(MARDİN) Dijital Habercilik ve Medya Çalıştaylarının 11.’si Mardin’de düzenlendi. Mardin Haber İmtiyaz Sahibi ve Türkiye İnternet Gazeteciliği Derneği (TİGAD) Mardin İl Temsilcisi Murat Akgül’ün ev sahipliğinde yapılan çalıştay, Mardin Artuklu Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezi’nde toplandı.

TİGADlı heyet, program kapsamında Mardin Valisi Tuncay Akkoyun tarafından kabul edildi.
Çalıştaya; Mardin Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Hatip Çelik, DEVA Partisi Mardin İl Başkanı Abdülkadir Kerimoğlu, Avrupa Türk Basın Birliği Genel Başkanı İbrahim Dankuş, Van Gölü Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Orhan Aşan, Güneydoğu Gazeteciler Federasyonu Başkanı Mehmet Çelik, protokol üyeleri ve TİGAD il temsilcileri katıldı.

'TBMM'DE HAKLARIMIZI SÖKE SÖKE ALDIK'
TİGAD Genel Başkanı Okan Geçgel bürokrasiye seslendi. Hem yerel basının hem de dijital medyanın çeyrek asır boyunca "yok" sayıldığını belirten Geçgel, "TBMM komisyonlarında söke söke haklarımızı aldık" dedi.

Komisyon’daki tartışmaları anlatan Geçgel şu cümleleri kaydetti:
“TBMM Dijital Mecralar Komisyonu’nun paydaş derneği olarak o dönemin komisyon başkanı, şu anda da AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Sayın Hüseyin Yayman ile beraber mücadele ettik.
Basın Kanunu’na ek bir madde eklendi. Bizim istediğimiz gibi bir kanun olmadı. Yetersiz ama yetersiz de olsa evet dedik. Çünkü dijital medyanın yasalarca tanınması lazımdı. Bugün dijital medyada çalışan arkadaşlarımız Basın Kartı ve basın ilan hakkından yararlanıyor. İşte bu TİGAD’ın başarısıdır.”
Ancak Geçgel’in asıl vurgusu başkaydı:
“Basın kartlarını meslek odaları vermeli. Bir kurumdan kart alıyorsak, o kurumdan bağımsız olamayız!”
Bu sözler, salonda yoğun alkış aldı. TİGAD Genel Başkanı Geçgel, 81 ilde 81 çalıştay düzenleyerek basın mensuplarının sorunlarını gündemde tutmaya devam edeceklerini açıkladı.
LATİF ŞİMŞEK’İ AĞLATAN ANLAR
Çalıştayın en dikkat çekici anı ise gazeteci Latif Şimşek’in konuşmasıydı. Geleneksel medyanın artık bir "fantezi" haline geldiğini belirten Şimşek, konu bölgedeki çocuklara ve savaşa gelince boğazı düğümlendi. Şimşek, gözyaşlarını tutamayarak sahneden inerken, salonda bir süre sessizlik hakim oldu. Şimşek konuşmasında ‘Gazetecilik yapanlar kendini okutuyor. Her gün Odatv’ye bakma ihtiyacı duyuyoruz’ dedi.
"HABER YAZARKEN ACI ÇEKİYORUZ"
Mardin Haber imtiyaz sahibi Murat Akgül’ün “Çocuklar öldükçe biz de ölüyoruz. Gazeteci yaşadıklarından bağımsız değerlendirilemez. Biz haber yazarken acı çekiyoruz” çıkışı ise çalıştayın en sert insani mesajı olarak kayıtlara geçti.
"YEREL GAZETECİLER OMURGA GİBİ"
Haberler.com ve SonDakika.com’un yöneticileri Ekrem ve Bedia Teymur da Mardin’deydi.
Moderatörlüğünü Dr. Ekrem Teymur’un yaptığı bölümde yerel basının geleceği masaya yatırıldı. Teymur, sahada haberi üreten yerel gazetecilerin medya sektörünün temelini oluşturduğunu, yerel gazeteciliğin medyanın omurgası olmaya devam edeceğini söyledi.

