Muhtemelen yakın zamanda bu güzel şehirde, Arap çöllerinde yaşayanlarınkine benzer bir su kıtlığı çekmeye başlayacağız.
Mübalağa etmiyorum, herkes hazırlıklı olsa iyi olur. Van’ın gerçekten içecek suyu kalmadı. Bizi ve şehri yönetenleri hiç iyi günler beklemiyor…
Şöyle: 40 yıldır Van merkez içme suyu ihtiyacının yüzde 96’sı Gürpınar İlçesi’ndeki Bejingir’den karşılanıyordu. Bu kaynak artık pes etti, aşırı kullanım ve kuraklık nedeniyle üçte bir seviyesinin altına inmiş durumda. Tarihte görülmemiş bir düşüş var ve hâlâ devam ediyor.
Bu riski önceden düşünememiş ve tedbir üretmemiş olan VASKİ, yeterli miktarda su çekemediği için, şuan Van merkezdeki su depolarını dolduramıyor, şebekeye yeterli su veremiyor. Birçok mahalleye ya çok az su veriyor, ya da günün belirli saatlerinde kesinti yapıyor. Tablo giderek vahim hale geldi.
Yani son günlerde çoğumuzun hemen her gün yaşamaya başladığı su kesintileri arıza veya bakım ile ilgili değil. Su olmadığı için!
Filmi biraz geri saralım: Yıl 1985. Van merkez nüfusu 130 Bin. Belediye 1500’lük beton borularla 47 km isale hattı döşeyerek suyu Bejingir’den Kurubaş’a taşıyor, oradan şehre dağıtıyor. Kalan yüzde 4’lük kısma sondajlardan çıkan su klorlanıp dağıtılıyor.
Üzerinden 40 yıl geçiyor. Yıl 2026. Şehir 5 kat büyüyor, nüfus 650 Bin’e dayanıyor. Merkezin çeşitli mahallelerinde açılan sondajların dışında, tedbir amaçlı herhangi bir ek kaynak arayışını kimse akıl etmiyor. “Ya bir gün Bejingir suyu azalırsa veya kurursa veya şehre yetmez hale gelirse, ne yaparız, koca şehir ne hale gelir” diye kimse düşünmüyor. “Evelallah kapı gibi Bejingir’e hiçbir şey olmaz”, hatta aramızda sözleşme varmış gibi, “şehir büyüdükçe su da çoğalır” deniliyor. (Bu arada şu sondaj işi de çok yanlış, yüzeye yakın su kaynaklarını bu kadar pervasızca sömürmek Van’ın geleceğine orta-uzun vadede başka zararlar verecektir! )
Kısacası 40 yıldır hemen her konuda olduğu gibi kulak üstüne yatılır. Yetersizliğin, beceriksizliğin dibine inilir.
Oysa ki görevleri ve işleri gereği, VASKİ’nin ve bağlı olduğu otoritenin bu riskleri çok önceden görmüş, çalışmış, alternatif aramış, B,C,D planları hazırlamış olmaları gerekirdi. Bunun için maaş alıyorlar! Öyle değil mi?
MÜKÜS, ÇATAK VE GÜRPINAR’IN SU KAYNAKLARI BURAYA TAŞINMALI
Doğa olaylarını önceden kestirmek elbette mümkün değil. Belki son yağışlarla beraber bu yıl Bejingir kaynağı yeniden gürleşebilir, Van’a yeterli su gelmesi mümkün bile olabilir. Ama oturup bunu beklemek ve geleceğimizi tesadüflere bırakmak akılsızlık olur. Acil adımlar atılması lazım. Mesela Bahçesaray’da, Çatak’ta ve Gürpınar’ın yüksek kesimlerinde kendi cazibesiyle akıp giden birçok su kaynağı var. Acilen bu kaynaklar arasından uygun olanların borularla Bejingir’e takviye edilmesi gerekir.
Binaenaleyh en az son 30 yıldır tüm dünya “küresel ısınma var” diye bas bas bağırırken, bu şehrin su sorununa çözüm üretsinler diye koltuk işgal eden çok muhterem yöneticilerimizin, en az 10 yıl önce ayıkması, su kaynaklarının kuruyabileceğini hesaba katarak, harekete geçmesi ve süreci doğru yönetmesi gerekirdi. Yumurta kapıya dayanınca değil!
2800 YIL ÖNCEKİ YÖNETİCİLER ŞİMDİKİLERİN ÖNÜNDEYDİ
Bilirsiniz, yaşadığımız bu kadim şehrin, M.Ö. 4000 yıllarına dayanan bir tarihi var. Urartu Kralı I. Sardur, M.Ö. 840’da burayı başkent ilan ettiğinde, ilk işi, şehre içme ve tarımsal sulamada kullanılacak su getirmek oldu. Sonraki krallardan Menua; gidip taa Bejingir’deki o suyu, her birine 100 altın verdiği 300 kişilik bir ekiple, 15 yılda, bilek gücüyle, 51 Km’lik Menua-Şamran Kanalını kazdırarak, Van Kalesine kadar getirdi. Dikkat ederseniz Gürpınar’dan Van’a uzanan Kanal’ın geçtiği Engil, Çiçekli, Edremit, Elmalık bu sayede yemyeşil, üst kısımlar dağ taştır. 2800 yıldır Van’ın yeşilliğinin yüzde 72’si halen bu sayededir.
II. Rusa ise Dünyanın ilk baraj gölünü, yine bu topraklarda inşa etmiştir. Bugün adına Keşiş Gölü dediğimiz Erek Dağı’nın güney doğu kısmındaki göl, Rusa’nın önüne bent çekerek oluşturduğu bir mühendislik harikasıdır. Suyu Beşçatak Köyü üzerinden önce Sıhke Gölüne, ardından Akköprü Deresi aracılığıyla Van Ovasına ulaştırmıştır. Birçok Kral, Erek Dağı eteklerinden Kalecik’e kadar olan bölgede sıralanan 40’tan fazla “Kehriz” inşa ederek halkına içme ve kullanma suyu sağlamıştır. Anlayacağınız Van Ovasında 3 bin yıl önce, bu günkünden kat be kat daha üstün, belediyecilik yapılmış, şehir adeta cennetten bir köşeye dönüştürülmüştür.
Bu gün 21’inci yüzyılın ikinci çeyreğine girmiş bulunuyoruz. Elalem neredeyse uzayda şehirler kuracak, bizim şehrimiz, kronik akıl yetmezliği ve belediyecilik beceriksizliği yüzünden, trafik, çarpıklık, varoşluktan sonra şimdide susuz, kurak bir cehenneme dönmek üzere!
Van’ın bu gün geldiği yer, hem bu günümüz, hem tarihimiz açısından utanç vericidir.
Lütfen aklınıza mukayyet olun…