(VAN) Parti, söz konusu uygulamaların hukuksuz olduğunu belirterek, “Bu bir siyasi ve etnik tasfiyedir” değerlendirmesinde bulundu.
1 Ağustos 2025 tarihinde AKP Van İl Teşkilatı tarafından yapılan açıklamaya yanıt niteliği taşıyan metinde, kayyum atamasının Anayasa ve demokratik teamüllere aykırı olduğu savunuldu. DEM Parti, 15 Şubat 2025’te atanan kayyumun halkın iradesini yok saydığını ve uygulamaların “meşruiyetten yoksun” olduğunu vurguladı.
Parti'den yapılan yazılı basın açıklaması;
KAYYUM REJİMİNİ VE HUKUKSUZ İŞÇİ KIYIMINI MEŞRULAŞTIRMA ÇABALARINA YANITIMIZDIR
AKP Van İl Teşkilatı adına 1 Ağustos 2025 tarihinde yapılan açıklama; Van Büyükşehir Belediyesi’nde 223 emekçinin hukuksuz şekilde işten çıkarılmasını meşrulaştırmaya, Anayasa’ya aykırı kayyum rejimini “yasal” göstermeye ve kayyumun yetkisiz komisyonlarının kararlarına hukuki kılıf bulmaya dönük bir girişimdir. Bu açıklama hem hukuken hem siyaseten temelsizdir ve gerçeği çarpıtmaktadır.
1. Kayyum Rejimi Anayasa’ya Aykırıdır, Meşru Değildir.
Öncelikle, Van Büyükşehir Belediyesi’ne 15 Şubat 2025’te atanan kayyum, halkın iradesini gasp eden bir darbe pratiğidir. Anayasa’nın 127. maddesi ve Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı açıkça halkın seçme-seçilme hakkını güvence altına alırken, hiçbir halk oylaması veya kesinleşmiş yargı kararı olmaksızın belediye yönetiminin atanmış memurlara devri açıkça hukuksuzdur. Anti-demokratiktir. Bu hukuksuz rejim altında alınan tüm kararlar — işten çıkarmalar dahil — demokratik meşruiyetten yoksundur.
2. Arşiv Araştırması Gerekçesi Hukuken Geçersizdir
AKP İl Başkanı’nın açıklamasında öne sürülen “arşiv araştırması olumsuz” iddiası; hem gerçeği yansıtmamakta hem de hukuken bağlayıcı olmamaktadır.
İşe alınan işçilerin tamamı İŞKUR üzerinden, yasal prosedürler işletilerek, adli sicil kontrolleri ve Valiliğe resmi bildirimleri yapılarak göreve başlamıştır.
Valilik, yasal süreler içinde belediyeye herhangi bir olumsuz dönüş yapmamış, “arşiv araştırması” bahanesi ancak kayyum atandıktan sonra gündeme getirilmiştir. Bu durum, asıl sorumlunun Valilik ve kayyum yönetimi olduğunu kanıtlamaktadır.
Üstelik işten çıkarılanların önemli bir bölümü daha önce mahkeme kararıyla işe iade edilmiş kişilerdir. Bu kişilerin tekrar işten atılması, kesinleşmiş yargı kararlarını ihlal etmek anlamına gelir ki bu da hem görevin suiistimali hem de açıkça suçtur (TCK m. 257).
3. Kayyumun Korsan Komisyonlarının Kararları Yok Hükmündedir
İşten çıkarma kararlarının “Değerlendirme Komisyonları” eliyle alınması, hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz. Halkın oyuyla seçilmemiş, atanmış ve kentle hiçbir bağı olmayan kayyumun kurduğu bu korsan komisyonların yasal dayanağı yoktur. Anayasa’ya aykırı bir yönetim biçimi içinde oluşturulan bu gölge yapılar ne işten çıkarma ne de işe alma konusunda yetkilidir.
