Van’daki ile aşağı yukarı aynı tarihlerde veya daha sonra başlamış olmasına rağmen (!) çoktan tamamlanmış olan, Doğu ve Güneydoğu şehirlerindeki çevre yollarını, dün isim isim saymış,
Van’ın hemen her alanda olduğu gibi, bu işte de içler acısı bir durumda olduğunu yazmıştım.
Yazmaya devam da edeceğim!
*****
Peki neden bu kadar önemlidir Çevre Yolu diyeceksiniz!
Söyleyeyim; Van’ın sıkışmışlığının, çarpık kentleşmesinin, koca bir köye dönüşmesinin ve artık içinden çıkılmaz hale gelen trafik sorunumuzun sebebi, Çevre Yolunun yapılmamasıdır. Aynı zamanda kalkınmamızın önündeki önemli engellerden biridir.
İşte bu yüzden!
Geçmişte aklı başında, vizyon sahibi yöneticilerimiz olsaydı eğer, bu şehre her şeyden önce Çevre Yolu yaparlardı. En az 50 yıl önce.
Sormak isterim, Van hariç tüm Türkiye’de ve modern dünyada insanlar affedersiniz geri zekalımı ki, şehirlerinin etrafına Çevre Yolları inşa ediyorlar?
Sevgili okurlar, bu durumu biraz somutlaştırmak istiyorum. Şu anda sizlerden bir ricam olacak. Hemen hepimizin elinde cep telefonu var ve neredeyse hepimiz Maps (haritalar) denen uygulamayı kullanıyoruz.
Lütfen açın Maps’ı ve tepeden Van’ın planına, caddelerine bir bakın. Sonra Bitlis’e, Batman’a, Diyarbakır’a, Elazığ, Malatya, Erzurum, Kars ve Türkiye’deki istediğiniz şehre bir göz atın.
Türkiye’den çıkıp sırasıyla Gürcistan’a, Ermenistan’a, Azerbaycan’a, İran’a, Irak ve Suriye’ye bakın. Bakü’ye, Erivan’a, Tebriz’e, Erbil’e, Musul’a, Kerkük’e, Haleb’e, Şam’a, yada ismini hiç duymadığınız herhangi bir şehre bakın lütfen. (Avrupa’yı söylemiyorum bile!)
Daha anlaşılır bir örnek vereyim. Mesela Suriye sınırının sıfırındaki Nusaybin ilçemiz ile karşısındaki Kamışlı, adeta ortadan kırılmış bir bütünün iki parçası gibidirler. Aralarında sadece tel örgü vardır. Bu iki ilçenin şehir planı ve yol yapısına bir bakın. Ne demek istediğim daha iyi anlaşılacaktır!…
*****
Buradan konumuza geri dönecek olursak; açıkçası biliyoruz ki dövünmenin kimseye faydası yok. Aslolan zararın burasından dönmek ve bu günden sonrasını planlamak.
Doğru adımlarla; Van önümüzdeki 50 yılda 500 bin nüfusun iskan edilebileceği modern alanlara akarak kurtulabilir. Trafikten kurtulmuş, kalkınmaya başlamış bir şehre dönüşebilir. Bunun ön adımı Çevre Yolu projesidir. Kamu kuruluşları, sosyal tesisler, doğal hayatla iç içe yaşam alanları, kocaman ve düzenli cadde-sokaklar imar edilebilir. Beyin ve sermaye göçünün önüne geçebilir, dış yatırımcıyı cezbedebilir.
Fakat önce, varlık sebepleri halka hizmet olan kurumların başındakilerinin, dişimizden tırnağımızdan arttırdığımız vergilerimizi götürüp kendilerine lüks bina yapımında kullanmalarını engellememiz, “bir nevi halkın kendilerine hizmet etmesini temin edenleri” bertaraf etmemiz, bu kafadan kurtulmamız lazım.
Zaten, şehrimizin bu halde olmasının temel sebebi bu tiplerdir. Geçmişten-günümüze, kente adam akıllı imar düzenlemesi yapmayan, “imarsız alanlardaki yapılaşmaya engel olmayan korkaklar” ile, “kısmi imar uygulamalarını indiragandi’ye çeviren hırsızlardır.
*****
Günümüz yöneticileri, bu denli katmerleşmiş sorunları çözebilecek kalibreye sahip midir? Açıkçası bundan pek emin değilim! Kendilerine; eğer kabul buyururlarsa, boya badana, makyaj işlerini bırakıp, Van’ın temel sorunlarına eğilmelerini, vizyoner davranmalarını salık vermek istiyorum…
ORTAK AKILCIKLARA ÇAĞRIM!
Sevgili okurlar, sorun yumağı haline gelmiş olan kentimizde, benim en çok ‘ayar’ olduğum, siyasetçi veya sivil toplum örgütçülerinden oluşan bir güruh var. Bunlara ‘ortak akılcıklar’ diyorum.
Koltuk işgal eden bu çok muhteremler, kentle ilgili hiçbir fikirleri, önerileri bulunmadığı halde, büyük iş başarmış edasıyla basına çıkıp;
“Efendim, sorunlarımızı ortak akıl çözer!” diyorlar.
Arkadaş, madem çok akıllısınız; “Bu ortaklığa dahil etmeyi planladığınız bir aklınız var (!) neden çıkarıp göstermiyorsunuz? Bugüne kadar şerefyab olamadığımız bu kıymetli aklınızdan kentimizi neden mahrum ediyorsunuz acaba?”
Efendiler, siyasi kurnazlıkların, pişkinliğin manası yok. Hiçbir projeniz yok, fikriniz bile yok, hatta konuyu bilmiyorsunuz. “Ortak akıl da, ortak akıl” diye ortalıkta geziyor, maval okuyorsunuz. Yesinler sizin o kuş kadar aklınızı… Hadi ordan!