Murat Ürgen yazdı... Her Şeye Alışan İnsan, Neye Dönüşür?

İnsan en çok alıştığı şeye dönüşür.
Bu yüzden bazı değişimler gürültüyle değil,
fark edilmeden gerçekleşir.
Bir gün bir şey olur.
Rahatsız eder.
Sonra tekrar olur.
Daha az rahatsız eder.
Bir süre sonra…
hiçbir şey hissettirmez.
İşte dönüşüm tam olarak burada başlar.
Psikoloji bize şunu söyler:
Zihin, tekrar eden her şeye uyum sağlar.
Bu bir savunma mekanizmasıdır.
Ama her savunma…
aynı zamanda bir kayıp üretir.
Acıya alışmak,
acıdan kurtulmak değildir.
Sadece onu hissetmemeyi öğrenmektir.
Toplumlar da insanlar gibidir.
Onlar da alışır.
Bir habere.
Bir kayba.
Bir sessizliğe.
Gülistan Doku gibi bir kayıp…
ilk duyulduğunda sarsar.
Sorular sorulur.
Tepkiler yükselir.
Ama zaman geçer.
Ve en tehlikeli şey olur:
Alışılır.
Rojin Kabaiş gibi yaşananlar da aynı yolu izler.
Önce konuşulur.
Sonra azalır.
Sonra sessizleşir.
Ve bir noktadan sonra…
Artık kimse sormaz.
Sosyoloji burada net bir şey söyler:
Bir toplum, alıştığı şey kadar değişir.
Ve alıştıkça…
sınırları kayar.
Dün kabul edilemez olan,
bugün sıradan hale gelir.
Bugün rahatsız eden,
yarın görünmez olur.
Ve en tehlikeli soru ortaya çıkar:
“Bu hep böyleydi zaten, değil mi?”
Hayır.
Hiçbir şey “hep böyle” değildi.
Sadece biz…
yavaş yavaş alıştık.
Duyarsızlaşma yüksek sesle gelmez.
Sessizdir.
Yavaş ilerler.
Ve fark edildiğinde…
çoktan yerleşmiştir.
İnsan her şeye alışabilir.
Bu onun gücüdür.
Ama aynı zamanda en büyük zaafıdır.
Çünkü insan alıştıkça,
sorgulamayı bırakır.
Sorgulama bittiğinde ise…
Değişim de biter.
Ve belki de en zor soru şudur:
Biz gerçekten güçlü olduğumuz için mi alışıyoruz…
Yoksa artık hissetmemek daha kolay olduğu için mi?
Son bir cümle:
İnsan her şeye alışır.
Ama alıştığı her şey…
onu biraz daha değiştirir.