Sadece 21 yaşındaydı. Hayatının baharında. Büyük hayallerle Diyarbakır'dan çıkıp Van Yüzüncü Yıl Üniversitesine gelip yerleşmişti.

Çocuk gelişimi okuyacak, hem mesleğini eline alacak, hem ailesine destek olacak, hem de hayatta en sevdiği işi yapacak, çocuklarla ilgilenecekti.

Babası, deyim yerindeyse sırtında taş taşıyıp onu okutmaya çalışan elleri öpülesi bir inşaat işçisiydi. 25 Eylül 2025 Çarşamba sabahı birlikte geldiler Van’a. Mutluluk içindeydiler. Sanat Sokağında kahvaltı yapmış videolar çekip telefonlarına hatıra diye kaydetmişlerdi. Babası onu aynı gün önce Allah’a, sonra Yüzüncü Yıl Üniversitesi’ne emanet edip Van’dan ayrıldı. Giderken muhtemelen nasırlı elleriyle kazandığı cebindeki son parasını harçlık vermiş, onu son kez koklamış büyük bir gururla yola koyulmuştu. Memleketi Diyarbakır’daki ailesinin yanına değil, inşaat işinde çalışacağı Batman’a dönmüştü. Kızını okutabilmek için para kazanması gerekiyordu.

Hayatla ve kendisiyle son derece barışık olan Rojin, üniversitedeki 3’üncü gününde, güvenlik kameralarından da anlaşıldığı üzere mutlulukla sahile koştu. Belki de Diyarbakır’da bulunmayan deniz havasını burada ciğerlerine çekecek, sahilden çakıl taşı toplayacaktı. Heyecan içindeydi. Yanına kek ve meyve suyu aldı. Oda arkadaşının “yorgunum gelemem” demesi bile onu alıkoyamadı.

O günün üzerinden tam bir yıl bir ay geçti. Otopside alınan numunelerde tespit edilen ve bulaş ihtimali öne sürülen erkek DNA’larına, vücudunun tam olarak neresinde rastlandığı bir türlü açıklanmadı. Eylemler tüm Türkiye’ye yayıldı. Nihayet iki hafta önce Adli Tıp Kurumu soruşturma dosyasına bir rapor gönderdi: iki farklı erkek DNA’sının göğüs ve vajinasının iç kısmında bulunduğu ortaya çıktı.

Anlaşıldı ki, çok büyük ihtimalle Rojin o gün sahile indiğinde; en az 2 adet oldukları anlaşılan “insan müsveddesine” denk geldi, belki dostça yaklaşıp onu kandırıp etkisiz hale getirdiler, belki sinsice kaçırıp karanlık dehlizlere çektiler. Önce iğfal edip sonra acımasızca katlettiler.

Narin bedeni, ciğerlerine su doluşmamış bir halde 18 gün sonra akıntıya ters yöndeki Çarpanak burnunu aşan Molla Kasım sahilinde bulundu. Buna rağmen resmi ağızlardan intihar ihtimalini ön planda tutan akıllara zarar yorumlar çıktı.

Türkiye’de hem acının hem direnişin sembolü haline gelen o koca yürekli baba Nizamettin Kabaiş’in feryadı hiç dinmedi, hiç vazgeçmedi. Kızının intihar etmediği, etmeyeceğini, yüreklerimizi dağlayarak haykırdı. Yüreğinin ta derinlerinden çıkan bu feryat dağları taşları eritti. Siyasetçisinden sanatçısına, iş adamından öğrencisine, gazetecisinden taksi şoförüne, bir memleket ayağa kalktı.

Sonunda haklı çıktı…

Çok sayın yetkililer, muhtemelen bu kamuoyu baskısı üzerine, bir yıl sonra Rojin’in bedeninde tespit edilen DNA’ların bulaş olma ihtimalini ortadan kaldıran raporlar hazırlayarak vajinasının iç bölgesinde bulunduğunu açıkladı. Cinsel saldırı ihtimali resmileşmiş oldu. Baro Başkanlıkları ATK hakkında bir yıldır elinde bulundurduğu veriyi gizlediği gerekçesiyle, suç duyurusunda bulundu.

Böylece anlaşıldı ki, var olma ve ona zarar verme ihtimalleri çok yüksek olduğu ortaya çıkan en az 2 caninin, bir yıldır aramızda dolaşmasına izin verildi. Kamuoyunda bir sürü spekülasyon oluştu.

DEM Partili milletvekillerinin 15 Ekim 2025 tarihinde “Rojin Kabaiş” cinayetinin araştırılması için verdiği önerge, TBMM Genel Kurulu’nda AKP ve MHP oylarıyla reddedildi.

Bu vahim olayla ilgili tam bir yıl bir aydır, yurt genelinde yüzlerce eylem yapıldı. Binlerce haber yazıldı. Vicdanlar o kadar yaralı ki, iş giderek büyüdü. Her geçen gün biraz daha büyüyor. YYÜ Rektörü Hamdullah Şevli kendi üniversitesinde, kapısının önüne biriken yüzlerce öğrencisi tarafından gece gündüz protesto ediliyor. Sosyal medyada çok ağır eleştirilere maruz kalıyor. İstifa etmesi isteniyor. Bir rektör için utanç verici bir durum yaşıyor.

Ezcümle, Rektör, ATK ve diğer resmi ağızlar Rojin cinayetinde sınıfta kalmıştır. Halkın vicdanında ağır ceza almışlardır. Giderek büyüyen bu meselenin altında kalmışlardır. Ve anlaşılan o masum, Van’a geldikten sadece 3 gün sonra katledilen Rojin’in yaşadıkları aydınlanıncaya kadar bu mesele kapanmayacak. Ve anlaşılan Rojin’in ahı çok uzak olmayan bir gelecekte birçoklarını fena halde yakacak… Buraya yazıyorum…

Lütfen aklınıza mukayyet olun…