Covid-19'un Çok Boyutlu Etkileri

Koronavirüs hadisesi, tüm dünyayı derinden etkiledi. Bu durumun; sosyal,kültürel,ekonomik,askeri,siyasi boyutlarıyla birlikte küresel yönetişim açısından dönüştürücü bir tazyik yapması ve yeni paradigma değişikliklerine kapı aralaması kuvvetle muhtemel görünmektedir.Dünya, korona öncesi ve korona sonrası şeklinde bir ayrım sürecine evrilebilir.

Covid-19'un Çok Boyutlu Etkileri

Pandemi ile birlikte gelişen virütik kaos, çok kısa bir süre içerisinde nükleer silahların bile yapamayacağı bir etki doğurdu. Büyük-küçük, zengin-fakir, az gelişmiş-çok gelişmiş vs. tüm ülkeleri kapsayan bu hadise, insanlığın tümünü amansız bir manzarayla karşı karşıya bıraktı. 90' ların sonu ile birlikte artık küresel bir köy haline geldiği çokça dillendirilen dünya, birden herkesin eve kapandığı, ülkelerin sınırlarını kapattığı ve tam izolasyonun uygulandığı bir anafora girdi. Bu da enteresan bir şekilde 'küreselleşmenin sonu mu geliyor?' gibi bir tartışmaya kapı araladı. Öte taraftan realist otoritelerin sıklıkla kullandığı askeri güç, ekonomik güç, nüfus vs. gibi kriterlere sağlık,gıda ve su gibi alt başlıklar eklendi. Bu süreçte DSÖ, AB, BM gibi örgütlerin etkisiz kriz yönetimi performansları, ulus devletleri ön plana çıkardı. Devletlerin daha aktif, atik ve müdahaleci olacağı bir dönem kapıdadır. Bir diğer yönüyle salgın, amansız bir çatışma ve anarşi ile yürüyen küresel sistemi; postalların, silahların, hard-power unsurların, yerine gıda, su, medikal ve kritik teknolojilerin önemli olduğu bir atmosferle karşı karşıya bırakmıştır. Öte yandan yapay zeka ve otonom teknolojilere rağbetin salgın sürecinde daha da hız kazandığını söyleyebiliriz. Bu çerçevede her alanda bir dijitalleşme furyası gözlemlenmektedir. İnsanların, çoğu işi evde yapabileceğinin görülmesi ve dijital bürokrasi, dijital diplomasi ve dijital süreç yönetimi devinimlerinin vuku bulması, virüs sonrası dönemde otonom teknolojilere ve yapay zeka algoritmalarına daha fazla yatırım planlarını maksimize etmiştir. İnsanlık, ciddi bir dönüşümün şafağındadır.Bugünlerde vuku bulan en önemli şeylerden biri de, bilime, bilim insanına ve teknokrasiye olan itibarın fazlasıyla artmış olmasıdır. İnsanlar, tavsiyeleri can kulağı ile dinlemekle birlikte, belirlenmiş standartlara yüksek oranda riayet etmektedir.

Virüs ile birlikte görülen en önemli hususlardan biri de, ilk kez insanlığın bu derece eşit olduğu gerçeğidir. Zira virüs, zayıf ya da güçlü olsun tüm ülkeleri etkilemiştir. Halihazırda, mega güç Çin'den başlamış olan viral taarruz, başat hegemonik güç ABD'de zirve noktasına ulaşmıştır. Salgın; milliyet, etnisite, din, dil, sosyo-ekonomik statü ayrımı gözetmiyor. Topyekün olarak insanlığın maruz kaldığı bu badire, yeni paradigma dönüşümleri için bir mihenk taşı olabilir. İnsanın, kendisini ve uluslararası sistemi sorgular hale getiren bu virüs, aslında insanlığın, kangren haline gelmiş sorunlarını çözme noktasında bir fırsat değerindedir. İnsanlık, bugüne kadar kolektif bir bilinçle bir araya gelemedi zira hegemonik aktörlerin/kurumların menfaat çatışması, bütün çabaları akim bırakarak insanlığın çoğuna kaybettirdi. Fakat Covid-19' da durum farklı zira herkes kaybediyor. Bu nedenle devletlerin, gizli gündemsiz bir şekilde, kolektif bir bilinç kuşanarak işbirliği yapmaları zaruri görünmektedir. Makro savaşlardan mikrobik taarruzlara evrilen insanlık, işbirliği ve dayanışma iradesi göstermeye her zamankinden daha yakın durmaktadır.

Bir başka husus da, tüm küreyi etkisi altına almış, dünyanın tüm noktalarındaki kültürleri tek bir potada eritebilen, ABD/Batı menşeli popüler küresel kültürün, bu süreçte ziyadesiyle yara almış olmasıdır. Salgın, toplumları ve devletleri kendi iç dinamiklerine yöneltti ve kapitalizmin beslediği küreselleşme olgusunu sekteye uğrattı. Salgınla mücadelede iç dinamiklerin ve yerel kültürlerin etkin olduğu bir proses içerisindeyiz. Bu, herkesin teveccüh gösterdiği ABD merkezli popüler evrensel kültürün ilerlemesinin durması ve yerel düzeyde milliyetçiliğin artmasına paralel göç/yabancı karşıtı bir mantaliteyle, yerel kültürlerin ve ulusal bilincin zirve yapması sonuçlarını doğurabilir. Toplumların, kültürlerini sıkılaştırabileceği  ve kendi normlarına daha sıkı sarılabileceği bir devredeyiz. Küreselleşme, sosyalleşme ve kapitalizmin adeta kontak kapattığı bu dönemde evrensel kültürün de bayağı sorgulanacağı, su götürmez bir gerçek.

Salgının bir de ekonomik boyutu vardır:  İlk olarak, dünyanın en büyük ekonomisi ve tabiri caizse 'dünyanın imalathanesi' konumunda olan Çin'in yaşadığı virütik kaos, dünya ekonomisine mühim tesirler yapmıştır. Akıllı telefonlarlar, tabletler, bilgisayarlar ve bilumum elektronik/kritik teknolojilerin üretiminde lider konumda olan bu ülkenin, 33 ülke için en önemli ihracat pazarı ve 65 ülkenin de en önemli ithalat kaynağı olması hasebiyle de küresel dengeleri sarsacağı açıktır.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Şükran
Şükran - 10 ay Önce

Emeğinize sağlık haklı olduğunuz çok nokta var

SIRADAKİ HABER