Güzelim memleketim hayalet bir şehir görünümündeydi. Ahalinin çoğu, 23 Ekim depremi dolayısıyla kenti terk etmişti.
-
09 KASIM
Güzelim memleketim hayalet bir şehir görünümündeydi.
Ahalinin çoğu, 23 Ekim depremi dolayısıyla kenti terk etmişti.
Geride, hali vakti olmayan, bir yere gidebilecek imkânı bulunmayanlar kalmıştı.
Kışın erken başladığı bir yıldı.
Yerde 20-25 santim kar vardı.
Karların içinde ise depremzedeler için kurulan beyaz çadırlar…
Çadırlarda çaresizce yaşam mücadelesi veren bebekler, çocuklar, yaşlılar ve hastalar bir şekilde hayata tutunmaya çalışıyorlardı.
(Ki bu çadır yangınlarında onlarca çocuk feci şekilde yanarak hayatını kaybetti.)
Tüm yaşananlara rağmen ahali sabrediyordu.
23 Ekim’de yaşanan depremin yaralarını sarmayı bekliyorlardı.
Devlet yaraları saracak ve onlar da başlarını sokacak evlerine geri dönebilmenin hayalini kuruyorlardı.
Ama hesaplar tutmadı…
09 Kasım saat 21.50 sularında, medeniyetler başkenti Van yeniden sallandı.
Hem de tüm iyimser hayalleri altüst eden bir şiddetle sallandı.
Ağızlardan çıkan buharın saliseler içinde buza dönüştüğü soğuklarda, feryat figan sesleri bir anda Van semalarında yankılanmaya başladı.
Çaresizlikten, yoksulluktan 23 Ekim depreminde kenti terk edemeyen ahali, can havliyle kendilerini dışarı attı.
Hastalar, yaşlılar, bebeler yeniden karlar içinde kalan çadırlara taşınıyordu.
Adeta can pazarı yaşanıyordu.
Xaçort’taki abim Memed’in evinden panik içinde aşağı indiğimde, Xaçort sakinlerinin şehir merkezine doğru akın akın koştuklarını gördüm.
Konuşmalar:
“Hewal… Du otel herifiye, gelen insan mayne bında!”
(Arkadaş… İki otel yıkılmış, çok kişi enkazda kalmış!)
Olay yerine vardığımda, söylenenlerin vehametinin denilenden çok daha ağır olduğuna şahit oldum.
Otel binaları adeta yerlerinden fırlamış, bulvarlar enkaz yığınıyla dolmuştu.
Yüzlerce insan enkaz başındaydı.
Enkaz altında insanlar olduğu kesindi.
Ama bir şey yapamamanın çaresizliğiyle adeta kahroluyorlardı.
Kurtarma çalışmaları, soğuğa ve açlığa rağmen sabaha kadar sürdü; ardından günler boyu devam etti.
Enkazlar temizlendiğinde bilanço fazlasıyla ağırdı.
İki binanın enkazından toplamda 39 cansız beden çıkarılmıştı.
Ne yazık ki bu bedenlerden ikisi gazeteci meslektaşlarımız Cem Emir ve Sabahattin Yılmaz’a aitti.

Bu 39 cansız bedenden biri ise Van halkının hiç unutmadığı ve unutmayacağı biriydi.
İsmi caddelere, sokaklara verildi.
Van’ın acılarına merhem olabilmek adına taa Japonya’dan kalkıp Van’daki enkazlar arasında kurtarma çalışmalarına katılan, yüreği güzel, vicdanlı, merhametli; ırk, dil, din farkı gözetmeyen biriydi.
Onun adı Atsushi Miyazaki’ydi.
Tüm bu dostlarımız şahsında, Van depremlerinde hayatlarını kaybeden tüm hemşehrilerimize Allah’tan rahmet diliyorum.
Hepsinin ruhu şad olsun…