Son aylarda evlerimize, iş yerlerimize, birden bire iki katına fırlamış su faturaları gelmeye başladı. Su artık elimizi yıkamıyor, adeta yakıyor…

“Bir şehir, doğru yönetilmezse olacağı budur…”

Van; Cumhuriyet’in ilanından beri, Türkiye’de suyun aşağı yukarı en ucuz olduğu birkaç şehirden biriydi. Bir kaç yıl öncesine kadar da VASKİ Müdürleri, göğüslerini gere gere basına demeçler verir, bununla övünürlerdi.

Pek katkıları olmasa da bu muhteremlerin övündükleri bu ucuz suyumuz; bize, eski medeniyetlerden miras kalan su kanallarımız, Erek Dağı’ndan kendi cazibesiyle akıp gelen ve su depolarına yönlendirilmiş olan doğal yeraltı su kaynaklarımız ile 40-45 yıl önce yapılan yatırımlar sayesinde idi.

Son yıllarda büyü bozuldu, topuzun ayarını kaçırdılar. Zam üstüne zam, zam üstüne zam derken, Van şuanda Türkiye’de suyu en pahalı kullanan 18’inci şehir oluverdi.

Büyü bozuldu dememe bakmayın, büyü müyü yok: “Bir şehir, doğru yönetilmezse olacağı budur…”

Öncelikle şunu belirtmeliyim ki; bu durum, elbette kötüye giden ülke ekonomisiyle ve hızla yükselen maliyetlerle doğrudan ilişkilidir. Bu nedenle Van’ın su faturalarındaki yükselişle ilgili değerlendirme yaparken, Türk Lirası’nın resmen devalüe olduğu son yılları baz almak haksızlık olabilir. Meseleyi 2025’in başından itibaren tahlil ederek açıklamak daha hakkaniyetli olacak!

Ne demek istiyorum?

Tarih, 31 Ocak 2025. Van’da 1 metreküp şebeke suyu fiyatı, ‘atık su uzaklaştırma bedeli’ dahil, konutlar için 18,83 TL. KDV ve yılın 4 ayında eklenen Çevre Temizlik Vergisiyle birlikte ortalama 20 TL.

Ticarethaneler için oran %50, sanayi kuruluşları için yaklaşık %120 daha yüksek!

Mayıs 2025’te yaklaşık yüzde 60 zam yapıldı. 1 metreküp su fiyatı konutlar için 33,34’e çıktı. Bir de kademeli tarife dönemi başlatıldı! O ne demek?

Aylık 15 metreküpe kadar su tüketenlere 1. Kademeye göre 33,34 TL birim fiyat üzerinden fatura kesilirken, 15 metreküpü aşanlara 2’inci kademeye göre 36,87 TL üzerinden, 30 metreküpü aşanlara 3’üncü kademeye göre 40,21 TL üzerinden fatura kesildi. Yani çok su kullanana çok yüksek fatura…

Şimdi içinizden, bu kademe işi aslında “iyi bişey” diye düşünenler olabilir. Ahali suyu boşa akıtmasın, tasarruf etsin, su kaynaklarımızı daha verimli kullanalım, diyebilirsiniz. İlk bakışta ben de öyle düşündüm.

Mesela 15 metreküpü aşmayan 3-4 kişilik ailelerde evin hanımı aşırı titiz ve hijyen hastası değilse, tasarruflu davranıp, suyu daha az kullanılabilir…

Fakat çok çocuklu, yada bir arada yaşayan kalabalık nüfuslu geleneksel ailelerimiz, yüksek oranlı su faturası ödemek zorunda kaldı. Mesela tek çocuklu yüksek gelirli doktor bir çift, az suyu uygun fiyata, Reisin sözüne uyup çok çocuk yapan asgari ücretli, dar gelirli bir aile, çok suyu yüksek fiyattan ödedi.

Bu iş, gelir dağılımı ve vergi salınımındaki adaletsizliğe, yeni bir boyut kazandırdı anlayacağınız!

Devam edelim. Çünkü iş bununla da sınırlı kalmadı. Mayıs’tan içinde bulunduğumuz Ekim ayına gelinceye kadar hemen her ay, bu çapta değilse de, % 2-3’lük zamlar devam etti.

An itibariyle, konutlar için metreküp fiyatı 37,20 ile 44,81 arasına, ticarethaneler için 55,02 ile 66,67 arasına, sanayi kuruluşları için 82,60 ile 102,60 arasına ulaştı. Muhtemelen daha da artacak!