“HIZ GERÇEĞİ ÖLDÜRMESİN” UYARISI
Av. Bedia Teymur’un hukukçu kimliğiyle yaptığı uyarı dijital dünyanın karanlık yüzüne ışık tuttu. Teymur “Algoritmalar editoryal bağımsızlığı tehdit ediyor. Hız, etik değerleri gölgelememeli” dedi. Ayrıntılı bir sunum yapan Teymur şu noktaların altını çizdi: “Tık uğruna gerçeği kurban etmeyelim. Kamu yararı esas olmalı. Yargıtay’ın ‘O anda ve görünürde var olan bir olgunun yayımından basın sorumlu tutulamaz’ ilkesini unutmayalım.”
SUNDAY TIMES'IN ÇOK KONUŞULAN HABERİ
Teymur dikkat çekici bir soru da ortaya attı: “İsrailli nükleer teknisyen Mordechai Vanunu, İsrail’in en gizli tesislerinde çalışırken nükleer materyalin fotoğrafını çekti. 1986 yılında Sunday Times muhabiri bunu haber yaptı. Böylece İsrail’in gizli nükleer programı ifşa edildi. İsrail’in nükleer kapasitesini ortaya koyan Vanunu, daha sonra İsrail istihbaratı tarafından yakalanarak ülkesine götürüldü. Vatana ihanet ve casusluk suçlarından 18 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Vanunu’nun gazetecilik yapmadığını ülkesinin güvenlik politikasını ihlal ettiğini savunanlar var. Bu konuları tartışmalıyız.”
“ DİJİTALLEŞİRKEN, DİJİTAL TEKELLERE ÇALIŞIYORUZ”
İlk oturumda Diriliş Postası Genel Yayın Yönetmeni Ersoy Dede “Gazetecilikte Hangi Ayrıntılar Manşete Çıkar” konusunu ele aldı. Dede geleneksel gazetecilikte yetişmesine rağmen değişimi gördüğü için yüksek lisansını dijital dönüşüm üzerine yaptığını belirtti. Dijital dönüşümde reklam pastasına uluslararası sosyal medya kuruluşlarının el koyduğunu belirten Dede sisteme yüklediğimiz bilgilerin ‘onların depolarına gittiğinin’ altını çizdi; “Bu durumu değiştirmemiz lazım” dedi.
FİLİSTİN VE İRAN HABERLERİNDE ÇARPITMA
Haber Global'den Dilara Sayan’ın “Medya ve Manipülasyon” sunumu da ilgi çekti. İsrail’in Filistin ve İran’a yönelik saldırılarında medyanın dilinin nasıl değiştiğine dair somut örnekler veren Sayan ‘Gazetecilik vicdanın önde olduğu bir meslektir” dedi.

