Hendek çatışmalarının ardından 2016'dan bu yana yaşadığı köy evinde ilk kez konuşan Leyla Zana, çözüm sürecinin bitişini, yeni bir süreç ihtimalini ve siyasete dair düşüncelerini anlattı.

Gazete Duvar'dan Vecdi Erbay’a konuşan Zana, bugüne kadar susmayı tercih etmesini, 2015’te Hendek çatışmalarında yaşanan döneme bağladı.  

“Kürt halkına karşı mahcubiyetten dolayı sustum”

“2015 yılında siyasal bir deprem yaşadık” diye konuşan Zana, “Özellikle hendekler sürecinde gerçekten siyasal muhataplığın durduğu noktaya vardık. O süreçte kitle ile yüz yüze geldiğimizde verecek hiçbir cevabımızın olmadığını da gördüm. Susmamın nedenlerinden biri budur” ifadelerini kullandı.

Zana, “Toplum bir cevap bekliyor ve sen cevap olamıyorsun. Bu durum benim yedi yıllık bir yas süreci yaşamama neden oldu. Çok derinden yaralandım. Hayat seçimlerden ibaret değil. Sadece seçimler döneminde kitle siyasetçinin aklına geliyorsa bu sorunludur” diye ekledi.

Çatışmalardan bu güne kadar Sur’a gidip görmediğini belirten Zana, “Kendimi hazır hissetmiyorum” dedi.

Leyla Zana, “bir küskünlük var mı?” sorusuna, “Hayır, bu dava bütün kişiliklerden çok daha büyük, çok daha kapsamlı bir dava. Davaya küsülür mü? Davaya küstüğün zaman kendine küsmüş olursun” yanıtını verdi.

DEM Parti’den teklif aldı mı?

DEM Parti’den bu süreçte kendisine belediye başkanlığı için teklif gelip gelmediği sorusu üzerine Zana, önceki süreçlerde de kendisinin milletvekilliği için hiç bir talepte bulunmadığını, “halkın kendisine bu onuru verdiğini” söyledi.

Zana, “Mücadeleden hiçbir zaman vazgeçmedim. Bu bir yas süreci benim için. Ayrıca bizim gibi insanlar eğer görüş, öneri, katkı, deneyim paylaşımı talep edilirse buna uygun bir pozisyon alabilmeli. Biriktirdiklerimizi, tecrübelerimizi aktarabiliriz” yanıtını verdi.

Yeni sıcak hava dalgasına dikkat: 40 dereceleri göreceğiz! Yeni sıcak hava dalgasına dikkat: 40 dereceleri göreceğiz!

Çözüm sürecine ilişkin konuşan Zana, 2012’de dönemin Başbakanı Erdoğan ile gerçekleştirdikleri bir görüşmeyi anlattı.

“(Erdoğan’a) ‘Sayın Öcalan orada’ dedim”

Erdoğan’a “Bu sistemin kara delikleri yama usulüyle kapanmaz. Siz başbakanken bu anayasanın artık bir biçimde değişmesi lazım. Utançtır, 12 Eylül faşist rejiminin diktiği deli gömleğini artık bu toplumun boynuna zorla geçirmeyin” dediğini belirten Zana, Kürtlerin muhataplığı konusuna da geldiklerini ve “Şu anda sizin dışınızda kim AK Parti'ye güç getirebilir? O zaman bu çatışma sürecini sonlandırmak için kim neyi yaratmışsa onunla oturacaksınız. Sayın Öcalan orada” dediğini belirtti.

Zana, bu anlattıkları karşısında Erdoğan’ın ne dediği yönündeki soruya, “Onu şimdilik açmayalım. 2013’teki süreç pek çok açıdan tarihsel bir fırsattı. Yalnızca Kürtler için değil, Ortadoğu halkları için de öyleydi” yanıtını verdi.

Erdoğan’ın “Silahlar bırakılsın” şartını öne sürdüğü belirten Zana, “Dedim ki, ‘Gerçekçi değil. Neye dayanarak bırakacaklar? Bir projeniz var mı? Bu insanları nereye getireceğiz? Nerede konumlandıracağız?’ O kadar net konuştum” ifadelerini kullandı.

