GÜNDEM

Van'da engelli bireylerin sorunları masaya yatırıldı

DEM Parti Van İl Örgütü’nün düzenlediği panelde, engelli yurttaşların çoklu ayrımcılığa maruz kaldığı vurgulandı.

Abone Ol

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Van İl Örgütü tarafından “Barış ve Demokratik Toplum İnşasında Sağlamcılıkla Yüzleşiyoruz” başlıklı panel gerçekleştirildi. Van Barosu Tahir Elçi Konferans Salonu’nda yapılan panele engelli dernekleri ile çok sayıda engelli kişi ve aileleri katıldı.

Panelin açış konuşmasını yapan DEM Parti Van il Eşbaşkanı Veysi Dilekçi, “Bugün yaşanan savaşlar ve militarizm tüm toplumun geleceğini özgür, eşit ve refah içinde olmasını engellemektedir. En çok da engellilerin refah içinde olmasını engellemektedir. Bugün özellikle Ortadoğu ve dünya genelinde süre giden çatışma ve savaşlar, mayınlı alanlar her geçen gün engellenmiş yaşamları çoğaltıyor. Toplumsal hizmetlere ve engellilere daha iyi bir yaşam sunabilecek kaynaklar insafsızca savaşlara ayrılıyor. Savaşlarla hem daha çok kişi engelli bırakılıyor hem de savaş koşullarında engellilerin yaşam koşulları daha da kısıtlanıyor. Savaş koşullarında bugün engellilerin göç yollarında tüm hakları yok oluyor. Yaşanan bu savaşlar sonucunda zaten erişilebilir olmayan kentler insanlık dışı saldırılarla, bombalamalarla alt üst ediliyor” dedi.

‘VAN’DA 110 BİN ENGELLİ VAR’

Engellilerin bugün "sağlamcılık ideolojisi" tarafından ötekileştirilerek ayrımcılığa uğradıklarını söyleyen Dilekçi, “Bu ülkede kim ayrımcılığa uğramıyor ki. Egemen ideoloji tüm farklılıklara ayrımcılık uyguluyor. Kadına, mültecilere, diğer halklara ve inançlara ayrımcılık uyguluyor. Kısacası kendisi gibi düşünmeyen ve yaşamayan herkese ayrımcılık uyguluyor. Ama ifade ettiğimiz toplum kesimleri içerisinde engelli olanlar çoklu bir ayrımcılığa maruz kalıyor. Türkiye’de engelli nüfusu, 10 milyonun üzerindedir. Neredeyse nüfusun yüzde 12’sine denk geliyor. Van’da engelli nüfusu 110 bin kişinin üzerinde ve bu konuda aile ve sosyal politikalar bakanlığı kamuoyuna şeffaf bir veri sunmuyor. Mevcut iktidar ve engellik konusuna geleneksel yaklaşıyor ve engellileri eşit yurttaş olarak ele alan politikaları uygulamıyor" ifadelerini kullandı.

‘MÜCADELE EDECEĞİZ’

Anayasa tartışmaları, barış ve toplumsal barış süreçleri devam ederken engelli yurttaşların temel haklarının da bu kapsamda güvenceye alındığı bir süreci talep ettiklerini söyleyen Dilekçi, “Örneğin ana dilinde kamu hizmetlerinin sunulması kapsamında işaret dilinin de resmi dil statüsünde olması gerektiğini savunuyoruz. Tıpkı Kürt halkının anadilinde hizmet hakkı gibi sağır toplumunun işaret dili ile tüm kamu hizmetlerine erişimi eşit yurttaşlığın gereği olacaktır. Bizler DEM parti olarak yıllardır engellilik alanında çok güçlü ve kapsamlı çalışmalar yapıyoruz. Dönüşümün söylem ve yaklaşımda başlaması gerektiğini ifade ediyoruz. Engelliler de tüm yurttaşlar gibi bu ülkenin eşit yurttaşları olana kadar, hak ettikleri hakları teslim edilene kadar bu mücadeleyi büyüteceğiz. Kayyım gaspı nedeniyle Van’da engellilik alanında sunacağımız birçok hizmet engellenmiş durumdadır. Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Dairesi Başkanlığını fiilen yandaşlara yardım başkanlığına evirdiler. Bunu bir kere daha kınıyoruz” dedi.