"GÜÇLÜDEN YANA OLAN YENİLİR"
Şırnak Ajans sahibi Halil Azizoğlu’nun “Orta Doğu Coğrafyasında Gazeteci Olmak” başlıklı değerlendirmeleri de yaşanmışlıklarla doluydu. Azizoğlu, gazetecinin sırtını bölgesel bir kuvvete değil gerçeğe dayaması gerektiğini, ‘güçlü’ kuvvetlerin sürekli değiştiğini ama gerçeğe sadakat ilkesinin hiç değişmediğinin altını çizdi.
“GÜDÜMLÜ GAZETECİLİK KAMUYLA KAVGA EDİYOR”
İkinci oturumda ise dosya haberciliğinden sosyal medya gazeteciliğine, televizyon haberciliğinden yerel medyanın toplumsal etkisine kadar geniş bir başlık ele alındı.
İkinci oturumun moderatörlüğünü yapan Medya Ankara Haber Sahibi Bayram Polat, konuşmaların öncesinde gazeteciliğin haksızlık karşısında net tavır alması gerektiğini belirtti. ABD ve İsrail saldırganlığını eleştirmenin mesleki bir zorunluluk olduğunu vurguladı.
Oturumun ilk konuşmasını Oda TV Yazı İşleri Müdürü Mustafa İlker Yücel yaptı. Yücel “Dosya Haberciliği Üzerine Gazetecilik” başlıklı sunumunda yüzeysel bilginin ötesine geçen araştırma süreçlerine dikkat çekti.
Yücel konuşmasında bir hakim ve bir albayı hedef alan iki haber üzerinden ‘yazılanla gerçeğin bir olmadığına’ dair örnekler verdi. İki kamu görevlisinin, gazete sahibi sermaye şirketlerinin çıkarları için hedef alındığını ayrıntılarıyla anlatan Yücel, şirket menfaatleri için kamu görevlilerini hedef alanları çok sert eleştirdi. Gazeteciliğin fark etme, iz sürme ve yarının tarihini yazma mesleği olduğunu belirten Yücel yerel gazetecileri mesleki ilkelere sahip çıktıkları için tebrik etti.
"GELENEKSEL ÖLÇÜLERİ DİJİTALE TAŞIMALIYIZ"
Aynı oturumda Hürriyet Gazetesi’ndeki ‘Hey gidi yıllar’ başlıklı söyleşileriyle dikkat çeken Zeynep Bilgehan da konuştu. İlk saha haberini Mardin’de Bilge Köyü’ndeki üzücü olay üzerine yaptığını belirten Bilgehan sahada çalışmanın önemini vurguladı. Bilgehan, geleneksel medyanın ölçülerini dijital haberciliğe aktarmanın mesleki ilkeleri korumak bakımından önemli olduğunun da altını çizdi.

İZLEYİCİ MEDYAYI YÖNLENDİRİR
Akit Tv Haber Müdürü Uğurcan Gökçe de izleyici verisinin televizyon haberciliğindeki rolünün iyi değerlendirilirse belirleyici olduğunu anlattı. Eskiden bir gazetenin bazen bir hafta sonra bölgeye ulaştığını anımsatan Gökçe teknolojik dönüşümün bilginin yayılma hızını artırdığını vurguladı.
YEREL MEDYA MERKEZ MEDYA'DAN KUVVETLİ OLABİLİR
Şanlıurfa’da 20 yıldır yerel basın kuruluşlarını yönettiğini belirten Mehmet Yetim de yerel medyanın kamuoyu üzerindeki etkisini örnekleriyle anlattı.
"BASIN KARTLARINI MESLEK ÖRGÜTÜ VERMELİ"
Güneydoğu Anadolu Gazeteciler Federasyonu Başkanı Mehmet Çelik de “Gazeteciliğin bir uzmanlık alanı olduğunu” belirterek “etik denetim ve kurumsal yapının güçlendirilmesi artık bir zorunluluk haline gelmiştir” dedi.
Meslek odalarının daha aktif şekilde devreye girmesi gerekitğini belirten Çelik “Bir bakkal açmak için eğer belli odalara müracaat gerekiyorsa gazetecinin de internet sitesi kurmak için kendi meslek odasından izin alması gerekiyor. Basın Kartlarını da devlet değil, bu odalar vermeli. Basın Kartlarımızı bir kurum veriyorsa biz o kurumdan kendimizi bağımsız sayamayız” dedi.
Çalıştaya yaptığı bir haber yüzünden beş ay boyunca haksız ve gerekçesiz bir şekilde tutuklu kalan, hala iddianamesi bile yazılmayan Nevşehir'in tanınan yerel gazetecilerinden Can Taşkın da katıldı. Taşkın konuşmasında "Bu mesleğin kaderinde bedel ödemek var. Haksızlıkları yazmaya devam edeceğim" dedi.
Gazeteciler hem mesleği keyfi tavırlarla engellemeye çalışan yöneticilere hem de mesleğin itibarını bozan meslektaşlarına yönelik eleştirilerini giderek sertleştiriyor.
Mardin notlarımızı şöyle bitirelim:
John Steinbeck'in bir ara gazeteci olarak çalıştığı fakat olayları olduğu gibi aktarmak yerine abarttığı ve çarpıttığı için işinden kovulduğu söylenir. Gerçekleri eğip bükmek belki bir hikaye yazarı için gerekli olabilir ama gazeteci için yasaktır!
Mustafa İlker Yücel - Odatv.com