4. Siyasi ve Etnik Tasfiye Gerçeği Gizlenemez
Açıklamada “siyasi saik yok” denilse de kamuoyuna yansıyan belgeler ve beyanlar tersini göstermektedir. AKP’nin birçok faaliyetine kayyum ve belediyeye atanmış AKP’li bürokratların katılımı, belediye kaynaklarının AKP faaliyetlerine aktarımı “siyasi saik için” yeterli kanıtları sunmaktadır. Öte yandan kayyum yönetiminin Bursa’dan getirdiği Genel Sekreter Ulaş Akhan’ın “Kürt emekçileri Temmuz’u göremeyecek” sözleri, bu tasfiyenin yalnızca idari değil, aynı zamanda etnik ve politik bir saldırı olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Bu gerçek, “hukuki süreç” perdesiyle örtülemez. Genel sekreterin ismen tehdit ettiği işçilerden atılanlar olduğu gibi, işten atılanların bir kısmının da isim listesinin “AKP seçilmemişleri” tarafından hazırlandığı bilinmektedir.
5. AKP İl Başkanı’nın Sorumluluğu
Arvas ve il yönetimi, “bu süreçle ilgimiz yok” deseler de, AKP İl Örgütü’nün kayyum politikalarının açık destekçisi olduğu bilinmektedir. Kayyum rejiminin devamı, işten çıkarma dahil tüm icraatlarının siyasi sorumluluğu, Van’da AKP’yi temsil eden herkesin omuzlarındadır. Halk, bu işçi kıyımını AKP ile birlikte anacaktır. Ayrıca mevcut kayyum yönetiminin neredeyse tümü AKP’nin halka aday diye sunduğu ama halkın seçmediği kişiler veya kurumlardan ithal ettiği bürokratlardır. AKP’nin adayları, adayları olmuş kişiler şimdi kayyımın tasfiye, yağma ve talan ekibinde yer almaktadır. Kayyum atandıktan sonra AKP’nin tüm parti faaliyetleri belediye imkanları kullanılarak icra edilmektedir.
6. Kayyum ve İşten Atmalar Barış ve Demokrasi Sürecine Karşıtlıktır
Bu işten çıkarmalar, yalnızca emekçilerin değil, Van halkının tamamının iradesine yönelik bir saldırıdır. Ayrıca mevcut barış ve çözüm sürecine karşı açık bir provokasyondur. Halkın iradesini tanımayan, seçilmişlerini görevden alan, Kürt emekçileri hedef alan bir anlayışla toplumsal barış inşa edilebilir mi? AKP Van il örgütü barış ve demokratik toplum inşa sürecinde olumlu bir katkı sunmaktan neden imtina etmektedir?
DEM Parti Van İl Örgütü olarak çağrımız şu şekildedir.
Bir yağma, talan ve soygun rejimi olan kayyum gaspına derhal son verilmelidir. Van büyükşehir belediyesinin halk denetiminde, halkın seçtikleri eş başkanlar ve meclisçe belirlenen belediye hizmetlerine erişiminin önündeki engeller kaldırılmalı ve belediye bütçesinin yağmalanmasına son verilmelidir. Kayyum rejimi sona ermeli, Van halkının iradesi tanınmalı ve seçilmişler görevlerine dönmelidir.
Tamamen hukuksuz olan 223 emekçinin işten çıkarılması durumu derhal geri çekilmelidir.
Mahkeme kararıyla iade edilmiş emekçilerin tekrar işten atılması uygulamasına son verilmelidir.
Kayyumun hukuksuz ve yetkisiz komisyonlarının tüm kararları iptal edilmeli ve sorumlular hakkında kamu zararına yol açma ve oluşan zararı rücu etme süreçleri dava yoluyla işletilmelidir.
Van halkı, emeğine, iradesine ve onuruna sahip çıkmaya devam edecektir. Kayyumlar geçici, halkın iradesi kalıcıdır. Kazanan emekçiler ve halk olacak; kaybeden, Van’ı talan eden bu yağmacı kayyum düzeni olacaktır.
--
[email protected]
A6OIM2OOM
Vanlı Vatandaşlardan Ekonomi Tepkisi: “Tek Çözüm Erken Seçim”
İran ile İsrail arasında tırmanan gerilim Türkiye’yi özellikle sınır kentlerinde doğrudan etkilerken, ANKA Haber Ajansı Van’da vatandaşlara mikrofon uzattı. Vanlı yurttaşlar ekonomik sorunların derinleştiğini, dış gelişmelerin Türkiye ekonomisine doğrudan yansıdığını belirterek “tek çözüm erken seçim” çağrısında bulundu.
Sınırın sıfır noktasında yer alan kentte vatandaşlar, İran-İsrail arasındaki savaştan dolayı akaryakıt fiyatlarının arttığını, temel ihtiyaçların karşılanamaz hale geldiğini dile getirdi.
