Başlığın biraz “ağır olduğunu” düşündüğünüzü tahmin edebiliyorum. Açayım:

Hafta sonu epeydir ertelediğim bir şeyi yapmaya karar verdim. Arabama bindim; şu biz Vanlıları 16 yıldır oyaladıkları “Çevre Yolumuzun” birkaç ay önce açılan ‘başını ve sonunu’ gidip bir dolaşayım dedim…

Başı ve sonu diyorum, çünkü henüz ikisini birbirine bağlayacak bir orta kısım yok. (Sözde 2026’da tamamlanacak!)

Neyse, merkezden Kurubaş-Edremit etabının girişine doğru yola çıktım. Sebze Hali kavşağını ve Kurubaş’ı geçerek bağlantının başladığı ışıklara ulaştım, heyecanla sağdaki yola girdim.

50 metre gittim-gitmedim, “güm!” Yeni dökülmüş asfaltta düşük bir hızda ilerlemenin verdiği güvenle, yola değil etrafıma bakınınca olanlar oldu; arabanın sol ön tekeri aniden kocaman bir çukura girdi, aracın altı yere çarptı.

Muhtemelen ön düzende hasar oluştu. Dörtlüleri yaktım, kenara çektim, indim bir yola bir arabaya baktım; içim acıdı. Arabaya değil, yola dökülen servetimize!

Sonra yoluma sütten ağzı yanmış misali daha dikkatli devam ettim. Yol boyunca yer yer benzer çökmeler vardı! Önüme dik bir yokuş çıktı, aştım; ne göreyim, muhteşem bir manzara!

Henüz gitmediyseniz, çukurlara dikkat etmek şartıyla tavsiye ederim. İlk yokuşu çıkar çıkmaz koskoca Van şehri, masmavi Van Gölü manzarası ve tüm ihtişamıyla Van Kalesi sizi pat diye karşılıyor. Enfes bir görüntü. İnanın oradan Van’a bakınca âşık olacağınızı söylersem abartmış olmam. O kadar yani.

“Kaç tane bu kadar güzel şehir var, yazık değil mi bu şehre?” diye içimden geçirdim!

Bu duyguyla yoluma devam ettim; Memursen TOKİ civarına varınca bir de baktım yolun üst kısmında yapılaşma başlamış bile. Siteler, villalar, çok katlı binalar vs. harıl harıl inşa ediliyor. Belli ki manzaranın ve bu yeni yapılaşma alanının avantajlarından faydalanmak isteyen yatırımcılar kolları çoktan sıvamış.

İyi bir şey, ama iki farklı duygu belirdi içimde. Birincisi; “Ya arkadaş, niye bu yolu 15-20 yıl önce açmadınız da bu şehir bu kadar geri kaldı, dar bir alana sıkıştı?” diye hayıflanma, üzüntü duygusu…

İkincisi; “Belli ki geçmişten hiç ders almamışız” dedirten, Van’ın, bu yeni alanda da düzensiz, çarpık yürüdüğünü görmenin verdiği acıyla karışık kızgınlık...

İlerlerken yüzümü tekrar şehrimin güzelim manzarasına çevirip keyfini çıkarayım dedim. O ara ne göreyim, yol kapalı! Tadilat nedeniyle!

Mecburen Doğanlar (Pertek) yönüne bir süre devam ettim, sonra tali yollardan Elmalık Mahallesi'nin içine daldım, oradan da zar zor ana asfalta ulaştım.

Neler olup bittiğini görmek için yakın zamanda açılan köprülü kavşağa doğru sürdüm. Sürmez olaydım! Sözüm ona yeni açılan yolun girişinde, asfalt kesilmiş, şimdiden her taraf kazılmış. Bir adet iş makinesi kendi halinde ağır aksak bir şeyler yapıyor. Sordum, haftalardır böyleymiş. Yapboz tahtasına çevirmişler. Kimin ne yaptığı belli değil! Hesap veren yok, hesap soran yok!

Aldığım derin nefesi ağzımı açmadan bir o kadar uzun süre geri verdikten sonra arabaya binip İpekyolu üzerinden şehir merkezi istikametine devam ettim. Buradan zor bela YYÜ kavşağına varmak tam bir saat sürdü.

Oradan ver elini Erciş yolu 18. kilometresine bağlanan diğer etabın girişine... Yaklaşınca “Umarım bu kısım düzgün yapılmıştır” diye içimden geçirdim. Dememe kalmadı, arabanın altından “bam” diye bir ses daha!

