Vanspor FK’da yeni sezon öncesi ayrılıklar sürerken, kulübün mali yapısı, stat sorunu ve transfer sürecindeki belirsizlikler kamuoyunda ciddi endişe yaratıyor. Teknik direktör Murat Yıldırım ve iş insanı Zahir Kandaşoğlu’nun açıklamaları dışında şehirdeki yetkili kurum ve çevrelerden sessizlik hâkim.
Vanspor’da yaprak dökümü sürüyor, asıl sorun sessizlik
Vanspor FK’da yaşanan gelişmeler artık yalnızca bir transfer meselesi değil, Van’ın ortak değerine karşı gösterilen ilgisizliğin de bir göstergesi hâline gelmiş durumda. Trendyol 1. Lig’e yükselerek yılların özlemini sona erdiren kulüp, yeni sezon öncesinde adeta yaprak dökümü yaşıyor. Geçmiş dönemin kadro iskeletini oluşturan birçok futbolcu takımdan ayrıldı, ayrılmaya da devam ediyor. Ancak asıl dikkat çeken nokta, kimlerin gittiği ya da kimlerin kaldığından çok, bu sürecin hâlâ net biçimde kamuoyuna açıklanmamış olması.
Sezonun başlamasına sayılı günler kala Vanspor’un Erzurum’daki ilk kamp dönemi tamamlandı. Yerel basında ikinci kampın da yine Erzurum’da devam edeceği yönünde bilgiler yer alıyor. Buna rağmen kampta kaç oyuncunun bulunduğu, teknik heyetin nasıl bir kadro planlaması yaptığı, transfer stratejisinin ne olduğu konusunda kulüp tarafından açık ve tatmin edici bir bilgilendirme yapılmış değil.
Borç açıklaması var, çözüm planı yok
Bugüne kadar kamuoyuna yansıyan en somut açıklama teknik direktör Murat Yıldırım’ın dile getirdiği 300-350 milyon lira civarındaki borç yükü oldu. Bu rakam, Vanspor’un içinde bulunduğu mali tablonun ne kadar ağır olduğunu ortaya koyuyor. Öte yandan eski başkan Erol Temel ile yeni başkan Şahin Aslan’ın Van65 TV’de canlı yayında bir araya gelerek kulübün mali durumunu değerlendirmesi bekleniyordu. Programın ileri bir tarihe ertelenmesi, zaten bulanık olan mali tablonun daha da netleşmesini geciktirdi.
Stat sorunu hâlâ çözülemedi
Kulübün en önemli problemlerinden biri de stat meselesi. Yeni sezon yaklaşmasına rağmen Vanspor’un hangi şartlarda ve nerede maçlarını oynayacağı konusunda kesinleşmiş bir durum bulunmuyor. 1. Lig seviyesindeki bir kulübün sezon öncesinde hâlâ stat belirsizliği yaşaması, yalnızca sportif değil, yönetsel Van dinamikleri açısından da ciddi bir sorun olarak görülmelidir.
Van’ın kurumları neden sessiz?
Belki de en düşündürücü tablo burada ortaya çıkıyor. İş insanı Zahir Kandaşoğlu’nun yaptığı çağrı dışında, Vanspor’un geleceğine ilişkin ne kulüp çevrelerinden ne de Van’ın etkili kurumlarından güçlü bir ses yükseliyor. Van Valiliği, belediyeler, meslek odaları, sivil toplum kuruluşları, iş dünyası, siyaset kurumu ve bürokrasi gibi şehrin karar verici aktörlerinin sessizliği, taraftar nezdinde büyük bir hayal kırıklığı oluşturuyor.
Kandaşoğlu’nun geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklama, hem zamanlaması hem de içeriği bakımından son derece anlamlıydı. Açıklamanın satır aralarında, “Ben elimden geleni yapmaya hazırım” mesajı açıkça hissediliyordu. Van’da 200-300 bin liralık katkı sağlayabilecek binlerce iş insanının bulunduğu gerçeği ortadayken, bu çağrının karşılıksız kalması şehir adına düşündürücü bir tablo ortaya koydu.