Sait Hazaloğlu, Türkiye ekonomisinin dış gelişmelere karşı kırılgan olduğunu belirterek, “Ekonomi yok ki ekonomi. İsrail ile İran savaşıyor, Türkiye’nin ekonomisi batıyor. Mazot dünden beri 56 lira oldu. Biri orada öksürse Türkiye’nin ekonomisi çöküyor. Türkiye’nin siyasal sistemi değişti. Artık bu saatten sonra bu ekonomi böyle düzelmez” dedi.
“Vallahi Ekonomi Batmış, Tek Çözüm Erken Seçim”
Bir diğer vatandaş Hacı ise ekonomik çöküşe dikkat çekerek, "Vallahi ekonomi batmış. Ne olacak? tek çözüm erken seçim. İran-İsrail valla onlar savaşıyor arada biz yanıyoruz. Olan Türkiye'ye oluyor. Yazık günah. Dünya'da Türkiye kadar güzel bir ülke yoktur. Ama üzerinde yaşayamıyoruz.
Benim bir arkadaşım vardı. Bulgaristan'a gitti, geldi. Dedi ki: "Bulgaristan bizim Türkiye kadar güzel değil ama bizim ülkemiz üzerinde yaşatmiyorlar.
Emekliyim, Vallahi emekli durumum sıfır. emeklinin durumu budur. Bir dilim karpuz eksik. Sadece bir dilim karpuz eksik. Ben 70 yaşına geldim, Benden öncekilerden de duymadım. Domates taneyle, karpuz dilimle, patates taneyle satılsın. Arkadaş böyle olmaz. Yetti artık."
"İran ve İsrail savaşı bizi etkiledi"
Hakan İşnaz ise, "Ekonomi çok kötü İşler berbat. İnsanlar telefon alamıyor. Ancak ev geçindirmekle uğraşıyorlar. Onu da yapamıyorlar. Hayırlısı diyelim. Yakıt zammı bizi etkiledi arabalarımızı getirmiyoruz artık. Kapıda duruyor şu an. satacağız, satamıyoruz. çok zor şartlar altında yaşamaya çalışıyoruz.
bu son İran-İsrail Savaşı'nda nedense çok etkilendik. Bizimle alakası olmadığı halde, yakıtlar 50 lirayı geçti. Dolar uçuyor. Telefonlarda çok ciddi bir maliyet var. Sattığımızı yerine koyamıyoruz. Ha bugün yarın düzelecek ama düzelmiyor. Daha kötü olacak."
"İsrail-İran'da savaş biz çöküyoruz"
Esmer isimli kadın ise, "Ekonomi çok kötü gidiyor. Ne olacak sonumuz? Allah hayretsin diyorum. İran savaşı sonrası ya şöyle düşünüyorum. Oradan sonra eğer bizi vurmazsa çok iyi olur diye düşünüyorum. Temennim bu yüzünden. İsrail'de İran'da savaş oluyor. Biz ekonomik olarak çöküyoruz."
"Orta sınıf kalmadı, Yaş aşağıdasın ya yukarda"
Emekli vatandaş ise "Ekonomi Berbat. bence düzelmez böyle gider. Vahim bir durum yani. Berbat bir durum. Çok çok kötü olur böyle. Giderse insanlar artık ne bileyim durumu kötüye gider yani.
Arabası olan zaten mümkün değil. Ha geliri çok olan belki Biliyorsun ülkede iki tabaka insan. Biri çok zengin, biri de çok fakir. O fakir gitti, zengin yine binebilir. Orta sınıf kalmadı. Yok. Öyle sınıf yok. Ya aşağıdasın ya yukardasın."
"Halkın hakkı bu şekil savunulmaz"
Rıdvan Orhan isimli vatandaş, "Böyle zamdan zam zam zam. Hani Tayyip Erdoğan her zaman zam zam zam yapıyor. Bu zamların üzerine insanlar nasıl geçimini sağlayabilir?
