Van ve Gaziantep milletvekilliği yapmış, 58. Hükümet Kültür Bakanı, 59 ve 60. Hükümet Milli Eğitim Bakanı olarak görev alan deneyimli siyasetçi Hüseyin Çelik, son günlerde Türkiye gündeminde yer alan açıklamalara dair dikkat çekici değerlendirmelerde bulundu.

Deneyimli siyasetçi Çelik, hem Devlet Bahçeli’nin hem de Bülent Arınç’ın açıklamalarına atıfta bulunarak, Türkiye’de hukuk ve adalet anlayışının geldiği noktanın ciddiyetine dikkat çekti. Çelik, “Tutukluluk cezaya dönüşmemelidir” diyerek uzun süredir dile getirdiği adalet vurgusunu yineledi.

Çelik, Selahattin Demirtaş, Osman Kavala, Can Atalay ve benzeri davalara değinerek, bu süreçlerin artık birer yargı meselesinden ziyade vicdani bir sorun haline geldiğini ifade etti. Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanmasının bir “lütuf” değil, anayasal bir zorunluluk olduğunu belirtti.

Deneyimli siyasetçi, “Bir kişinin tutuklu kalması veya serbest bırakılması siyasi telkinlerle belirleniyorsa, o noktada hukuk devleti adına matem tutulmalıdır” ifadeleriyle adaletin siyaset üstü bir değer olduğunu vurguladı.

Hüseyin Çelik, yıllar önce de benzer şekilde dile getirdiği hukukun üstünlüğü anlayışının bugün yeniden hatırlanması gerektiğini söyleyerek, “Hukukun üstünlüğü, her türlü siyasi hesaplaşmanın, ideolojik ayrışmanın ve partisel çıkarın üzerindedir” dedi.

“Adalet bir kesim için değil, herkes içindir” diyen Çelik, toplumsal vicdanın ancak eşit hukuk anlayışıyla korunabileceğini belirtti. Deneyimi, sakin üslubu ve yapıcı yaklaşımıyla tanınan Çelik, Türkiye’nin yeniden aklın, hukukun ve vicdanın rehberliğinde yol alması gerektiğini ifade etti.

Van Gölü hazinesi için kritik uyarı
Van Gölü hazinesi için kritik uyarı
İçeriği Görüntüle

Hüseyin Çelik’in Gündem ile İlgili Tam Açıklamaları

“Gerek dün Sayın Bahçeli’nin, gerekse bugün Sayın Arınç’ın yaptığı açıklamalar, Türkiye’de hukuk ve adalet anlayışının geldiği noktayı göstermesi bakımından son derece önemlidir. Baştan beri benim de itinayla üzerinde durduğum ve defalarca dile getirdiğim gibi tutukluluk cezaya dönüşmemelidir.

Bu çerçevede, Selahattin Demirtaş, Osman Kavala, Can Atalay ve daha bir çok siyasetçi, gazeteci ve düşünce insanının içinde bulundukları durum artık bir yargı sürecinden ziyade, vicdani bir mesele haline gelmiştir. Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanması bir lütuf değil, anayasal bir yükümlülüktür.

Bir kişinin serbest bırakılması veya tutuklu kalması, bağımsız mahkemelerin kararlarıyla değil de iktidar gücünü ellerinde bulunduran siyasetçilerin talimat veya telkinleri ile oluyorsa, Hukuk Devleti adına matem tutulacak zamandır.

Sayın Bahçeli’nin bugün geldiği nokta, Sayın Arınç’ın da hatırlattığı üzere, yıllar önce ısrarla dile getirdiğimiz bir noktadır. ‘Hukukun üstünlüğü, her türlü siyasi hesaplaşmanın, ideolojik ayrışmanın ve partisel çıkarın üzerindedir.’

Siyasi görüşleri, etnik kimlikleri veya inançları sebebiyle hiçbir vatandaşımızın hukuk önünde farklı muamele görmesi kabul edilemez. Adalet, bir kesim için değil, herkes içindir. Adalet terazisi bir kez şaşarsa, toplumun vicdanı da şaşar.

Bugün yapılması gereken, geçmişte yaşanan haksızlıkların tekrarlanmaması; Türkiye’yi yeniden hukukun, aklın ve vicdanın rehberliğine teslim etmektir. Unutmayalım ki, adalet mülkün temelidir; temel sarsılırsa hiçbir yapı ayakta kalmaz.

Unutmayalım ki, ‘Hukuksuz Türkiye’ algısıyla ‘Terörsüz Türkiye’ hedefine ulaşamayız.”

Haydar Erdinler - Vanekspres Haber / Ankara