“Vanlıyım” demek yetmiyor
Yıllarca 1. Lig hasreti çeken Vanspor’un bugün geldiği noktayı anlamak için geçmişte verilen mücadeleyi hatırlamak gerekiyor. Servet Yenitürk, Seyithan İzsiz, Mehmet Avcı, Feyat Kıyak ve Erol Temel dönemlerinde kulüp için büyük emekler verildi, ciddi maddi kaynaklar harcandı. Elbette eksikler ve hatalar oldu; ancak başarı dönemlerinde bu isimlere yönelik sosyal medyada oluşturulan olumsuz algılar da kulübün motivasyonunu zedeledi.
Bugün gelinen noktada “Vanlıyım, şanlıyım, Vanspor sevdalısıyım” demek tek başına yeterli değil. Eğer bu kulüp yeniden 2. Lig’e dönerse, yılların emeğinin nasıl heba edildiğini kamuoyuna anlatmak kolay olmayacak.
“Vanspor yoğun bakımda”
Mevcut tabloda sahada görünen iki isim var: Teknik direktör Murat Yıldırım ve iş insanı Zahir Kandaşoğlu. Yıldırım, geçmişte Vanspor’un yalnız kaldığı birçok dönemde elini taşın altına koymuş bir isim olarak yeniden sorumluluk üstlenmiş durumda. Kandaşoğlu ise açık yüreklilikle destek çağrısı yaptı. Ancak bu iki ismin çabası, şehrin ortak iradesi oluşmadığı sürece yeterli olmayacak.
Öte yandan kulübün mali, stat ve transfer sorunları çözülebilir ve yönetim de tam destek sağlanabilirse, Murat Yıldırım’ın şimdiye kadar yapılan en isabetli teknik adam tercihlerinden biri olduğu yönünde güçlü bir kanaat oluşmuş durumda. Doğru şartlar sağlandığında Vanspor’un beklenmedik başarılara ulaşabileceği düşünülüyor.
Taraflar artık ses vermeli
Kimse kusura bakmasın; Vanspor’un bugün geldiği noktada başımızı kuma gömerek sessiz kalmak çözüm değil. Bu kulüp yalnızca bir futbol takımı değil, Van’ın ortak hafızası ve ortak heyecanıdır. Taraftarın, sivil toplumun ve şehrin tüm dinamiklerinin bu belirsizliğe itiraz etmesi gerekiyor. Çünkü bazen bir kulübü borç değil, sessizlik çökertir. Vanspor için asıl tehlike de tam olarak budur.

Haydar Erdinler Kimdir?
Haydar Erdinler, 30 Mayıs 1963 tarihinde Van’ın Özalp ilçesine bağlı Kaşıkara (Devzer) köyünde dünyaya geldi. Doğup büyüdüğü coğrafyanın zorlu yaşam koşulları içerisinde çocukluk yıllarını geçiren Erdinler, küçük yaşlardan itibaren çalışkanlığı, sorumluluk duygusu ve insanlara karşı duyduğu güçlü aidiyet hissiyle dikkat çekti. Hayatının ilerleyen dönemlerinde üstleneceği görevlerin temelinde de çocukluk yıllarında kazandığı bu mücadeleci ruh yer aldı.
İlk ve orta öğrenimini memleketinde tamamlayan Erdinler, eğitim hayatına büyük önem verdi. İmkânların sınırlı olduğu bir dönemde eğitimini sürdürerek Muhasebe Yüksek Okulu’ndan mezun oldu. 1987 yılında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı bünyesinde kamu görevine başladı. Devlet hizmetini yalnızca bir meslek değil, aynı zamanda halka karşı bir sorumluluk olarak gören Erdinler, görev süresi boyunca disiplinli, şeffaf ve çözüm odaklı çalışma anlayışıyla öne çıktı.
1990 yılında Van’a dönen Haydar Erdinler, 2004 yılına kadar memuriyet görevini Van’da sürdürdü. Bu süreçte hem görev yaptığı kurumlarda hem de toplum içerisinde güven veren kişiliğiyle tanındı. Özellikle mali konularda yürüttüğü ağır ve kritik görevlerde gösterdiği hassasiyet, sorumluluk bilinci ve dürüst yaklaşımıyla çalışma arkadaşlarının ve yöneticilerinin takdirini kazandı. Görev yaptığı her alanda devlet malına ve kamu hakkına gösterdiği titizlik, onun meslek hayatının en belirgin özelliklerinden biri oldu.