Yolun girişinde oluşmuş tümsekler, devasa çukurlar, çökmeler, kaymalar, içine araba tekeri sıkışabilecek büyüklükte yarılmış asfaltla karşı karşıya kaldım iyi mi? Ani fren, zikzak mikzak güç bela geçtim. Ne bir uyarı levhası ne bir işaret ne bir önlem!

Kenara çektim, indim baktım; baktım fayda yok, bindim devam ettim. Derken bir yenisi, bir yenisi daha! Yani anlayacağınız şimdiden bu yolun da ilk 5-6 kilometresi, girişteki kadar olmasa da yer yer bu hale gelmiş!

Yıllardır hasretle beklediğimiz, kamu hazinesinden bizi yönetenler eliyle tonlarca para döktüğümüz yol şimdiden bu hale gelmiş! “Hay sizin…,” diye içimden, buraya yazmam halinde kesinlikle tutuklanacağım cümleler geçirdim.

Çünkü affedersiniz, vatandaş olarak kendimi kazıklanmış gibi hissettim. Üzerine düşündükçe bu hissim daha da arttı!

Morali sıfır sıfır bir halde Sıhke Gölü ışıklarına vardım, şehir trafiğinin o keşmekeşine dalıp evime döndüm.

Adeta tüm enerjim çekilmiş halde, bir bardak çay alıp evin balkonuna geçip oturdum. O an gazetecilik refleksiyle elim bilgisayara gitti, Türkiye’nin diğer şehirlerinin yol durumları nasıl diye bakayım dedim. Bakmaz olaymışım!

“Vanlıca” söylemek gerekirse; yok abi, biz gerçekten “Çox günahız ya…”

(Diyeceksiniz ki: "Hangi konuda değiliz?" Valla haklısınız…)

Meğer biz yollarımızdan kazık yiye yiye geçerken (eski veya yeni fark etmez), el âlem arabasının tekeriyle marş çala çala, güle oynaya seyahat ediyormuş iyi mi? Nasıl mı?

Trabzon-Maçka Yolu, Su Kenarı mevkii, 29-31. kilometreler arası... Karayolları bu mevkide asfaltın sağ kenar çizgisinin bitişiğine 2 km boyunca özel çentikler yaptırmış. Aracı 100 km/h hızda sabit tutar ve sağ tekerlerinizi bu çentiklerin üzerinden geçirirseniz tekerleriniz Mehter Marşı çalıyor. Çok eğlenceli bir oyun!

Oradan öncede, Nallıhan-Beypazarı Yolu'nun 21. kilometresine ve Ankara-Eskişehir Yolu'nun Sivrihisar çıkışı 37. kilometresine de benzer şeyler monte edilmiş. Bu iki yerde arabanızın tekerleri Mozart'ın 'Türk Marşı'nı çalıyormuş, iyi mi? (Youtube’den açıp bakabilirsiniz)

Bu nasıl olabilir diye iyice araştırdım; şart şu: Melodinin çıkabilmesi için yolun tam anlamıyla pürüzsüz bir kaplamaya sahip olması gerekiyormuş. Anladınız mı?

Ne kadar güzel ve eğlenceli değil mi? Maşallah, Sübhanallah…

*

Yani özetle durum şudur: Van’ın yollarından geçerken bizim tekerlerimiz de marş çalıyor. Arada küçük bir fark var sadece. Onlarda Mehter ve Mozart, bizde “Kazık Marşı!”

*

Bilinmesini isterim ki; Trabzon’a ya da cennet vatanın herhangi bir şehrine böyle hizmetler yapılmış olmasından ne gocundum ne de şikâyetçiyim. Bilakis mutluluk ve gurur duydum; kıymetli Trabzon ve diğer şehirlerin halklarına hayırlı uğurlu olmasını, bu yolları sağlıkla mutlulukla kullanmalarını dilerim.

Çok iyi anladığınızı düşündüğüm üzere; benimkisi bizim hâl-i pür-melâlimize dikkatleri celbetme çabası…

2025 yılı TÜİK verilerine göre Trabzon nüfusu yaklaşık 825 bin. 6 milletvekilleri var. 81 il içinde en kalabalık 27. il. Merkez ilçesi Ortahisar'ın nüfusu yaklaşık 335 bin.

2025 yılı TÜİK verilerine göre Van nüfusu yaklaşık 1 milyon 120 bin. 8 milletvekili var. 81 il içinde en kalabalık 22. il. Merkez 3 ilçenin nüfus toplamı yaklaşık 662 bin.

Lütfen geleceğinize ve aklınıza mukayyet olun…