Van sokaklarında korkunç bir silah sesi, bazen gecenin karanlığını yırtarak patlıyor.

Yüzlerce hain mermi, gizlendikleri kancık pusudan ışık hızıyla çıkıp, aracını park etmeye çalışan bir babanın, küçücük yavruların bedenlere saplanıyor.

Bazen, güpegündüz şarjörler çığlık çığlığa boşalıyor, kıyamet günü geliyor arabasına binen iki masum kardeşin, mermiler saplanıyor bedenlerine.

Bazen oturduğu kafede öldürülüyor gençler, cadde ortasında kafasına sıkılıyor bazılarının, bazısı kalbinden bıçaklanıyor.

Bazen aynı aşirete mensup onlarca mafyacık tipitip, haraç vermeyi kabul etmeyen bir vatandaşı hep birlikte dövüyor, çarşının orta yerinde. Bazen vahşi sopa darbeleri iniyor aniden, dükkanında oturan esnafın kafasına.

Hepsi Van’da oluyor…

Tarih 2 Kasım 2024. Yer Erciş. Gözaltındaki Aydın Tokay, sağlık kontrolü için polis eşliğinde getirildiği Devlet Hastanesinde, önceki gece husumet yaşadığı Gökhan D'nin silahlı saldırısıyla hayatını kaybetti. Rastgele ateş eden saldırgan, hastane personeli Emrah Budak’ı da katletti. Mermiler 1’i polis memuru 3 kişiye daha isabet etti.

Yer Bostaniçi Esenler Mahallesi. Tarih 7 Nisan 2025. 53 yaşındaki Faik K., evinin önünde silahlı saldırıya uğradı. Hayatını kaybetti. Küçük oğlunun son anda kurtulduğu ortaya çıktı.

Tarih 8 Nisan 2025. Yer bu kez Maraş Caddesi. İki grup arasındaki kavgada 22 yaşındaki A.F.M. kalbinden bıçaklanarak öldürüldü.

Tarih 11 Mayıs 2025. Yer İki Nisan Caddesi. Bir kafede bıçaklı ve silahlı kavga çıktı. İbrahim Bayram hayatını kaybetti. Yaralı Ferhan Bayram hastaneye kaldırıldı.

Tarih 5 Temmuz 2025. Yer Beşyol. Kalbinden bıçaklanan Süleyman Ateş, hayatını kaybetti.

Tarih14 Temmuz 2025. Yer Kale Yolu üzeri bir sitenin otoparkı. Gece 22.00 suları. Yüksekovalı Onur Karael, aracını park etmeye çalışırken uzunu namlulu silahlarla tarandı. Bakkala gitmek için araçtan az önce inen eşi, kucağındaki oğlunun üzerine kapanarak yere yattı, baba ve aracın içindeki 3 küçük kız çocuğuna çok sayıda mermi isabet etti. Baba hayatını kaybetti, 3 küçük kız, hem bedenen, hem bir daha iyileşmeyecek şekilde ruhen ağır yaralandı.

Yer yine Erciş. Tarih 6 Eylül 2025. Kafe işleten Musa ve Mehmet Demir isimli iki kardeş, iş yerlerinin önündeki araçlarına bindikleri sırada uzun namlulu silahlarla tarandı. Olay yerinde 100’den fazla boş kovan bulundu.

Saldırganlar ilçe merkezinden kaçarak köylerine gitti, kutlama yaptı. Fakat sağlık kontrolüne getirildiği sırada öldürülen Aydın Tokay’ın intikamı için gerçekleştirilen bu saldırıda, yanlışlıkla iki masum kardeşin vurulduğu ortaya çıktı. Kan davası bu defa 3 taraflı bir hale geldi.

Liste uzayıp gidiyor… Ve bunlar son birkaç aydır kan davası saikiyle Van’da işlenen cinayetlerden bazıları! Ve, her an bir yenisinin patlak verme ihtimali çok yüksek.

Çok yüksek çünkü: taziye kabul etmeyen aileler var. Bunun anlamı, aşiret kaidelerine göre önce intikam, sonra taziye… Olabilecekleri tahmin etmek çok zor değil yani. Hatta işin daha da vahim yanı, cinayetle veya faille ilgisi olmayan uzak akrabalar bile şuan risk altında.

