Anlatmaya sözcükler kifayetsiz kalıyordu. En usta kalem dahi yazmakta tereddüt ediyordu.

Kimine göre destansı bir şiir,
Kimine göre adı konulmamış koskocaman bir roman.
Hem de yarım asırdır yazılan “EN KANLI ROMAN.”

Bu romanda acılar öylesine katmerleşmişti ki, kurdu kuşu dahi tövbeye getirmişti.
Ve bu acılar yarım asır boyu sürdü.
Dile kolay.
Yarım asır…

Ülkemin dört bir yanı yangın yeriydi.
Köyler, kasabalar, şehirler yakılıyordu.
Al yıldızlı bayrağa sarılı tabutlar, tekbir sesleri arasında Anadolu’nun yoksul köylerine uğurlanırken,
Henüz bıyıkları terlememiş rubarların,
Telli duvak giymemiş Beritanların naaşları,
Beyaz leçekli anaların zılgıt sesleri arasında toprağa veriliyordu.

Ateş, her zamanki gibi yine sadece düştüğü yeri yakıyordu.
Oysa ki ülkenin öte yakasında, sırça köşklerde çocuklarını büyütenlerin “intikam” naraları,
“Bağımsız Kürdistan” sohbetlerinin döndüğü içki masalarında yankılanıyordu.

Kan ve gözyaşı adeta birilerinin sermayesi olmuştu.
Zindanlarda işkenceler katmerleştikçe,
Mehmetçikler kefensiz toprağa düştükçe,
Yarasaların sesi daha çok duyuluyordu.

Barışa dair ihtimal dahi konuşulduğunda, suikastlar anında devreye giriyordu.
Beyaz Toroslar’da infaz edilen insanların “Oy havar” sesleri, gecenin karanlığında yankılanıyordu.

Barış uğruna bedenini kurşunlara siper eden Teybet anaların cansız bedenleri günlerce sokakta kalıyordu.

Oysa Sn. Leyla Zana’nın dediği gibi, romana konu olanların kazananı ve kaybedeni yoktu.

İşte dün, Kandil Dağı eteklerinde yakılan ateş ve ateşin içine atılan namlular,
Böylesi zalimane bir romanın son satırlarını oluştururken,
Barışa dair yeni bir romanın ilk satırları yazılıyordu.

Bu final, yıllardır arzu edilen barışı haber veriyordu.
Lakin hikâyesi kan, ölüm ve gözyaşı üzerine kurgulanan bu romanın bitmemesi için hâlâ yırtınanlar var.
Böylesi insanlık dışı mahlûkatların heveslerinin kursaklarında kalması için,
“İhtimal” dahi olsa, bu ihtimale sahip çıkmamız lazım.

Sabretmemiz lazım.
Hem de sükûnetle…
Hem de samimiyetle…
Elimizi vicdanımıza koyarak…
Haysiyet ve şerefle bu sürece sahip çıkmamız lazım.

Çünkü “EN KANLI ROMAN ATEŞE VERİLDİ” bir kere.
Bu yolda geri dönüş olmamalı.