Senelerdir onların bir açıklaması vardı. Özellikle Davutoğlu, ve Erdoğan'ın Biz indirim yapacağız diyorlardı. İndirim yapmıyor ki. Daha çok zam yapıyor. Bak, şu havluları 10 liradan satıyordum. Şuanda kaç para? 200 lira. Peki bu insanlar siz insanla dalga mı geçiyorsunuz? Siz insanla şey mi geçiyorsunuz? Bu insanlarla nasıl geçimi sağlayacak? Siz hiç mi farkında değilsiniz?
İran-İsrail savaşı şu şekilde olacak. Şu anda duyduğuma göre elbette İran şu anda güzel İsrail'e vurmaya çalışıyor.
Ama oraya vurunca da ne olacak sence ilk önce? Amerika'nın da İsrail'in arkasındadır. Onu yönetiyor. Hem Türkiye'nin üzerine savaşsın diye hem de İran'ın savaşsın diye. Sonra da Türkiye gelecek zaten Türkiye'de o savaşın içine girecek. Savaş Türkiye'de de olacak.
Herkes bilsin ama kimse bilmiyor. yakıt zammı sanki bu nedir yani 57 TL. Bu insanlar ya bu hükümet, bu devlet halkını nasıl savunmak istiyor? Ya, siz böyle mi hakkını savunacaksınız?
Eğer siz böyle hakkını savunuyorsanız o hak savunmak değildir. Halkın düşmanısınız. Halk düşmanı diyelim size. Halk savunucusu, halk dostu demem. Cumhurbaşkanı diyorum. Sen bu insanlardan ne istiyorsun? Bu kadar zam üzerinde zam yapıyorsun. Bu kadar her şeyi kışkırtıyorsunuz. Ne yapmak istiyorsunuz? Sizin yapacağın nedir? Ben bir açıklama söyleyeyim.
Erdoğan'ı tek yapmak için Erdoğan'ı şu anda senelerdir bu başbakanı hatta cumhurbaşkanı Başkanını devam etmek istiyorsa, bu saatten sonra milleti rezil etmeyecek. Eski zamanda nasıl milleti geçimini sağladıysa bundan sonra da aynısını sağlayacak. Aynı zamanda millet geçimini sağlamazsa olmuyor.
İnsanlar perişan olmuş ki, ama kimsenin umrunda değil. Kimin umrunda sence? Tayyip Erdoğan umrunda mı olur mu sence? Hayır, değildir. Hükümetin umrunda mı oluyor?
Bu insanlar ne yiyorlar, ne içiyorlar, nasıl nasıl geçimi yapıyorlar? Umrunda mı sanıyorlar? Hiç kimsenin umrunda değil. Siz bize böyle bu şekil başbakan, cumhurbaşkanlığı yapıyorsanız Allah sizden razı olsun. Oturun oturduğunuz yerde böyle cumhurbaşkanlığı mı olur, böyle cumhurbaşkanı hükümeti istemiyoruz. Kardeşim, böyle olur ya. Siz ne yapmaya çalışıyorsunuz? İnsanı rezil ettiniz, rezil. İnsanı mahvettiyorsunuz. Artık yapılacağı insanın gücü kalmadı ya. Bu zamın üzerinde zam yapılıyor. Her şey insanlar belki çoğu insanların evde açtır. Kimin umrunda?
Hükümet umrunda var mı? Sayın Cumhurbaşkanı sen umrunda var mı sanıyorsun? Gel dolaş, gel evlere git. insanların ne halde olduğunu gör bakayım.
Çünkü ben bir şey alamıyorum. Niye alamıyorum? 10 liralık havlu, 200 liralık havlu alıyorsan, satıyorsan yüzde 200'den fazla üzerinde zam gelmiş, yüzde 100 değil. 200. Peki ben ne alabilirim? Nasıl kendime bakabilirim? Nasıl bu insanlar kendine bakabilir?
Nasıl bu gençler, bu yaşlılar, bu analar, bu babalar nasıl kendine bakabilir? Tayyip Erdoğan eğer senin umrundaysa buna bir su dökeceksin, bir el atacaksın. Bu zammi biraz önce durduracaksın. Bu millet kendine kendine bakması lazım. Savaşı bırakacaksın bir kenara. Savaş senin işin değil. Sen ilk önce halkın üzerinde dur. Halkın Hakkını yerine getir. Neyi savaşa karışıyorsun sen? Gidip İsrail'e İran'a vurmuşsa bu savaşlarda elbette biz de istemiyoruz. Bu savaşın olmasını istemiyoruz.



