülerek). Bu büyük bir gurur ve büyük bir sorumluluk. Eskiden sadece Van halkına bir sorumluluğumuz vardı ama 2-3 Nisan’dan sonra bu durum değişti. Şuan herkesin gözü bizim üzerimizde ve bu bizim sorumluluklarımızı arttırdı. Biz buna layık olmaya çalışacağız. Ortaya çıkan bu dayanışmanın özgür yaşamın gelişmesine vesile olmasını diliyoruz. Umarım mevcut iktidar da son seçimlerde ortaya çıkan barış ve demokrasi konusundaki iradeyi görür ve buna uygun bir süreç başlatır. Tecridin kaldırılması, toplumsal barışın sağlanması ve kanın dökülmemesine dönük adımlar atılır. Er yada geç bu noktaya gelecek ama geç olmasını istemiyoruz. Bu krizin temel kaynağı Kürt sorunudur. Bu nedenle ülke daha fazla sıkıntı yaşamadan umarım doğru yola dönülür. Halkımıza sizin aracılığınızla selamlarımızı iletiyoruz.

MA / Adnan Bilen

Editör: İshak Kara