Tarım Bakanlığı, birkaç ay önce duyurduğu "Kırsalda Bereket Küçükbaşa Destek" projesini başlattı. Şu anda başvurular alınıyor.

Süre ay sonuna kadar! Detaylarını aşağıya yazacağım; ilgilenen varsa süreyi kaçırmasın derim!

Önce proje hakkında özet bilgi vereyim, sonra madalyonun öteki yüzüne bakalım…

Çiftçiler veya bu işe sıfırdan başlamak isteyenler müracaat edebiliyor. Şartları uyan ve hak kazananlara TİGEM üzerinden 95’i dişi, 5’i erkek toplam 100 küçükbaş hayvan verilecek. Başvurular; Van’da ve tüm illerde il, ilçe tarım müdürlüklerine yapılıyor.

Hibe değil, kredi! Ama avantajlı. İlk 2 yıl ödeme yok, faiz yok. Anapara, sonraki 5-7 yılda taksitlere bölünecek. Üstelik hayvanlar ilk yıl TARSİM kapsamında ücretsiz sigortalanacak; ayrıca ilk yıl için (100 baş için) aylık 15 bin lira, yıl sonuna kadar 180 bin lira bakım ve besleme desteği verilecek.

Kadınlar, gençler, engelliler ile veteriner hekim, ziraat mühendisi ve gıda mühendisleri öncelikli olacak. Kimlerin faydalanacağı puanlama sistemine göre belirlenecek! (Dilerseniz geniş bilgiye Tarım Bakanlığının internet sitesinden ulaşabilirsiniz!)

Program 3 yıllık. Bu 3 yıl içinde Türkiye genelinde 150.000 küçükbaş hayvan dağıtılacak. Muhtemelen 1.500 kişi faydalandırılacak…

Güzel. Peki, madalyonun öteki yüzü ne diyeceksiniz?

1.500 kişiyi 81 ile böldüğümüzde, her ilden ortalama 18-19 kişinin faydalanması söz konusu olacak! Yani en iyi ihtimalle Van’dan 19 kişiye destek verilecek; “krediyle aldığımız” 1.900 adet yeni küçükbaş hayvanımız olacak.

Takıldığım nokta şu: Desteğin (81 il için) toplam parasal büyüklüğü yaklaşık 2 - 2,5 milyar lira. Bu kadar önemli bir projeye ayrılan bütçe sadece bu kadar mı olmalıydı?

Konumuzla alakası olmayabilir ama 2026’da Diyanet’e ayrılan bütçe 175 milyar lira. Ricâl-i devlet’in protokol harcamaları dudak uçuklatan cinsten.

Peki milletin, köylünün, çiftçinin hali ortadayken, sade vatandaş etin yanına yaklaşamazken, bir tarım hayvancılık ülkesi olmaktan çıkıp dışa bağımlı hale gelmişken, ballandıra ballandıra anlatılan destek projesinin —üstelik kredi olan— bütçesi bu mu olmalıydı? İnsan gerçekten üzülüyor…

Kıymetli emekleri ve çabaları için bu işte emeği olan herkese teşekkür ederim. Lakin bu bizim dişimizin kovuğunu doldurmaz. Öyle çok büyütülecek bir iş değil maalesef.

*****

İşin bu kısmı böyle. Ben her zamanki gibi olaya Van perspektifinden bakalım istiyorum. Bakacak olursak durum daha da vahimleşiyor:

Şöyle ki; günümüzde Van’da küçükbaş hayvan sayısı yaklaşık 3 milyon 350 bin. Van olarak Türkiye'deki toplam mera varlığının yaklaşık %10'una sahibiz ve küçükbaş hayvancılık için en avantajlı iliz. 1980’li yılların gayriresmî verilerine göre şehrimizde 7-8 milyon küçükbaş hayvan vardı!

Gürpınar ilçesindeki Norduz bölgesi’ne özgü bir koyun var. Dünyanın başka hiçbir yerinde onunla boy ölçüşecek koyun yok. Endemik bir ırk. Doğanın Van’a büyük bir armağanı ve bölgenin mücevheridir aslında!

Açalım biraz: Sıradan bir koyunda 12 çift kaburga bulunurken, Milli ırkımız Norduz koyununda 13 çift kaburga vardır. Fazladan kemik yapısı vücudunun daha uzun ve göğüs kafesinin daha geniş olmasını sağlıyor. Bu geniş göğüs yapısı, akciğer kapasitesini artırarak yüksek rakımlı, oksijeni az yaylalarda ve dik yamaçlarda yorulmadan hareket etmesine imkân tanıyor. Uzun gövdesindeki pirzola ve bel bölgesindeki et miktarı diğer ırklara göre daha fazla. Doğumda ikizlik oranı %25, süt verme dönemi diğer ırklardan daha uzun, yağ oranı ve aroması çok yüksek.

Dünyada sadece Van’da yaşayan "sembol değer" bir değer. 2018 yılında Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) bünyesinde Norduz Koyunu Uygulama ve Araştırma Merkezi kuruldu!

Ama bugün Norduz bölgesinde maalesef sadece 200 bin civarında koyun bulunuyor ve bunun sadece 45 bini doğrudan "saf Norduz koyunu!"

Demem o ki; eskiden Feraşin’in verimli yaylalarında her biri binlerce koyundan oluşan yüzlerce Norduz koyunu sürüsü dolaşırdı. Yazık ki bu kıymetli varlıklar yok oldu. Ve işin acı tarafı: O zengin sürülerin sahiplerinin çocukları, bugün Van şehir merkezinde asgari ücretle "3 harfli" mağazalarda veya gündelik işlerde çalışarak hayatta kalmaya çalışıyor.

İşte durum bu kadar kötü ve asıl gerçeğimiz budur. Buradan olaya bakmadıkça, devleti yönetenler bunun düzelmesi için önceliklerini değiştirmedikçe hiçbir şeyin düzelmesi mümkün değildir.

Yani öyle TİGEM üzerinden 1.000-2.000 koyun vererek Van’da hayvancılık falan düzeltilemez.

(İnsan düşündükçe, geçmişe ve bugüne baktıkça gerçekten üzülüyor; yazık bu memlekete…)

Lütfen aklınıza mukayyet olun!