İpekyolu Belediyesi açıkladı: Kayyum, 1 milyar 123 milyon TL borç bıraktı İpekyolu Belediyesi açıkladı: Kayyum, 1 milyar 123 milyon TL borç bıraktı

Nazım Hikmet’i anarak çıktım yola ve varacağım yer bir şairin kendi sesinden şiirler. Yormuştu zaman, kelimelerimi ıslatan yağmur. Demli bir çay ile soluk almak ve şiir seni ne çok sevmiş demek istiyordum. İnandığı değerlerin hatırı büyüktü, en büyük sığınak ise kaleminden dökülen sözcükler. Beni düşünmüşte; iyi kelimelerden buketler yapmış gibi kokusu yayılan satırda yaşamdan kesitler vefaya ve sevgiye dayanan ömre yirmi beş kitap sığdıra bilmek. Hayatının öğretileri arasında çoğalmak, iyi anlara şahitlik etmek istiyordum. Ruhumun kuyusundan su taşır gibi şiir ile uyanmak belki de, belki de bin kere daha sevmek kelimeleri. Payıma düşen bir çiçeğe konan uğur böceğini parmaklarım ile uğurlamak. Sonrasın da; Feride çıkıp geliyor, koskoca bir kitaba sığdırılmış tek bir şiir.

Hayatın düşlere borcu var ve hep kaldığı yerden devam. Sonra; araya şarkısı beyaz girdi. Sevginin, inancın mısralarını dokuyorsun aşk ile okuyucusuna bulaşıyor şiirler. Okuyucusu olmayan bir yazar, yazar olmazmış onu anladım. Okuyucular en büyük bağlılıktı yüreklerine pay etmiş oldukları her bir dörtlükte çoğalan anılar. Zaman ile büyüyor şiir, adı Nevin oluyor ve kendi duygularıma sahip çıktım diyorum şiire. Daha iyisi derken, dünya işleri ile işini bitirmiş doğada buluyorsun kendini. O büyük kavgalardan uzak doğanın kendi içindeki huzuru birer, ikişer kadrajlara sığdırıyorum. Umutsuz denemeler çıka geliyor, dinlendiğim yeter ile kaldığım yerden bakıyorum.

Ne çok vefalı dostların arasından geçtim büyük özlem ile isimlerini sıralıyorum. Ne çok sevmek adına beni üzenler oldu deyip iç geçiriyorum. ‘İyilik hep pahalı elbiseler giyer, oysa kötülük hiçbir zaman pahalı elbiseler giymez’. Şunu soruyorum kendime, şair nasıl temiz kalsın toplum kirli ise?  Temiz kalabiliyormuş, aynı ilkeler ve aynı çizgide. Kazanmak, kaybetmek arasında ki o ince çizgiye tutunmaya çalıştıkça hep karşında karşıt fikirler yumağı. Anlıyorum ki insan vicdanının önünü temiz tutar ise dünya temiz kalır. Ruhuma tökezlemeyi öğretmedim, dedim ki kendine ara ver. Kırık bir dal ile bahçe büyüt,  kaktüslerin arasında buldum kendimi. Kaktüsler güneşe sevdalıdır, yüzünü güneşe döner umut etmekten asla vaz geçmez. Her mevsim yaşamayı bilecek kadar asil bir çiçektir. Kendini var eden, kendini koruyan şiire sevdalı olan yüreğimi paylaşıyorum ve şiir ile çoğaltıyorum saksılarını.

Gittiğim de dedin. Oysa hep bir gitmeler vardı yanında taşıdığın evrak çantanda. Sonra da gitseydim oldu son sözü… Ardından mırıldandığım son sözler döküldü genzim de çoğalan nefes ile… ‘‘Geçmişim de gördüm seni, şimdi de geleceğim de görmek istiyorum’’...

Not: Yazar ve Şair ‘‘Yılmaz Odabaşı’’ ile yapmış olduğumuz röportajdan izler.

Editör: İshak Kara