1990’lı yılları Kürt gençliği hareketi “ben kimim?” Felsefesinin sorgulama matematiğini çok yönlü analitik çözümleme sanatıyla da meşgul eden bir jenerasyon idi.
Kimi çocukluğunun ve gençliğinin geçtiği köy hayatının doğallığıyla, yemyeşil ovları, karlı dağların asiliği, hayat gibi akan nehirler ve en önemlisi yaşamış olduğu köyün iki cihandan ibaret olduğu ve ötesinin olmadığı bir alemin çocuklarıydılar.
Belirli siyasi nedenlerden ötürü köy hayatından zorunlu olarak koparılan ve göçe tabii tutulan insanlar ve parantez içerisinde gençlik, kentlerin ve metropollerin beton kaldırımlarında ya da okul ve üniversite sıralarında “ben kimim?” Sorusunun cevabına biraz daha yakınlaştığının farkına varmıştı.
Müzik, bazen de kişinin ne aradığını sözlü duygularla yönlendiren en önemli pusuladır.
1988 yılında Ankara’da kurulan Koma Amed (Grup Amed) sanatçılarının çoğunun tıp fakültesi öğrencisi olduğu, öncelikle emeğinin önünde saygıyla eğildiğim, Evdil Melek ve grubun diğer sanatçılarınca Kürt müziği özgün bir tarzla notalandırıldı.
Amed, Van, İstanbul, Mersin gibi bir çok kentin sokaklarında, evlerinde, araçlarında kasetçalar teyplerin hoparlörlerinde, pil ile çalışan walkmanların kulaklıklarıyla ve yurtdışında yayın yapan MED TV görüntü frekansıyla kulaktan yüreğe doğru bir bağ kuruyordu.
“Kulilka Azadîye” sözleriyle bozuk düzen ve cuntacı rejimlere karşı yitirdiğimiz canların duygu dolu nağmelerine, “Hoy Hoy Memo” hikayesiyle bir annenin oğluna yaktığı ağıt ve “Evare” nefes ve müziğiyle adeta ruhani bir tasavvuf mertebesine çıkaran ve bir çok yabacı dile şarkıları çevirilen bir müzik grubu değerimiz; KOMA AMED.
Müzik, bazen sözlerini bile anlamadığın, ancak melodisini ve tınını hafızana kodladığın ve aradan 10’larca yıl geçmesine rağmen, o tını ve melodiyi tekrar dinlediğinde, geçmiş yılların duygularını tekrar gözlerinde ve hafızanda canladıran bir makamdır.
Yıl 2025 mevsim sonbahar aylardan yine Ekim.
Ne çabuk geçti değil mi?
Sizce?
İşte böylesi derin ve anlamlı bir duygu hareketi sanatını ve müzik grubunu barış süreci atmosferinde Amed / Newroz Meydan’ında görmek ve dinlemek, bir metafor serüvenidir.
Yukarıda bahse konu olan yorum ile bugünün arasında, ortalama 30 yıl geçti. Öncesinden süregelen kirli savaş ve sistemsel çürümüşlüğün inkar ve yasaklı tutum ve yasalarının değişeceği bir ilkbaharın sonbaharındayız.
Dalına sımsıkı tutunan çınar ağacı yapraklarının yarınlarda doğacak güneşin her bir şavkına, 30 yıldan beridir topraklarından sürgün edilen, yasaklı dilin yasaklı sanatı KOMA AMED’in avazladığı gibi;
“
Yek caran dişewite pelên daran
Yek caran hesreta azadiya welat
Mezin dibe, dibe derdekî giran
Dişewite, diqîre, dibe Bêrîvan
Ew rojên azad nêzê me ye
Ew kulîlkên geş xelasîya me
Dest bidin hev dû, silav bikin wan
Agirê çaran bûye hezaran
“
Tu bi xér hatî Koma Amed
Hoş geldin Koma Amed
Muhsin Furat
26 Ekim 2025