Ardından DEM Parti MYK üyesi Hatice Betül Çelebi, yerine kayyım atanan Van Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Abdullah Zeydan ve Sağlamcılığa Karşı Kadın Hareketi Derneği’nden Havva Aydın’ın katılımıyla panel düzenlendi.

‘MESELE BİRBİRİMİZİ KABUL ETMEMEK’

Hatice Betül Çelebi, “Demokratik Cumhuriyette bizim bedene yaklaşımımız nasıl olacak sorusu en önemli sorudur. Beden ve cinsiyet birlikte kültürü var etmiştir. İktidarın bireyi ehlileştirme meselesinin tartışılması gerekiyor çünkü sağlamcılık da böyle bir şey. Sağlamcılık bir şiddet biçimidir. Daha güçlü, daha güzel olma, burnunu ve uzuvlarını beğenmememe gibi. Sağlamcılıkla yüzleşmediğimiz sürece demokratik bir Cumhuriyet kuramayız. Engelli olmak bizim kimliğimiz ve onu bir onur olarak taşıyoruz. Bizler sağlamcılık ideolojisiyle mücadele edeceğiz. Bizim gözlerimize bakmadığınız sürece eşit olamayız. ‘Hepimiz bir engelli adayıyız’ deniliyor. Kardeşim kota doldu lütfen artık aday olmayın! Siz hayvan severken kendinizi bir kedi olarak görüyor musunuz? Farkındalık deniliyor. Herkes her şeyin farkında. Meselemiz kabul etmemektir. Meselemiz birbirimizi kabul etmemek ve birbirinden üstün görmektir. Sevgi her engeli aşmaz. Sevgi engeli aşsaydı bugün yeşili kesmezdik, kadını öldürmezdik” dedi.

‘HAK VE ADALET TEMELLİ YAKLAŞIYORUZ’

Ardından konuşan Abdullah Zeydan da “Partimiz, engelli mücadelesini bir insanlık mücadelesi olarak görüyor. Kürtlerin başta olmak üzere ülkede yaşanan halkların yaşadığı ayrımcılığın aynısını engelli bireylerin de etkilendiğini görüyoruz. Bizim yıllardır yürüttüğümüz mücadele gereği hak ve adalet temelli bu soruna yaklaşıyoruz. Herkesin kendi varlığı ile kendisini var etmesini savunuyoruz. Biz yerel yönetimler olarak da herkesin kendi varlığı ve kimliği ile yaşama koşullarını oluşturma sorumluluğumuz var. Bizim yerel yönetimler olarak bu konuda eksik kaldığımızı da söyleyebilirim. Bu sorunun çözümüne dair fedakarlıkta eksik kaldığımızı söyleyerek, özeleştirimizi veriyoruz. Ama bu sorunların çözümü için kolektif bir akla sahip olduğumuzu da söylemek isteriz. Bizler, yardım ve muhtaçlık politikasını ret ediyoruz. Biz belediyeye geldiğimiz ilk gün engelli yurttaşlarla birlikte hareket ettik. Kentin tüm planlamasında engelli yurttaşları da dahil ettik ve daire başkanlığı kurduk” diye konuştu.

‘SESSİZLİK BİR EKSİKLİK DEĞİL, KİMLİKTİR’

Son olarak Havva Aydın ise "Sessizlik Bir Eksiklik Değil Bir Kimliktir" başlıklı konuşmasıyla toplumsal farkındalık ve hak temelli yaklaşım üzerine değerlendirmelerde bulundu. Havva Aydın, “Biz kendi anadilimizde konuşuyoruz, siyaset yapıyoruz. Beni anlamıyor olmanız benim değil sizin sorununuz. Sessizlik hayatımızın bir parçasıdır. Biz kendimizi işaret dili olan sessizlikle anlatıyoruz. Kürt olmak, kadın olmak nasıl bir eksiklik değilse engelli olmak da bir eksiksizlik değil. Bu bizim kimliktir. Belediyelerde işaret eğitmenleri yok ve biz bu nedenle kendimizi size anlatamıyoruz. Sağır olmak bir engellik ve sizden bir şey dilemek anlamına gelmiyor; sadece tercüman istiyoruz. Belediyelerde tercüman olmaması engellilerin karar süreçlerine dahil olmamasıdır. Yine sağırlar toplumuna yönelik siyaset engeli var” dedi.

Konuşmaların ardından panel soru-cevap bölümüyle sona erdi.