Van’da bir çocuk yoğun bakım uzmanı, etik dışı müdahalelere ve cehalete karşı durduğu için istifa etti.
Bu sadece bir istifa değil; bir ilin, hatta bir bölgenin çocuklarının yaşam umudunun elinden alınmasıdır.
Van Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde 28 yataklı, 3. basamak bir çocuk yoğun bakım ünitesi bulunuyor.
Bu ünite, yalnız Van’ın değil; Hakkari, Bitlis, Ağrı, Muş ve Iğdır’ın da kritik hastalarına hayat veriyor.
Ve o hayatların başında sadece bir çocuk yoğun bakım uzmanı vardı.
Evet, sadece bir kişi…
O kişi, yüzlerce çocuğun nefesini geri getiren, ölümle yaşam arasındaki o ince çizgide duran bir insandı.
Ancak geçtiğimiz günlerde, akıl almaz bir olay yaşandı.
Cehalet Beyaz Önlük Giydi
Etik ve yasal yetkisi olmamasına rağmen, sağlık müdürlüğünden bir çalışan, yoğun bakım servisine girdi.
Hastaları tanımadan, dosyaları incelemeden, yalnızca yüzlerine bakarak “yoğun bakımdan çıkarılsın” kararı verdi.
Kendisi bir çocuk uzmanıydı, ama belli ki kendi alanının da cahiliydi.
Bilim, bu ülkede bir kez daha bürokrasiye yenildi.
Bir hekimin emeği, tecrübesi ve vicdanı — makam sahiplerinin cehaleti karşısında ezildi.
Sonuç mu?
Van’daki tek çocuk yoğun bakım uzmanı istifa etti.
Bir Doktor Gitti, Bir Sistem Çöktü
Şimdi Van’da ve çevre illerde çocuk yoğun bakım uzmanı yok.
Bir çocuğun kalbi durduğunda onu geri döndürecek kimse yok.
Bir bebek nefessiz kaldığında entübasyon yapacak kimse yok.
Bir annenin, “Ne olur kurtarın” diye sarıldığı el artık yok.
En iyi ihtimalle, mecburi hizmet kurasında 18 ay sonra yeni biri gelebilir.
Ama 18 ay boyunca, o boşluğu kim dolduracak?
Kim o çocuklara, o ailelere umut olacak?
Bir İstifa Değil, Bir Feryat
Bu sadece bir hekimin ayrılışı değil;
Bir vicdanın susturulması, bir sistemin kalp durmasıdır.
Sağlık yöneticileri, başhekimler, daire başkanları değişir — hizmet aksamaz.
Ama bir çocuk yoğun bakım uzmanı giderse, o şehir nefessiz kalır.
O eksiklik sadece istatistiklere değil, çocuk mezar taşlarına kazınır.
Bu ülke, yetişmiş bir çocuk yoğun bakım uzmanını kaybetmeyi göze alacak kadar zengin değil.
Ama liyakatsizliği koruyacak kadar da kör olmamalı.
Bir Koltuk mu, Bir Nefes mi?
Bugün Van’da yaşananlar, yalnızca bir hekimin dramı değil, bir sistemin çöküşüdür.
Bir çocuğun yaşam hakkı, cehaletin gölgesinde hiçe sayılmıştır.
Soruyorum:
Bir koltuğu korumak mı daha değerli,
Yoksa bir çocuğun nefesini korumak mı?
Son Söz
Van’da istifa eden o doktor yalnız kalmış olabilir.
Ama onun direnişi, bilimin ve vicdanın onurudur.
Belki bir kişi susturuldu…
Ama o sessizlik, yüzlerce çocuğun nefesiyle yankılanacak.