*****

Aynı havayı soluduğumuz ve hiç birimizin güvende olmadığı bu şehirde, Devletin bu işlere el atması, ACİLEN ön alıcı müdahalelerde bulunması şarttır. Bugün çocuğu okula, genci kafede oturmaya giden hiçbir aile bilinçaltında rahat değildir.

Adli tedbirlerle ilgili sözüm yok. Sayın makamlara akıl vermek niyetinde değilim. Bu, o sayın makamların uzmanlık alanı ve bilmesi gereken iştir. Fakat kamu otoritelerinin, birbirine açıktan açığa savaş ilan eden husumetli insanlarla ilgili; “yeni cinayetler işlesinler, sonra yakalar, hapse atarım” minvalindeki tutumu doğru değildir. Devlet olmak sadece bu değildir yani. İçinde milyon şey barındıran o küçük kız çocuklarının gökyüzüne benzeyen bakışlarını korumak, yenilerinin zarar görmesini engellemektir devlet olmak.

Kan akar, devlet bakar mı, dememin sebebi tam da budur. Sormak istiyorum, Devletin görevi, cinayeti işleyen silahın tetiğine basıldığı anda mı başlıyor acaba?

Çok acilen, birbiri ile husumetli ve her an suç işleme potansiyeli haiz çevrelerin envanteri çıkartmalı, sosyologlarla, psikologlarla, toplum bilimcilerle, bilimsel kuruluşlarla ve halkın içinden sevilen insanlarla oturup, bu iş enine boyuna çalışılmalı, uzman ikna komisyonları kurulmalı, yol haritası çizilmeli ve devlet sahaya inmelidir.

Hem kan davası güdenlere, hem bütün topluma, basit tartışmaların nasıl büyüyerek insanların hayatına mal olduğu, bu iş yüzünden kaç ocağın söndüğü, cinayet anı itibariyle her iki tarafın ailesi için yaşamın artık eskisi gibi olamayacağı örneklerle anlatılmalıdır. Belki kamu spotları hazırlanmalı, yazılı, görsel, sosyal medyada ve belki de billboardlardan yayınlar yapılmalıdır…

Ayrıca;

Yukarda ifade ettiğim bir başka mühim mesele daha vardı. O da en az kan davaları kadar büyük bir mesele.

Van’da hepimizin malumu, ismi lazım olmayan bir takım aşiretlerden mafyatik tipler türemeye başladı. Etraflarına topladıkları 5-10 tane zavallı ile, tefecilik ve haraç çeteleri kuran bu tipitipler, şehirdeki savunmasız vatandaşın başına bela olmuş durumdadır.

Musallat oldukları her vatandaşı hazin bir çaresizliğe itmekte, yeni husumetler üretmekte, zaman zaman yukarda bahsettiğim cinayetlere ve devamındaki kan davalarına zeminler hazırlamaktadırlar.

Kozmopolit nüfus yapısı giderek artan, ancak sanayileşemediği için enerjisini üretime kanalize edemeyen Van’da, bolca boş vakti olan bu ‘üretim hataları’nın caydırıcı tedbirlerle önü kesilmelidir. Böyle işlere teşebbüs etme cüretleri ve esnafın kafasına sopa indiren elleri kırılmalıdır. Van’ın adım adım, kan davası ve aşiret mafyası bataklığı olmasına izin verilmemelidir.

Verilmemelidir çünkü; bu gün özellikle Muş ve Van’da bataklık giderek büyümektedir. Kendi gayrimeşru sistemlerini kuran mayfatikler, anlaşmazlıkları da resmi makamlar yerine adına cemaat denilen yapılanmalara taşımakta, bu cemaatler çatışan veya ticari anlaşmazlığa düşenlere hüküm kesmekte, taraflara parasal cezalar ödettirmektedir. Bu racon sistemi tehlikeli ve günün birinde herkesin başına bela olabilecek bir sistemdir.

Özetle, şimdi bu benim ve eminim sizin de çok iyi bildiğiniz şeyleri, devletin yüce makamları, yönetici erkler görmemekte, bilmemekte midir yani? Böyle bir şey mümkün olabilir mi?

Kan akar, devlet bakar mı, sormak istiyorum kendilerine, bu şehir nereye gidiyor?

Lütfen aklınıza mukayyet olun…