Kentlerin ortaya çıkışından günümüze köprünün altından neler akmadı ki! Kentler, ortak duygunun mekanıydı; kolektif emeğin ürünüydü; örgütlü toplumun adresiydi.
Ama modern çağda işler değişti, kentler insanlığı yutmaya başlarken yurttaş dayanışması kayboldu. Kentler üzerine çalışanların da belirttiği üzere “yurttaş” sadece “seçmen” olarak kodlanırken kentler de “maddi ürün” haline getirildi. Buna rağmen tarihteki ideal kentlere bakarak geleceğin kentlerini yeniden hayal etmek gerekiyor.
Bunun için de kent ve insan ilişkisi üzerinde yeniden düşünmeye ihtiyaç var. Bugün küçük ilçeler dahi trafiğin çileye dönüştüğü mekanlara dönüşmüş durumda. Engelli ve yaşlılar için erişilebilir kentler çok az. Kentlilik, artık stres üzerine stres üreten bir olgu. Kentlilik içinde yurttaşlık bilinci gelişmiyor, çünkü yurttaş kentin öznesi değil. Mevcut durum zaten kötüyken aşırı merkezileşme ile kayyım uygulamaları da sorunu daha çok derinleştiriyor. Yanlış iliklenmiş yerel yönetimler düğmesi, kentleri de yurttaşlığı da gün geçtikçe yok ediyor.
Meydan sadece meydan mı?
Mevcut tablonun içinde güzel şeyler de olmuyor değil. Özellikle Kürt siyasetinin beslendiği politik hatta gelişen özgün bir bakış var. Kent ve kadın, kent ve doğa, kent ve diller, kent ve yurttaşlar özelinde heyecan uyandıran bir anlayış söz konusu. Bunun sadece bir idealizm olarak kalmaması için bir gayret de var. Bunların yaşam bulması, biraz da merkezi yönetime bağlı. Yerel yönetimler konusunda yeni bir yaklaşım sergilenmeli. Yurttaşlar, seçtikleri kişiler üzerinden doğrudan kentte özneleşmeli. Sadece seçimden seçime sandığa giden yurttaş değil; yaşam alanlarını gönüllerince değiştirebilen yeni bir kentliliğe ihtiyaç var.
Burada Ağrı’da şahit olduğum değişimin altını çizmem gerekiyor. Yerel seçimlerden önce de oradaydım. Dolayısıyla “seçim öncesi ve sonrası Ağrı” gözlerimin önünde kolaylıkla canlanabiliyor. En son yazın uğradığımda tozdan ve çamurdan arınmış bir Ağrı’yla karşılaşmıştım. Kentin ortasında bir kent meydanı çalışmaları da devam etmekteydi. Elbette birçok kentte meydanlar yapılıyor, açılışlar gerçekleştiriliyor. Ama Ağrı’da açılışı 27 Kasım’da yapılan kent meydanı fazlasıyla dikkat çekiciydi. Belediye Eş Başkanları Hazal Aras ve Memet Akkuş’un da en çok heyecan duydukları bir eserdi. Çünkü burası Ağrı’da bir ilkti, kentte hem bir toplanma alanı hem de bir nefes alma mekanı olacaktı.
Demokrasi meydanları olmalı
Tabii mesele sadece bir meydan oluşturmak değil. Yurttaşların oraya çekilmesi gerekiyor. Yani bir cazibe merkezi olması sağlanmalı. Buraya “Şakiro Kent Meydanı” adının verilmesi, doğrudan mekana şahsiyet kazandıran güzel bir adım. Kütüphanesi de tamamlandığında, eğitim çalışmalarının da merkezi olmaya aday bir meydan. Ama mesele, kent meydanları açmakla bitmemeli. Meydanlar, işlevsel olmak olmak zorunda ki kentle özdeşleşebilsin. Özellikle gençlerin oraya gitmesi için etkili nedenler yaratılmalı; yaşlılar ve diğer yurttaşlar için de orada buluşmak için çeşitli vesileler yaratılmalı. Kitap fuarları, gastronomi buluşmaları, kültürel aktiviteler, konferans ve paneller…
Bugün yurttaşlık üzerinde konuşurken kent meydanlarını tartışmamak olmaz. Çünkü yurttaşlığın demokrasiyle bütünleştiği mekanlar, daima meydanlar olagelmiştir. Dolayısıyla belediyelerin de kent meydanları algılarını değiştirmesi yararlı olacaktır. Barış ve demokratik toplum sürecinin de yaşam bulacağı yerlerin başında kent meydanları geliyor. Kent yurttaşlığının en başarılı örneklerinde de bunu gördük. Antik Yunan Polis’lerinde, Roma’nın görkemli kentlerinde meydanlar muazzam birer örnek olarak çıkıyor karşımıza. Roma’nın Forumları ve Antik Yunan’ın Agoraları, günümüz kent meydanlarından farksızdı. İlk halk meclisleri burada ortaya çıktı; yurttaşlar her gün politik ve özel konuları konuşmak için burada toplandılar.
Meydanlar ülkesi İtalya
Olur da İtalya’ya yolunuz düşerse gezilecek yerlerin başında daima meydanlar gelecektir. Çünkü İtalya, Roma’dan aldığı gelenekle adeta bir meydanlar ülkesidir. Gezi rehberine bakıldığında Roma’daki Piazza Navona, Piazza del Popolo, Piazza di Spagna şeklinde meydanlar listesi uzar da gider. Antik Roma’nın kalıntılarını gezerken karşınıza Roma Forumu çıkar. Bugün edebiyatta da tartışma türü olarak kabul edilen forumdan bahsediyorum. Çünkü meydanlar, adına ister Agora ister Forum denilsin; yurttaşların güncel konuları tartıştıkları, bazen de ortak kararlar aldıkları mekanları tarif ediyordu.
Aynı durum 14 ve 15. Yüzyıl Floransa’sında da vardı. Pisalılar Çardağı, bilim adamı ve filozofların buluşma noktası olarak ünlenmişti. Aynı şekilde Floransalılar arasında edebiyat iştahını tatmin etmek amacıyla açık alanlarda halk için konferanslar düzenlendiği de aktarılmaktadır. Floransa’nın Rönesans’ın başkenti olmasının sebeplerini de burada aramak lazım.
Ağrı’da yapılan Şakiro Kent Meydanı’nın akıbeti nasıl olacak bilinmez; ama demokratik toplumu yeniden düşündüğümüz bir dönemde, kentlerin önemi daha çok ortaya çıkabilir, kentlerimizi daha çok düşünebiliriz. Özellikle ilk halk meclislerinin, dayanışma ağlarının ortaya çıktığı antik kentler bugün de ilham kaynağı neden olmasın? Bunun yolunu açmak kolay; yeter ki kentlere yönelik yerleşik bakış değişsin.
İbrahim GEN