2004 yılında yeniden Ankara’ya dönen Erdinler, Muhasebe ve Strateji Geliştirme Daire Başkanlıklarında önemli görevler üstlendi. Yaklaşık 33 yıllık kamu hizmeti boyunca birçok farklı sorumluluğu başarıyla yerine getirerek devlet terbiyesiyle yetişmiş örnek bir idareci/yönetici profili sergiledi. Çalışma hayatı boyunca makamdan çok hizmet anlayışını ön planda tutan Erdinler, görevini hiçbir zaman kişisel çıkarların önüne koymadı. 2021 yılında emekliye ayrılarak aktif memuriyet hayatını tamamladı.
Haydar Erdinler’in yaşamındaki en önemli yönlerden biri ise sosyal sorumluluk çalışmalarına verdiği önem oldu. Kamu görevlerinin yanında birçok sivil toplum kuruluşunda aktif olarak görev aldı. Memur sendikalarında çeşitli görevler üstlenen Erdinler, çalıştığı kurum bünyesinde yardım sandığı ve sosyal tesisleri bulunan büyük bir dernekte uzun yıllar yönetim kurulu başkanlığı yaptı. İnsanların sorunlarıyla yakından ilgilenen, çözüm üretmeye çalışan ve dayanışmayı önceleyen yaklaşımıyla çevresinde saygı gören isimlerden biri haline geldi.
Onun hayatında iz bırakan en önemli çalışmalardan biri ise kız çocuklarının eğitimi için yürüttüğü sosyal sorumluluk projesi oldu. 2007 yılında başlattığı ve 2011 yılına kadar aralıksız sürdürdüğü bu proje, yalnızca bir eğitim desteği değil, aynı zamanda bölgenin geleceğine yapılan büyük bir yatırım olarak değerlendirildi. Doğup büyüdüğü yörede tarihte ilk kez kız çocuklarının 6. sınıf eğitimiyle buluşmasına öncülük eden Erdinler, birçok öğrencinin eğitim hayatına devam edebilmesi için yoğun çaba harcadı.
Proje kapsamında kız çocuklarının eğitim, giyim, kırtasiye ve temel ihtiyaçlarının karşılanmasının yanı sıra yüz binlerce eğitim materyalinin temin edilmesini sağladı. Sadece maddi destek sunmakla kalmayan Erdinler, öğrencilerin eğitim süreçlerini birebir takip ederek onların hayata tutunmalarına katkı sundu. O dönem destek verdiği birçok kız çocuğu ilerleyen yıllarda üniversite eğitimlerini tamamlayarak öğretmenlik, sağlık, kamu ve özel sektör gibi çeşitli alanlarda meslek sahibi oldu. Bu çalışma, bölgede kız çocuklarının eğitimi konusunda farkındalık oluşturan önemli sosyal projelerden biri olarak hafızalarda yer etti.
Haydar Erdinler, emekliliğinin ardından da toplumdan kopmayan bir yaşam sürdürdü. Bu kez habercilik ve medya alanında çalışmalar yapmaya başlayan Erdinler, Van Gölü Gazeteciler Cemiyeti üyeliğiyle birlikte yerel haber sitelerinde muhabir ve editör olarak görev aldı. Yerel gündem, toplumsal sorunlar, kültürel gelişmeler ve bölgesel olaylarla ilgili yaptığı haberler ve yorumlarla dikkat çekti. Sahadan gelen gözlemlerini halkın sesi olma anlayışıyla kaleme alan Erdinler, habercilik çalışmalarında da hiçbir çıkar beklemeksizin toplum yararını önceleyen bir çizgi izlemektedir.
Ayrıca çeşitli televizyon programlarında canlı yayın konuğu ve program moderatörü olarak yer alan Erdinler, sahip olduğu kamu tecrübesi ve toplumsal birikimiyle birçok konuda değerlendirmelerde bulundu. Yıllar boyunca edindiği deneyimi medya alanına taşıyan Haydar Erdinler, dürüstlüğü, çalışkanlığı, insan ilişkilerindeki samimiyeti ve toplumsal duyarlılığıyla tanınan isimlerden biri olmaya devam etmektedir.