Karataş: "İran sınırına duvar örülmesi, insan hakları ihlalidir"

Türkiye-İran sınırına 295 kilometrelik duvar örülmesi tepki gösteren İnsan Hakları Derneği Van Şube Başkanı Mehmet Karataş, insanların karşısına duvar, tel örgü, hendekler kazılması en temel insan hakkının ihlalinin yolunu açacağını söyledi

Karataş: "İran sınırına duvar örülmesi, insan hakları ihlalidir"

Ağrı'nın Doğubayazıt ilçesi ile Hakkari'nin Yüksekova hattına kadar uzanan modüler duvar ve akıllı kule çalışmaları devam ediyor. Proje tamamlandığında İran sınırında 295 kilometrelik duvar olacak.

Türkiye-İran sınır güvenliğinin sağlanması, yasa dışı geçişler ve kaçakçılık faaliyetlerinin engellenmesi amacıyla 295 kilometrelik sınır hattının tamamına duvar örüyor.

Iğdır ve Ağrı tarafında duvar örme çalışması ise hemen hemen bitme aşamasına geldi.

Yüklenici firmalarca kurulan beton santrallerinde üretilen 3 metre yüksekliğinde, 2 metre 80 santimetre genişliğinde ve 7 ton ağırlığındaki beton bloklar, iş makineleriyle önceden zemini hazırlanan sınır hattına döşeniyor.
 

"Kültürel ve sosyal hayat soykırıma uğrayacak"

İnsan Hakları Derneği Van Şube Başkanı Mehmet Karataş, Türkiye-İran sınırına duvar örülmesinin en temel insan hakkları ihlalinin yolunu açacağını söyledi.

Independent Türkçe'ye konuşan Karataş, sınır köylerde yaşayan insanların yüz yıllardan beri süre gelen geleneklerinin, aile bağlarının tamamen koparılmasına sebep olacağına dikkati çekerek, "Bu duvar ve hendekler kültürel ve sosyal hayat soykırıma uğrayacak" dedi.

Sınır hattı boyunca derinliği 4, genişliği 4 metre olan hendek kazılıyor ve bu hendeklerin girişine jiletli tel çekiliyor. Şu ana kadar 110 kilometrelik hendek kazımı gerçekleştirildi. Yine 76 monoblok ve lego kule inşa edildi, 103 elektro optik kulenin yapım çalışmaları ise devam ediyor.
 

Türkiye sadece Avrupa'nın istediğini yerine getiriyor

Bu duvarın yeni bir başlangıç olmadığını söyleyen Karataş, daha önce güney sınırlarından itibaren başlanılarak gelen politikanın devamı olduğunu ifade etti:

Orada tamamlanan süreç bu kez Van-Hakkari hattını da tamamlatmak istemekteler. Ve bu duvarlar Avrupa Birliği'nden alınan fonlarla yapılmaktadır. Gerçekte bu duvarları Avrupa yapmaktadır. Burada mültecilere karşı yapılan bu eylem Avrupa'nındır. Türkiye sadece Avrupa'nın istediğini yerine getirmektedir.


"Çin Seddi'ne benzetmek tarihe haksızlıktır"

Türkiye-İran sınırında örülen duvarın Çin Seddi'ne benzetilmesine tepki gösteren Karataş, "Çin Seddi'ne benzetmek aslında tarihe, tarihi yapılara haksızlık olacaktır. Ayrıca gelmek zorunda kalan mültecilere de hakaret olacaktır" şeklinde konuştu.

"Çin Seddi kurulmasının nedeni gerçekleşen istila ve yağmaların önüne geçilmesi veya buna benzer olaylardan can ve mal güvenliği korumaktır" diyen Karataş, sözlerini şöyle sürdürdü

Ancak gelen mültecilerin topraklarımızı veya başka üçüncü ülke topraklarını fethetme, istila etme veya benzeri eylem içerisinde bulunma amaçları bulunmamaktadır. İnsan hakların en temeli olan yaşam hakkını devam ettirebilmek üzere zorunlu olarak ülkelerinden çıkmaktalar. Hal böyle olunca bu insanların karşısına ister duvar, ister tel örgü, ister hendekler kazılması en temel insan hakkının ihlalinin yolunu açtığı açıktır. Bununla birlikte mültecileri insan tacirlerinin yağmacıların insafına terk ettiğinin açık kanıtıdır.