Bu kadar çok rakam yazıp sizi yorduğum için bağışlayın. Şunu söylemek istiyorum: Van’da yılbaşından bu yana suyun birim fiyatı böyle böyle yüzde 100’den fazla arttırılmış oldu. Üstelik sözde “tasarrufu teşvik etmek için” getirdikleri anlaşılan, kademeli tarifeyle oluşan adaletsizlik de, işin cabası…

Sevgili okurlar, yukarıda ifade ettiğim gibi, bu yükselişin Türkiye’deki kötü ekonomi yönetimi ve yüksek enflasyonla alakalı olduğunu ben de biliyorum.

Lakin dikkatinizi çekmek istediğim nokta şu; enflasyon 81 il için aynı enflasyon. Bize ayrı tarife uygulanmıyor. Ama bizim faturalarımız 2-2,5 yıl içinde orantısız bir şekilde arttı ve Türkiye’deki 30 büyük şehir arasında suyu en ucuza kullanan şehir iken, bugün maalesef en pahalı su kullanan 18’inci şehir olduk.

Bunun sebebi şudur; “Van’ı yönetenler plan, program denen şeyi adeta hayatlarından çıkarmış, sınırsız bir keyfiyet içinde hareket etmeye başlamıştır. Hiç kimsenin şehrin önceliklerini belirleme, yatırımları buna göre planlama, kısa, orta ve uzun vadeli plan, program yapma gibi bir derdi kalmamıştır. Kamu finansman ihtiyacı için su faturalarına zam üstüne zam tercih edilmektedir. Halkın ne halde olduğu düşünülmeden!

Yazının en başında “Bir şehir doğru yönetilmiyorsa eğer…” diye yazmıştım. Sebebi bu…

Daha iyi anlaşılsın diye müsaadenizle konuyu biraz daha açıp, öyle kapatayım:

İçme suyumuzun günümüzdeki ana kaynağı, Gürpınar’ın Başet Dağı eteklerinden çıkan Bejingir suyudur. Bu su; isale hatlarıyla Kurubaş’taki ana depoya taşınır, oradan alt depolara aktarılır ve klorlama yapıldıktan sonra tahlil için periyodik numuneler alan Sağlık Müdürlüğü ekiplerinin gözetiminde, hanelere ulaştırılmak üzere şehir şebekesine gönderilir.

Bu ana kaynağımızın dışında Erek Dağı'nın birçok noktasından süzülerek gelen doğal yeraltı suları ve çeşitli mahallelerde bulunan sondajlar aracılığıyla şehre su verilmeye çalışılır.

Çok eskiden bir de Zernebat suyu vardı. Erek Dağı'nın doğusunda ve 300 metre derinlikten çıkan bu su, 125'lik pik borularla şehir merkezine taşınır, şehrin içme suyu ihtiyacı 1970'li yıllara kadar çoğunlukla buradan karşılanırdı. Doğal yollarla filtrelenmiş temiz ve mineral açısından zengin olan bu suya, halk arasında Altın-Su, “Zer’nebat” ismi verilmişti.

Yoğun göç yıllarında, bu su hatlarının geçtiği yerlerde başlayan denetimsiz yapılaşmalar nedeniyle tahribatlar oluştu. Bu Altın Su, kehrizler gibi köreltildi. Zernebat Suyu günümüzde sadece Bostaniçi’nin (Sıhke) bazı mahallelerinde kısmen veriliyor...

Yani Van, aslında binlerce yıl boyunca su kaynaklarını en verimli şekilde kullanmayı ve mühendislik çözümleri geliştirmeyi başarmış bir şehir. Bu çözümlerin en dikkat çekeni ise, halk arasında “kehriz” olarak bilinen yeraltı su taşıma sistemleriydi. 40-45 yıl öncesine kadar 33 adedinin var olduğu bilinen Kehrizler, suyun yer altından eğimli tünellerle taşınarak yüzeye çıkarıldığı ve yerleşim alanlarına ulaştırıldığı, binlerce yıl öncesine dayanan mühendislik harikalarıydı. Geçmişleri Urartular dönemine kadar uzanan bu tarihi su kanalları maalesef en basit ifadeyle bir takım çapsız ve “akılsızlar” yüzünden bu gün yok olup gitmiş durumdadır.

Şimdi bu zengin mirasın üzerinde yatan şehrimizi yönetenler, çareyi üretmek, geliştirmek, doğru yatırımlar yapmakta değil, zam üstüne zam ve kademeli tarifelerde arıyor… Mesele bu. Ve çok yazık..

Unutmadan, geçen hafta DEM Parti Van Milletvekili Sayın Mahmut Dindar, söz alarak Van’daki bu zamları Meclis gündemine taşıdı. TBMM kürsüsünden durumu sert sözlerle eleştirdi. Tebrikler, ağzınıza yüreğinize sağlık sayın Vekil…

Lütfen aklınıza mukayyet olun…