“Öcalan’ı ve Erdoğan’ı devreden çıkarmak istediler”

Leyla Zana, 2013'teki barış sürecinin neden bozulduğu yönündeki soruya, şu yanıtı verdi:

“Bu sorunu Öcalan’sız ve Erdoğan’sız çözmek isteyenler, bu işi kendi aramızda çözeriz diyenler oldu. Dünya kadar risk göğüsleyeceksiniz ve kimileri sizleri bu işin dışında bırakarak yol almak isteyecekler. Kabul eder miydiniz? Zor. Bu kadar net. Bunu ilk defa duyuyorsunuz değil mi? Bunu bazılarının yüzüne vurduğum için bu rahatlıkla söylüyorum. Kişilerin adını vermeyeceğim. AKP'nin içindekiler bana dediler ki, “Biliyor musunuz sizinkiler Öcalan’ı dışlamak için bu süreci bozdular.” Ben de döndüm dedim ki, “Ben başka bir şey daha biliyorum. Siz de Erdoğan'sız bu işi götürmek istediğiniz için süreç bozuldu.” Tek bir cevap alamadım. Karşımdaki sustu.”

Erdoğan’ın buna nasıl izin verdiği şeklindeki soruya ise Zana, “Hatırlayalım, 7 Haziran 2015 seçimlerinde Erdoğan ilk defa Meclis’te çoğunluğu kaybetti. Çözüm süreci yaşanan sıkıntılara rağmen sürüyordu. İddia ediyorum ki, tekrar seçime gitmeyi engelleyecek bir formül yaratılabilseydi, Türkiye'deki vicdanlı, duyarlı kamuoyu, demokratik güçler, Kürtlerin bir kısmı ve Erdoğan, güvenlikçi zihniyete karşı durabilselerdi süreç farklı gelişebilirdi” yanıtını verdi.

Sürecin bozulmasında Milli Güvenlik Kurulu kararlarının mutlaka etkisi olduğunu ancak bunun tek başına yanıt olmadığını belirten Zana, “Bu sorunu çözebilmek için iktidar gücü önemliydi” dedi ve o dönem, “İkinci bir seçime (1 Kasım 2015) gidersek korkarım ki 90’ları arar hale geliriz” dediğini söyledi.

“Erdoğan artık süreci dondurucudan çıkarmalı”

Zana, “O dönem dirsek teması kurulmaya çalışıldı ve Erdoğan’la görüşüldü. Ama artık çok geçti” şeklinde konuştu.

Leyla Zana, süreç içerisinde AK Parti ile HDP arasında ne konuşulduğunu bilmediğini, kendisinin Kürdistan Bölgesi’ne endeksli bir diplomatik çalışmayla sınırlandırıldığını belriterek, “Yalnızca, en son görüşmemizde, Sayın Öcalan'ın Dolmabahçe Mutabakat metnine ilişkin eleştirileri oldu” dedi.

“Çözüm süreci Erdoğan’ın inisiyatifi dışında mı bitti?” sorusuna Zana, “Sayın Cumhurbaşkanı ‘süreci dondurucuya kaldırdım’ diyor. E artık miadı geçmek üzere, bence dondurucudan çıkarıp bu işi esastan ele almak gerekiyor. Zaman kaybetmeden... Ama görülüyor ki böyle bir çabaları yok. Artık zamanı ötelemeye, ertelemeye tahammül kalmadı” sözleriyle yanıt verdi.

“Mam Celal’in, Kek Mesut ve Neçirvan Barzani’nin de çözüm sürecinde çok önemli katkıları oldu”

Leyla Zana, “Barışın gerçekleşmesi için emek veren herkese minnettarız. Böyle bir zamanda Mam Celal’i (Talabani) de mutlaka hatırlamak ve hakkını teslim etmek gerekir. Hayatı boyunca Türkiye’de Kürt sorununun demokratik ve barışçı çözümü için çabaladı. Tabii Kek Mesut ve Neçirvan Barzani’nin de çözüm sürecinde çok önemli katkıları oldu” dedi.

“Egemen güçler de Kürtlerin dağınık ve parçalı halinden besleniyor, ne yazık ki” diyen Zana, Kürtler birbirlerine rakip olmadığını söyledi.

Zana, “Kürtler kendi birliklerini sağlayabilmeli. Türkiye de Rojava’nın barış ve diyalog çağrılarına bombalayarak değil, daha önce olduğu gibi diplomatik ilişki ve temas kurarak yanıt vermeli, komşuluk geliştirmeli tıpkı Güney Kürdistan’la geliştirdiği ilişki gibi…” ifadelerini kullandı.

“Halklarımızın çıkarı dışında hiçbir şey beni Ankara’ya götüremez”

Zana, “Sizi Ankara'ya ne götürür?” sorusuna, “Umarım ihtiyaç olmaz. Bilmiyorum ne götürür beni… Halklarımızın çıkarı beni götürür. Başka hiçbir şey beni götürmez. İhtiyaç duyulursa, duyulmazsa zaten herkes kendi yolunda. Umarım o boşluk olmaz” diye yanıt verdi.