(VAN) Anadilde eğitim talebi, Türkiye’de yıllardır süren Kürt meselesinin ve demokratikleşme tartışmalarının en önemli başlıklarından biri olarak öne çıkıyor. Barış ve Demokratik Toplum Süreci'nin tartışıldığı dönemde ise anadil hakkı ve Kürtçeye statü yalnızca eğitim politikası kapsamında değil, toplumsal barışın kalıcı hale gelmesinin temel koşullarından biri olarak değerlendiriliyor.

Vanlı Başkan Ahmet Özer, Bahçeli ile görüştü
Vanlı Başkan Ahmet Özer, Bahçeli ile görüştü
İçeriği Görüntüle

Eğitim Sen Wan Şubesi Eğitim ve Yükseköğretim Sekreteri Lokman Babat, kişilerin kendi dillerini eğitim, resmi kurumlar ve kamusal alanlarda kullanamamasının asimilasyon politikalarının bir göstergesi olduğunu söyledi.

Devletin hala dil üzerinden bir asimilasyon politikası güttüğünü dile getiren Babat, "Bir ülkede vatandaşlar eğer kendi ana dillerini kullanamıyorsa, bu asimilasyonunun göstergesidir. Bu anayasanın eşitlik ilkesine de aykırı bir durumdur. Hem Türkiye’de yaşayan tüm vatandaşların eşit olduğunu dile getireceksin, öte yandan vatandaşın bir kısmı anadilini kullanacak bir kısmı da kullanamayacak” dedi.

'TÜM HALKLAR AYRIMCILIĞA MARUZ KALIYOR'

Bütün dillere eşit bir şekilde yaklaşılması gerektiğine vurgu yapan Babat, "Eğitim Sen olarak bütün dillere eşit bir şekilde yaklaşıyoruz. Türkiye’de Türkçe dışındaki dillerin kamu kurumlarında kullanılmaması eşitliğe aykırı bir durumdur ve aynı zamanda bir insan hakkı ihlalidir. Bir insanın kendi anadilini kullanamaması bir insan hakkı ihlalidir. Bu durumda sadece Kürtler değil, aynı zamanda Çerkezler, Lazlar, Rumlar ve diğer tüm halklar da aynı şekilde ayrımcılığa maruz kalıyor. Bunun önünü açabilmek için, anayasa ve anayasaya bağlı bazı yasaların değişmesi gerekiyor" ifadelerini kullandı.

'ANADİLDE EĞİTİM, TOPLUMSAL BARIŞA HİZMET EDER'

Anadilde eğitimin olmasının toplumsal barış açısından da önemli olduğuna vurgu yapan Babat, "İnsanların doğuştan gelen yaşam hakları var. Yaşam, barınma ve güvenlik hakları gibi. Kendi anadilinde, kendi ülkesinin kamu kurumlarında konuşması gibi demokratik hakları var. Türkçe konuşmayan bütün halklar için aynı şeyi dile getiriyoruz. Bunu konuşamıyor olması, kendi anadilini kurumlarında konuşamıyor olması ciddi bir eksikliktir. Yasalar önünde herkes eşittir, herkes eşit oranda vergi öder, herkes vatandaşlık sorumlukları açısında herkes eşit kabul ediliyor. Fakat hizmet alanında bir ayrımcılık yapılıyorsa, bu ülkede toplumsal barışa da hizmet etmeyecektir. Nitekim 100 yıllık bir cumhuriyetten söz ediyoruz. Tekçi bir zihniyet ile kurulmasından kaynaklı, hala bunun gibi sorunlarla yüz yüzedir ve hala bu sorunlarla boğuşmaktadır" diye kaydetti.

'ANADİL EN ÖNEMLİ BAŞLIKLARINDAN BİRİYDİ'

Eğitim Sen olarak gerçekleştirdikleri Demokratik Eğitim Kurultayı’nı hatırlatan Babat, “Yaptığımız kurultayın en önemli başlıklarından biri de anadilde eğitim hakkıydı. 9 Başlıktan oluşan bir Kurultay gerçekleştirdik. Dinselleştirilen eğitim sistemine karşı laik eğitim mücadelesi, kapitalist modernitenin getirmiş olduğu sorunları tartıştık, Türkiye’de ilk defa ekolojik eğitim tartışıldı. Bunlar gibi 9 farklı başlık altında tartışmalar yaşandı. Daha sonra 5 günlük süren atölyelerle çok verimli bir kurultay gerçekleştirildi" şeklinde konuştu.

MA