"Göçmenler, insan tacirlerinin insafına bırakılıyor"

Göçmenler bu duvarları, hendekleri ve tel örgüleri aşmak için ayrı bir çabaya girmek zorunda kalacağını ifade eden Karataş, "Bu engeller, göçmenleri insan tacirlerinin insafına bırakacaktır" diye konuştu.

Göçmenlerin sınırı geçmek için yaşamlarını tehlikeye atmak zorunda kalacağına dikkati çeken Karataş, "Sınırı geçmemeleri halinde ise ölümle baş başa kalmış olacaklar. Bu eylemler yaşam hakkının ihlalinin yolunu açtığı gibi aynı zamanda kötü muamele yasağının da ihlali ve  göçmenlerin temel haklara ulaşması da engellenmiş olacak. Örneğin sağlık, eğitim, çalışma ve benzeri haklara ulaşılması engellenmiş olunuyor" dedi.
 

"Hak ihlaline sebep olacaktır"

"Bu duvar, Avrupa ile Ortadoğu arasına çekilmiş ve tamamlanmış bulunmaktadır. Artık Avrupa sınırı Marmara Denizi değil AB'nin yaptırdığı bu ilkel duvardır" şeklinde konuşan Karataş, sözlerine şunları ekledi:

Avrupa modernizimini kendisinde saklı tutmak için bu ucube ve ilkel duvarı Türkiye'yi AB'ye tampon yaparak dünyaya kazandırmıştır. Uzun vadede birçok hak ihlaline sebep olacaktır. Bu duvar hiç kimseye bir fayda getirmeyecektir.


"Dünya sınırsız olmalı"

Sınırların tamamen kaldırılması gerektiğine inandıklarını söyleyen Karataş, "Dünya sınırsız olmalı. Bu, sınır güvenliğinin tamamen kaldırılması anlamı doğurmasın. Hal böyle iken sınırların üzerine ayrıca duvar, tel örgü ve hendeklerin kurulması İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nde belirtilen ve savunduğumuz herkesin istediği ülkeye topraklarında yaşayabilme ve ayrılabilme hakkının hem şu an hem de gelecekteki kuşaklar için ciddi hak ihlaline sebeptir" ifadelerini kullandı.

Karataş, "İHD Van Şubesi olarak Türkiye'ye ulaşabilen mültecilerin temel haklara ulaşabilme, yaşam haklarının ihlal edilmemesi, kötü muamele ve işkenceye uğramamaları veya bu tür hak ihlallerine maruz kalmaları halinde giderilmesi için belgelendirme ve raporlama çalışmalarımız eskiden beri devam etmektedir. Aslında Türkiye Avrupa'dan ithal duvar yapma işini üstleneceğine yıllardır sorunu olan göçmen hukuku mevzuatında gerekli olan iyileştirmeyi yapması gerekmektedir. Son yıllarda sığınmacılar ile ilgili bazı yasal düzenlemeler yapılsa da yetersiz kalmakla birlikte ikinci koruma statüsü gibi uluslararası hukukta hiç varlığı bulunmayan tanımlara yer verilmiştir. Bu yasal normlar yoğun Suriye göçü sonucunda düzenlenmiştir. Ancak göçmenlerin sorunlarına çözüm getirmemiştir" dedi. 


"BM Ofisi tekrar Van'da açılmalı"

Son dönemlerde Van'ın Afganistan'dan gelen göçmenlerle anılması yeni bir olay olmadığını dile getiren Karataş, son olarak şunları söyledi:Uzun yıllardır süre gelen bir durumdur. Yeniden gündeme gelmesi ise, ABD'nin çekilme ve Taliban'ın ülkede iktidar olma sürecindendir. Zira Van, uzun yıllardır göçmen geçiş ilidir. Son dönemde merkez konumuna gelmiştir. Bu sürecin sağlıklı atlatılabilmesi için gerekli yasal düzenlemelerin uluslararası sözleşmelere uygun yürürlüğe konulması lazım. Merkezi ve yerel yönetimlerin bu alanda teknik ve personel olarak güçlendirilmesi gerekir. Ayrıca BM ofisinin tekrar Van'da açılması için gereken her şeyin yapılması lazım. Burası Van, göçmenlerin geçiş merkezi. Bazen dünyada son vardıkları, bazen de en ağır suçlara maruz kaldıkları yer. Türkiye, uzun yıllardır göç ve iltica politikasında zayıf kaldığından bu kronik bir sorun haline dönmüş.

The Independentturkish

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

SIRADAKİ HABER